Hoşgeldiniz  

BANA NE Mİ? BİR DAHA DÜŞÜNÜN…

Gülay PEKCUR KORUÇ | 09 Ağustos 2018 | Yazar


Evin minik faresi, duvardaki çatlaktan bakarken çiftçi ve eşinin mutfakta bir paketi açtıklarını görür. Kendi kendine:

-İçinde hangi yiyecek var acaba? Diye düşünür. Bir süre sonra gördüğü paketin bir fare kapanı olduğunu anladığında yıkılmıştır.

-Evde bir fare kapanı var! Evde bir fare kapanı var! Diye telaşla bağırarak bahçeye fırlar.

Minik fareyi telaş içinde gören tavuk, umursamaz ve bilgiç bir tavırla başını kaldırır ve gıdaklar:

-Zavallı farecik… Bu senin sorunun benim değil. Bana bir zararı olamaz küçücük kapanın. Der.

Tavuktan destek bulamayan farecik bu sefer telaşla koyunun yanına koşarve;

-Evde bir fare kapanı var! Evde bir fare kapanı var! Diye adeta çırpınır. Koyun anlayışla karşılar ama:

-Çok üzgünüm fare kardeş ama dua etmekten başka yapabileceğim bir şey yok. Dualarımda olacaksın. Der.

Minik fare çaresizlik içinde ineğe döner:

-Evde bir fare kapanı var! Der. İnek:

-Bak fare kardeş senin için üzgünüm ama beni hiç ilgilendirmiyor. Der.

Sonunda farecik, başı önde umutsuz şekilde eve döner. Çiftçinin fare tuzağı ile bir gün tek başına karşılaşmak zorunda olduğunu anlar.

O gece evin önünde sanki bir ölüm sessizliği var olmuş. Minik farecik aç ve susuzmuş. Tam yorgunluktan gözleri kapanacakken birden bir ses duyulmuş. Gecenin sessizliğini bölen gürültü, fare kapanından geliyormuş.

Çiftçinin karısı, ne yakalandığını görmek için yatağından fırlamış. Mutfağa koşmuş. Karanlıkta kapana, zehirli bir yılanın kuyruğunun sıkıştığını fark etmemiş. Kuyruğu kapana kısılan yılan can acısıyla çiftçinin karısını ısırmış. Çiftçi apar topar doktora götürmüş karısını. Doktor zehri temizlemiş, eve göndermiş. Karısının evde ateşi çıkmış ve bir türlü düşmüyormuş. Çiftçi hastaya en iyi gelen taze tavuk suyu çorbası deyip, bıçağı alıp bahçeye koşmuş. Tavuğu kesmiş suyuna çorba yapmış, karısı da içmiş. Haberi alan komşular geçmiş olsun, diye gelmeye başlamış. Onlara ikram içinde çiftçi koyunu kesmiş. Lakin karısı bir türlü iyileşememiş ve vefat etmiş. Cenazeye çok sayıda kişi gelince çiftçi yeterli et için ineği de mezbahaya yollamış.

Fare tüm bu olanları büyük bir üzüntü içinde duvardaki deliğinden izlemiş.

 

Bana ne mi? Gerçekten bu hikayeden sonra tekrar düşünmemiz gerekmiyor mu? Etrafımızda olan olaylara karşı ya son derece kör, ya da son derece meraklı olup çözüm bulmak noktasına varmıyoruz bile. Onun yerine akıl veriyoruz, geçiştiriyoruz, önemsemiyoruz, başkalarına malzeme veriyoruz.  Kalbimizi vererek dinlemezsek bir gün başkaları da bizi kalpleri ile dinlemeyecektir.

Ne ektiğinizi ve ne biçtiğinizi düşüneceğiniz dolu dolu bir hafta dilerim.

 

FARKINDALIĞA GİDEN YOL…

Gülay PEKCUR KORUÇ

PROFESYONEL KOÇ

İSMOLOJİ VE NÜMEROLOJİ UZMANI

[email protected]

 

Etiketler:

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

EN SON HABERLER

DOLAR 5,6725
EURO 6,5743
BIST 98.466,42
ALTIN 223,5242

EN ÇOK OKUNAN HABERLER

Bu sitede yayınlanan haberler izin alınmadan yayınlanamaz. Kaynak gösterilemez Edirne Ajans Medya Grubu 2013©
Reklamı Gizle