Eğitimin, ve geçim kaynaklarının kentlerde odaklanmasından sonra köylerimiz iyice  boşaldı.

Anadolu’muzu bırakınız Trakya’da verimli toprakların bulunduğu köylerimizde evler terk edilmiş durumda .Köy kahvelerinde insanlarımıza bakıyorsunuz genellikle yaşı ilerlemiş  kimseler veya köylerle güçlü bağları olan, ekonomik durumu  çok iyi olan köylüler ile iş bulmak için başka illere göç edemeyen iş bulma imkanı olmayan insanlarımız kalmış köylerimizde.Hangi akla hizmet ederek böyle güzel  köylerimizi boşalttık anlamak mümkün değil .

İstanbul’a bakıyorsunuz nüfusu Avrupa ülkelerinin bazılarının nüfusunu aşmış. Çarpık gelişme köylerden aşırı göç sonucunda  mega kent durumuna gelmiş.

Bu kente göç eden vatandaşlarımıza  nerelisiniz diye sorduğunuzda İstanbul’da ikamet etmesine karşın soyunun yaşadığı atalarının bulunduğu  il ve ilçelerin adını söylerler.

İnsanlarımız  yaşadıkları yörelerden göçe zorlanmış. Bazıları terör belasından uzaklaşmış yerinden yurdundan uzaklaşmış bazıları mezhep kavgasından kan davasından  göçe zorlanmış.

Ülkemiz ekonomisini belirlerken İş imkanlarını yurdun dört bir yöresine yayma yerine,   işin kolaycılığını seçip belli merkezlerde toplayıp, geçim sıkıntısında olan halkımızı buralara göçe zorladık.  Bunun sonucu yurdun dört bir yöresinde öç ederek  gelen insanlarımızdan oluşan  köyler ve kasabalardan oluşan büyük kentler  meydana geldi.

Verimli toprakların ekim dikiminde eski yıllarda olduğu gibi özen gösterilmiyor.Ekonomik açmaz sonucu toprakların bir bölümü sahiplerinin bankaya borçlarını ödeyememesi nedeniyle bankaların malı oluyor.

Siz bakmayın “çiftçi dostu” diye reklamı yapılan yabancı ülkelerin malı olan bankalara.

Borçlarınızı  ödemeyip faizler katlanmaya başladığında işiniz toz demektir.

Borcunuza karşılık tarlanız,yıllardır ekmek kapınız olan canınız gibi sevdiğiniz topraklarınız başkasının mülkiyetine girer. Bunun dışında Kaynağını  yerini yurdunu bilmediğiniz sermayedarlar köylerde çevresi olan ağzı laf yapabilen  kişileri bulup onlar da yem olarak kullanıp dara düşe çiftçilerin toprağına sahip olur.

Bunun sonucunda köylerimizde kim olduğunu bilmediğiniz tarla komşuları oluşuyor.Adım adım köylülerimizin toprak düzeni yok oluyor.Yeterli devlet desteği alamayan tarımdaki gelişmeleri izlemeyip dededen kalma yöntemle iftçilik yapma yöntemini seçenlere günümüz ekonomik koşullarında yaşama hakkı tanınmıyor. Bunun sonucunda geçim için çareyi büyük kentlerde sanayi kuruluşlarında arayan insanlarımızın büyük bölümü tekrar köylerine dönmek istese de, bozulan yuvalarını tekrar kurmaları zor oluyor “İnsanlarımız “şehirde  geçinemedi tekrar geri döndü” denmesini gururuna yediremeyip kıt kanaat kentlerde yaşamını sürdürmek zorunda kalıyor.Böylece halkımız arasında asırlardır süren göçlü aile bağları geçim derdi nedeniyle yok oluyor.

Büyük kentlerde şehirlerin cazibeli yaşamında çok değerlerimizi yitirip bambaşka insan oluyoruz.

Bir süre sonra ne köylü yapımız kalıyor, ne de şehir yaşamına uyum sağlayabiliyoruz. Geçim imkanı bulamadıkları için köylerimizde yaşlı insanlarımız kaldı.

Uzunköprü’nün bir köyüne gittim kahvede oturan yaşlılarla köylerinin durumunu sordum ilginç anıları var. Köylerindeki gençlerin bir biri ardına Çerkezköy’e göç ettiğini, daha sonra ailelerinin de oralara taşındığını ,böylece köylerde sadece yaşlıların kaldığından yakındılar.Bir cenaze olduğunda tabutu taşıyabilecek  insan bulmada dahi zorlandıklarını söylediler.

Köyde kalan yaşlıların birbirine destek vererek yaşamlarını sürdürdüklerini belirterek” Bayram  gelsin yakınlarımız köye gelsin diye dört gözle bekliyoruz.”Köylerimizin eski  tadı kalmadı. Göç nedeniyle güzel köylerimiz bakımsız kaldı” diye dert yandılar.Çevreye bir göz attığınızda bunu görmek mümkün.Siz bakmayın “köyler çok güzel oralarda yaşamak isterim” diye palavra atanlara. Kendi ellerimiz ve izlenen yanlış politika sonucu güzel köylerimizi yaşanmaz hale getirdik .Bunu sağlayanlar başarılı oldu bir yerlerine kına yaksınlar şairin dizelerinde  belirttiği gibi, Orada bir köy var uzakta -O köy bizim köyümüzdür.Gitmesek de gelmesek de o köy bizim köyümüzdür. Şairin yıllar öncesi özlemi bugün için de geçerli değil mi? 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz