Ben ilk hamile olduğumu öğrendiğimde ayaklarım 9 ay boyunca yere basmamıştı en ufak bir bel ağrısında hooop doktordaydım,yolda yürürken ayağıma değen taşlarla kavga etmeye başlamıştım .Doğum yaptıktan sonra hayatım oğlum oldu şimdi düşünüyorum da gece yattığım pijamalarımı gündüz çıkarmadan akşamın olduğu bir sürü gün yaşamıştım. İkinci hamilelik sürecim biraz daha rahat geçmişti en azından yolda taşlara kızdığımı hatırlamıyorum daha bir özgüven vardı içimde ama değişmeyen doğum sonrası alınan kilolar dip boyası gelmiş saçlar, süt olsun diye yediğim soğanlar, kapı çaldığı zaman kusmuklu tişörtleri saklama ,kaşlarımın neerdeyse gözüme girecek olması hiç değişmedi.
Şimdi üç çocuklu bir anneyim oturup zamanı geri sarıyorum ne kadar küçük sorunları büyütüp ben nasıl yapmışım deyip kendime gülüyorum.Çabuk doğru yolu bulduğum için de kendimi çok seviyorum.Şimdi hayatımı eğlenerek düzene koymayı öğrendim nasıl mı?
Öncelikle kendimi çok seviyorum yaşamayı da çok seviyorum .Sabahları güne erken başlamak benim altın kuralım, hava çok soğuk bile olsa o penceren bakıp havayı içime çektiğim an yeni güzel güne hoş geldin diyorum. Yapmam gereken yer şeyi yazmak işimi kolaylaştırıyor ve unutmamak için buzdolabına yapıştırmak ŞART.
Evimdeki eşyaların kölesi değilim artık ihtiyaç fazlası hiçbir şeyim yok,gerektiği kadar olması yetiyor zaten temizlik günleri dahilinde evde her şey yerinde benim komut vermemi bekliyor. Alışveriş listesi yapıyorum, bu liste hem gereksiz para harcamaktan koruyor hemde deniz kenarında gezer gibi reyonlar arasında salına salına gezmeme engel oluyor, listene bak al ve kasaya git. İşte bu kadar. En çokta hoşuma giden zamanım artık bol. Üç farklı birey yetiştiriyorum ve ilgi bekleyen bir eşim var. Çocuklarım ile kaliteli zaman geçirmek saatlerce oynamak, konuşmak anlamına gelmiyor biraz dikkatli olmak şart anneeee diye seslendikleri zaman asla şimdi işim var birazdan demiyorum çünkü o sırada bana ihtiyaçları olduğunu biliyorum benim bu evin annesi olduğumu yemek yapmam gerektiğini de artık öğrendiler. Çocuklarımın odası onların istediği ama evimizin kuralları dahilinde onlara ait olduğu için özgürler, boya kalemlerini kutu içine tek sıra halinde dizmek zorun da değiller ama belli bir yeri olası gerektiğini öğrendiler ,hiç birine diş fırçalama zamanı demiyorum ama banyoya yaptığım diş fırçalama çizelgesini kontrol ediyorum buda çocuklarımı takip etmeme yarıyor, yemek az veya çok demiyorum kesinlikle bitecek kelimesi soframızda yasak kendileri dur ve tamam komutlarıyla kepçemi yönlendirmeleri hem eğlenceli hem de eğitici oluyor.
Uyku saatleri ise biraz zamanımı aldı ama başardım. Yanlarına gidip biraz sohbet ve hayal kurmak, biraz sessizlik birazda koridordan sızan ışık artık yetiyor. Ben psikolog değilim, çocuk eğitimi de okumadım sadece yaşadıklarımı tecrübe edinen bir anneyim. Kendim için önceliklerimin farkındayım ansızın gelen komşuma biz isim şehir oynuyoruz istersen aramıza katıl veya da daha sonra görüşelim diyebiliyorum. Yolda kaldırımda taş sayıp şimdi dur ve gözlerini kapama oynuyoruz ,adı üstünde çocuk parklarına gittiğimiz zaman bankta oturup elimde telefon kimseyle konuşmuyorum ya bende katılıyorum yada yakınlarında durup bana her baktıklarında gülümsüyorum çünkü onlar için orda olduğumu hissediyorlar. Artık benimde kendim için zamanım var kitap okuyorum, dinleniyorum, yaşadıklarımı yazıyorum, arkadaşım ile sohpet ediyorum ve en mükemmeli için uğraşmıyorum Sevgiler koruyucu anne.

ŞEBNEM AKYÜZ – ARAŞTIRMACI YAZAR