Hoşgeldiniz  

FARKINDALIĞA GİDEN YOL…

Gülay PEKCUR KORUÇ | 13 Mayıs 2018 | Yazar


“Bu çocuk ders çalışmıyor.”

“Komşunun kızına bak, bir de bizimkine bak.”

“Okul parayı alıyor, biz de günü gününe ödememizi yapıyoruz. Ama bizim kızda iş yok.”

“Şu özel derse döktüğümüz paralarla ev alırdık.”

“Böyle giderse sınavı kazanamazsın.”

“Ders çalış, beni delirtme.”

“Alırım o telefonu elinden.”

“Yasak bilgisayar, tablet sana.”

“Senden bir şey olmaz.”

“Yazıklar olsun sana, verdiğim emeğe, döktüğüm paralara.”

“Aptallar sınıfta kalır.”

“Ben senin gibi değildim. Her gün saatlerce ders çalışırdım.”

“Tiyatrocu olup açlıktan mı öleceksin?”

“Benim gibi doktor ol. Aile mesleği olur.”

“O testleri çöz. İşin hep aldırmak.”

“Heyecanlı bu çocuk. Bir şey yapamaz.”

“Dikkat dağınıklığı var.”

“Testi boş bırakma. Hepsini cevapla.”

Ya da

“Benim yavrum en iyisini yapar.”

“O hep 100 alır, 98 nedir bilmeyiz.”

“Çocuk tabiki zeki çünkü ben öyleyim.”

“Her gün saatlerce ders çalışır. Başka yer bilmez.”

“Ahmet bizi hiç üzmez. Bir gün olsun ders çalış demedim.”

“Bizim kız üç dil biliyor. Yakında Amerika’da master yapacak. Bizim aile hep böyle.”

“O kadar paralar döktük, karşılığını verdi yavrum sınavı kazandı.”

“Çocuğumla gurur duyuyorum, sınavı kazandı.”

NASIL? TANIDIK GELDİ Mİ?

Evlatlarımız özeldir. Bizim bu hayattaki mucizelerimizdir. Onlar bize koşulsuz sevgiyi, merhameti, yılmamayı öğretir. Bu yüzden her çocuk ailesinin öğretmenidir, aynasıdır.

Biz çocukları ülkemizin bir gerçeği olan sınavlara hazırlıyoruz. O kadar çok kendimizi kaptırıyoruz ki keşke sınava biz girsek de soruların hepsini yapsak. Birinci olsak. Herkes bizi alkışlasa. Ayşe’ ye, Ahmet’ e hava atsak. Ne de iyi olurdu? Kendi başaramadıklarımızı başarsak. Ahh!Ahh! Biz bunları yapsak herkes ne mutlu olur. Mutlu olmasına olur da hakikat bu değil.

Hakikat olan hayatın sınavıdır. Biz ne yazık ki onları hayat sınavına hazırlamayı bıraktık. Onlara değerleri öğretmiyoruz. Saygıyı, sevgiyi koşullara bağlıyoruz. Sonra da dost sohbetlerinde: “Bu çocuklara ne oldu?” diye soruyoruz.

Aile olmayı, birlikte olmayı, koşulsuz sevgiyi, sonsuz saygıyı, ümidi, mutluluğu, neşeyi, hüznü bile…

Neyi öğretiyoruz ki çocuklarımıza ne bekliyoruz?

Şu hikayeyi gözümüzde bir canlandıralım:

Çocuk okuldan geliyor. Eve adımını yeni attı. İlk soru: “Sınavdan kaç aldın?” İkinci soru, mutlaka annenin ya da babanın kendi içinde rekabet ettiği bir velinin çocuğu var: “Ayşe kaç almış?” Şimdi sıradaki hamle, eğer Ayşe düşük not almış ise sınavdan bizdeki yorum: “ Aferin benim yavruma.” Yok bu değil de Ayşe yüksek not almışsa, yazık olacak çocuğa:”Bıktım senden. Özel ders, dedin yaptık. Okul dedin, tamam. Bak elalemin çocuğuna derse bile gitmiyor. Yeter artık ver o telefonu bana. Git gözüm görmesin, cezalısın.”

Eveeet! Bu canlandırma size ne hissettirdi?…

Lütfen çocuklarınızı ihmal etmeyin. Cebine koyduğunuz harçlık, gönderdiğiniz okul, gittiği özel ders değil onun değeri. Onun para ile satın alınan şeylerle yaşamı algılamasına izin vermeyin. Hiçbir şeyle veya kimse ile hatta kendinizle bile mukayese etmeyin. Her çocuk özeldir. Onun da bir dili vardır.

Yavrunuzu koşulsuz sevin, sayın. Hatalarını abartmayın, ayıplamayın; yardım edin. Başını okşayın, sımsıkı sarılın, daha çok sevdiğinizi söyleyin. Unutmayın ki onlar sizin en kıymetli parçanız. Canları sağ olsun.

Bu haftaki yazımı şöyle bir soru ile bitirmek istiyorum:

“Size yapılmasını istemediğiniz bir şeyi, başkasına da yapmayın.”

BU ÖĞRETİ SİZE NE DEMEK İSTİYOR?

İyi bir hafta sizin olsun.

656 Kez Görüntülendi.
Etiketler:

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

EN SON HABERLER

DOLAR 6,5505
EURO 7,4744
BIST 93.749,68
ALTIN 251,6341

EN ÇOK OKUNAN HABERLER

Bu sitede yayınlanan haberler izin alınmadan yayınlanamaz. Kaynak gösterilemez Edirne Ajans Medya Grubu 2013©
Reklamı Gizle