Hoşgeldiniz  

 Firmanızın Tanıtımı için BİZ VARIZ...                              Edirne AJANS Medya Grubu                                       0 284 214 24 04 - 225 00 25

TIKLAYIN TIKLAYIN TIKLAYIN TIKLAYIN TIKLAYIN TIKLAYIN TIKLAYIN TIKLAYIN

Sınır köyünde müze

admin | 05 Aralık 2015 | BÖLGE

  fikri_yalin_kose          Edirne Merkez köylerinden Budakdoğanca Köyü Kapıkule istikametinde Bulgaristan ile sınırda olan bir köyümüz. Bu köy ile Bulgaristan hududu arasında bir iki kilometrelik mesafe var. Köy yakınından geçen dere yatağı ile bu köyün tarlaları Bulgarlarla karşı karşıya. Köylüler tarlalarında çalışırken karşılarında komşu Bulgarları görüyor bazıları karşılıklı selamlaşıyormuş. Ülke sınırlarının belirlenmesiyle bazı Türk köyleri Bulgaristan hudutları içinde kalmış. Bu yönde köylülerin çok acı anıları var.

Bulgaristan topraklarına ve yakınında olan Yunan köylerine bakarak dedelerinin acı anılarını hatırlıyorlar.

            Köylüler bazı köylerin sınırların çizilmesi sonucu Bulgaristan ve Yunanistan’dan Türkiye’ye göç ettiğini atalarının mezarlarının  evlerinin tarlalarının bağ bahçelerinin  oralardan kaldığını  söylüyorlar.

Bunlar tüm sınır köylerimizin ortak acıları. Bakıyoruz Bulgarlar Ülke topraklarına göçmenlerin girmemesi için tel örgü ile kapatıyor. İki komşu ülke halkı bu uygulamadan huzursuz. Bulgarlar sınırlardan mülteci akınını önlemek için başka çarelerinin olmadığı görüşünde.

            80 haneli köyde okuma yazma oranı çok yüksek, buradan yetişenlerin Edirne’de çeşitli kuruluşlarda görevlerde bulunduğu biliniyor.   Bu sınır köyümüzde ilginç bir görüntü ile karşılaştım.  Bahçesinde Atatürk anıtı olan eski eşyaların bulunduğu bahçeden kahveye girdiğimizde kahvenin bitişiğindeki bir odada köyün müzesi bulunuyor.

Böyle küçük bir köyde bir müze ile karşılaşmadığım zaman hayrete düştüm.  Köydeki müze bugüne kadar halkın tarımda ve evlerinde günlük yaşantılarında kullandıkları eşyalardan mutfak araç ve gerecinden oluşmuş.

Yabasından, düvenine, tırpanından, evlerde ekmek pişirme araçlarına, kandilinden, dibeğine kadar eşya sergilenmiş.

Bir köşede de erkeklerin ve kadınların giysileri genç kızların gelinlikleri var. Köyde bugüne kadar muhtarlık yapanların resimleri duvara asılmış.

Bulgaristan’dan göç ederek köye gelip uzun süre eğitmenlik yapan köylülerin okuma yazmasının yüksek olmasına katkı sağlayan rahmetli eğitimci Ahmet Boztuna’nın resmini başköşeye asmışlar. Bu eğitimcinin oğlu da emekli öğretmen eğitmene köylüler büyük saygı duyuyor.

Müzede ayrıca bugüne kadar yapılan sosyal ve sportif faaliyetler de resimlenmiş. Müzeyi ziyaret edenler anı defterine anılarını yazıyorlar. Böyle küçük bir hudut köyünde böyle kapsamlı bir müzenin olması herkes gibi beni de duygulandırdı.

            Bizi kendi doğduğu ve bağlarının devam ettiği   köyüne götüren ve müzeyi görmemizi sağlayan Tayakadın Köyü İlkokulu Müdürü Necmettin Kıyıcı’ya da buradan teşekkürlerimizi sunarım.

Köylüler başta muhtarları Ayhan Kıyıcı olmak üzere tüm faaliyetlerini birlik ve beraberlik içinde sürdürüyorlar. Köyde ortak çalışmalarda hiçbir ayrı gayrı yok.

            Köyde yaşayanların büyük bölümü Edirne’de ikamet etmesine karşın köyleri ile bağlarını koparmamışlar.

Her fırsatta köylerine gelip gidiyor yakınları ve komşuları ile dostluklarını sürdürüyorlar. Köy Muhtarı Ayhan Kıyıcı ve  Tayakadın Şehit Cem Havale  İlkokulu Müdürü Necmettin Kıyıcı  müzenin yapılmasındaki amacın gelecek nesillere  köy  halkının yaşantısını gelenek ve göreneklerini aktarmak olduğunu gelecek kuşakların geçmişlerini unutmamaları için katkı sağlamak olduğunu ifade ettiler.

Gerçekten bunda haklılar. Geçmişini unutan toplumların gelecekleri de olmayacağını ifade eden yaygın bir sözcük vardır.

Burada köylülerin kendi imkânları ile hazırladıkları müzeyi görünce o sözler aklıma geldi.

            Keşke her yerleşim alanında o köyün geçmişini yansıtan böyle eski eşyalardan oluşan buna benzer eski eserleri sergilendiği yer olsa.

O zaman gelecek kuşaklar buraları ziyaret ederek atalarının ne koşullarda yaşadıklarını,  hangi eşyaları kullandıklarını o zorluklardan bu güne gelindiğini hatırlamış ve geçmişlerini unutmamış olurlardı.

Budakdoğanca köyünde müzeyi ziyaret edince bir anlamda çocukluğumda kendi yaşadığım ortamı hatırlayıp bir kez daha o günleri zor koşullarda, kıt imkânlarla sürdürdüğüm yaşamım gözümün önünden geçti.  Orada eski günlerde kullanılan eşyalara baktıkça bir sinema perdesi gibi eski anılar gözümde canlandı.

Bugünkü gençlerimiz orada sergilenen malzemelerin, kullanılan eşyaların adını dahi bilmezler. Bir zamanlar bu malzemelerin insan yaşamı ile iç içe olduğunu hatırlamazlar.

Harmanda buğday saplarını samana döndüren düveni,  bugün kim hatırlar.

Yine ekinleri biçmek için kullanılan orağın, elliğin ne olduğunu bilen var mıdır? Teknolojinin gelişmesi ile insanların kullandıkları eşyalar da değişiyor. Eskiden insanların yaşamının parçası olan malzemeler bakıyorsunuz bir süre sonra bir kenara atılıyor. Taş plaklar, gramofonlar, sandık büyüklüğünde olan pille çalışan  radyolar  gibi  unutulup gidiyor.

Belki bir süre sonra bugün günlük yaşamımızda kullandığımız eşyalar da bir kenara atılıp unutularak müzelik olacaklar.

Tüm bu değişime rağmen insanlar atalarının anılarını onların yaşantılarını unutmamaları gerekir. Onlar bu anıları unutup geçerse onlara da gelecek nesilleri o mantıkla yaklaşır. Kendileri de bir süre sonra unutulur giderler.

622 Kez Görüntülendi.
Etiketler:

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

EN SON HABERLER

DOLAR down
EURO down
IMKB down
ALTIN down

EN ÇOK OKUNAN HABERLER

Bu sitede yayınlanan haberler izin alınmadan yayınlanamaz. Kaynak gösterilemez Edirne Ajans Medya Grubu 2013©