Hoşgeldiniz  

 Firmanızın Tanıtımı için BİZ VARIZ...                              Edirne AJANS Medya Grubu                                       0 284 214 24 04 - 225 00 25

TIKLAYIN TIKLAYIN TIKLAYIN TIKLAYIN TIKLAYIN TIKLAYIN TIKLAYIN TIKLAYIN

Öfkemize yenik düşüyoruz

admin | 21 Kasım 2015 | BÖLGE

fikri_yalin_kose            Bilmiyorum hangi ülke insanları arasında yaygın olan sözler arasında “ Öfke baldan tatlıdır” sözcüğü vardır. Öfke ve onun yaratacağı sonuçlar nasıl balın tadı ile mukayese edilebilir. Bu sözcükler halkımızın genel yapısını en güzel tarif ediyor.

Ülkemizdeki suçların büyük çoğunluğu bir anlık öfkenin sonucu oluşuyor. Hapishanelerde yatan mahkûmların büyük bölümü öfke sonucu başının belaya girmesinden sonra meydana gelmiş suçlardır.

Yolda yürüdüğü sırada gölgesinin üzerinden geçen kişiye saldıran kendisine yan baktı diye silahını çeken hasmına benzediği gerekçesiyle araştırıp incelemeden günahsız insanları öldüren bizim insanlarımız.

            Genel olarak öfkemize yenik düşen ve sonunda nadim olan insanlarız. Bu öfkenin sonunda başımıza ne belaların geleceğini hiç hesap etmiyoruz.

Öfke ile işlenen suçların ardından da “ Bir anlık öfkelendim yaptığıma pişmanım” diye kendimizi savunuyoruz.

            İnsan hayatının her şeyin üzerinde saygı duyulması her değerin üzerinde tutulup saygı duyulması gereken bir anlayış olması gerektiği halde, bizim ülkemizde öfkelenme onun bunu telkini sonucu hiç uğruna insanlarımız ölüyor. Gerçekle ilgisi olmayan kulaktan duyma sözler, bitip tükenmeyen kan davaları feodal anlayışlar sonucunda binlerce insanımızın ölümüne neden oldu.

Öfkelenip karar vermeden önce yüze kadar say diye bir uyarı vardır. Bunda gerçekten haklılık payı olduğunu yadsıyamayız.

            İnsanlar bir şeye anında karar verip uyguladıkların zamanla genellikle yanlış hareket ederler. Verecekleri kararı bir süre düşünmeleri halinde verdikleri kararın doğru veya yanlış olduğunu daha sağlıklı şekilde karar irdelerler. İnsanların öfkelenmesi, o öfkenin tesirinde kalmaları yanlışlıkların en büyük kaynağıdır.

Sabahları televizyonları açtığımızda gazetelere göz attığımızda insanın kanını donduran adli vakalar ölüm olayları ile karşılaşırız Bunların ana nedeni yine insan yaşamını değersiz gören ve aslı astarı olmayan dedikoduların etkisinde kalan öfkesini yenemeyen insanlarımızdan kaynaklanmaktadır.

Bizim halkımıza has bir yapı “ Burnundan kıl aldırmaz”  diye bir söz vardır.

Kendi doğrusundan başka doğrulara kapısını kapayan, en doğruyu kendisinin söylediğini, savunduğunu iddia eden insanların her alanda çarşıda mahkeme salonlarında siyasette basında kısaca günlük yaşamımızda çeşitli örnekleri ile karşılaşırız.

            Denilebilir ki ülke insanımızın en belirgin özelliklerinden biri de kısa zamanda öfkelenmemiz olarak tarif edebiliriz.  Ülkede eğitim seviyesinin yükselmesine ve her zaman öfkenin zararları konusunda iletişim araçlarında okullarda programlar yapılmasına karşın bir türlü öfkelenmeden vazgeçemiyoruz.

Hastane koridorunda iki kişi tartışıyor, bir vatandaş “ yapmayın etmeyin ayıp oluyor” demek için aralarına girmek istiyor. Kavgacılar bu kez ona saldırıyor.

            Kadını eşi sokak ortasında ölesiye dövüyor vatandaşlar engellemek istiyor. Daha sonra bakıyorsunuz kadın kocasına tepki göstereceğine kendisini dayaktan kurtarmak isteyenlere öfkelenerek “ bu benim kocamdır ister döver isterse sever” diye cevapla karşılaşırsınız.

İnsanların gözleri önünde bir olay cereyan eder. Emniyet güçleri olay anına gelir çevresindekilere olayı aydınlatmak için neler oldu diye sorduğunda kimse olanları anlatma cesaretini gösteremez” Bana ne belki başım belaya girer” diye insanlık görevini yerine getirmekten çekinir.

            Açıkça işlenen suçlarda haksızlığa uğrayan insanların yanında kimse tanık bulamaz.

Adam her tarafa küfür eder yasa masa tanımaz,  birimiz çıkıp sen ne yapıyorsun diyemeyiz hiç olmazsa bunu ilgili kurumlara iletme cesaretimiz yoktur.

Yasaların en iyi savunucusu o ülkenin insanları olmalıdır. Avrupa ülkeleri bu uygulama sayesinde herkesin yasalara göre hareket etmesini sağlamıştır.

Orada kimse çevremde yasayı uygulayacak kimse yok diye suç işleyemez.

            Sıradan bir vatandaş bir bakarsın bu yasa tanımaz kimseyi ilgili kuruma iletmiş. Yasalara uymayı sağlamak bu konuda şikâyette bulunmak bizde ne yazık ki “ Muhbirlik, eski adıyla müzevircilik” olarak tanımlanır.

Başkalarının hakkını gasp eden yasa tanımayan kimseleri ilgili kurumlara duyurmak vatandaşlık görevimizdir. Onu yapmayıp aslı astarı olmayan suçlamalarla başkalarını suçlu gibi göstermeye çalışanlar işte onlar geçek muhbirlerdir.

            Ne yazık ki, bunu kendisine görev sayan onun bunun gözüne girmek için bu yola başvuran insanlarımızın toplumumuzda her zaman bulunduğunu bazı durumlarda itibar dahi gördüklerini inkar edemeyiz.

Yaşadığımız olumsuzluklar ülkemizde demokrasimizin tüm kurallarıyla işlemesine engel oluyor.

            Bu uygulamalar sonunda zaten yapısı gereği sinirli olan insanlarımız öfkelenerek yasayı bir yana bırakıp öfkelerini doğrultusunda hareket ediyor. Bunun sonucu da çoğu kez geri dönülmez bir suçla noktalanıyor.

723 Kez Görüntülendi.
Etiketler:

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

EN SON HABERLER

DOLAR down
EURO down
IMKB down
ALTIN down

EN ÇOK OKUNAN HABERLER

Bu sitede yayınlanan haberler izin alınmadan yayınlanamaz. Kaynak gösterilemez Edirne Ajans Medya Grubu 2013©