Hoşgeldiniz  

Tren kazasında “Rayların denetim, bakım ve onarımında ihmal vardır.”

admin | 19 Temmuz 2018 | BÖLGE, Eğitim, Genel, Sağlık, trafik, yaşam A- A+

İnşaat Mühendisleri Odası Edirne Temsilcilik binasında gerçekleşen basın toplantısında Çorlu tren kazısı, İmar Barışı ve deprem konuları ve merak edilen sorulara ilişkin açıklamalarda

bulunan TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şube  Başkanı Nusret Suna konuşmasında;

“Ne yazık ki Türkiye’yi tanımak isteyenlerin karşısındaki panoramanın hayli iç karartıcı olduğunu söylemek durumundayız. İnsanlarımız neden hayatını kaybediyor? Depremler başta olmak üzere bütün doğal afetler büyük oranda can kaybına neden oluyor. Karayolu ve tren yolu ulaşımındaki kazalar kayda değer oranda kayba yol açıyor. Bilinmesini isteriz ki canımızı asıl yakan, insanların hayatına mal olan sorunların doğrudan biz inşaat mühendislerinin ilgi alanında bulunuyor olmasıdır. Depremler bizlerin mesleki uhdesindedir. Kara ve demir yollarındaki kazalar yine doğrudan inşaat mühendisliği mesleğinin ilgi alanındadır. Geçtiğimiz günlerde Çorlu’da meydana gelen tren kazasında, aslında cinayet demek daha doğru olur, 24 insanımız hayatı kaybetti. 318’i yaralandı.

Kazanın neden meydana geldiğiyle ilgili pek çok değerlendirme, teknik analiz yapıldı. Ayrıntılara girmeyeceğim ama şu noktayı da vurgulamadan geçemeyeceğim:

“Eskişehir’de yaşanana tren kazasından gereken ders çıkarılmamış”

2004 yılında Eskişehir’de meydana gelen ve 41 canımızı aramızdan alan hızlandırılmış tren kazasından gerekli dersler çıkarılsaydı, Çorlu kazasını yaşamazdık. Bu nokta hiçbir tartışmaya gerek bırakmayacak kadar açık ve nettir.

Kaldı ki demiryollarımızda altyapı eksikliği, sinyalizasyon sorunları, hemzeminlerdeki sıkıntılar, niteliksiz çalışanlardan kaynaklı hatalar nedeniylegündeme bile alınmayan pek çok ölümlü kaza yaşanıyor.

Sizlere sormak istiyorum: Daha eski tarihlere gitmeye gerek yok. 1999 Marmara depreminden gerekli dersler çıkarılsaydı, Van depremi bu oranda yıkıma yol açar mıydı?

Bu durumu olumsuz anlamda “kelebek etkisi” olarak tanımlayabiliriz.

Türkiye bir deprem ülkesidir. Ve siz Türkiye’de, bırakalım deprem önlemlerini almayı, İmar Barışı adı altında başlattığınız uygulama ile mühendislik hizmeti almadan üretilen kaçak, sağlıksız ve güvenli olmaktan uzak yapılara af ilan ederseniz, telafi edilmesinin mümkün olmadığı büyük katliamlara davetiye çıkartırsınız.

Siz altyapı sorunlarını görmezden gelerek demiryolu ulaşımında yüzeysel yatırımlara kalkışırsanız, altyapı işlerini ihale ettiğiniz taşeron firma, maliyetten kısmak için yol bekçiliği müessesini kaldırmasına, yaya olarak ray denetimi yapan bekçileri işten çıkarılmasına göz yumarsanız Çorlu katliamının birinci dereceden sorumlusu sizsiniz demektir.

İmar Barışı, “yapılaşmaya darbe Kentlerin kalbine hançerdir.”

Kamuoyuna İmar Barışı olarak yansıyan, aslında imar affı olan girişim ve beraberinde Yapı Ruhsatı standardında yapılan değişiklik, sağlıklı ve güvenli yapılaşmaya darbe, kentlerin kalbine hançerdir.

Bilindiği gibi, 2 Mayıs 2018 tarihinde Resmi Gazete’nin mükerrer sayısında yeni Yapı Ruhsatı Formu Standardı yürürlüğe girdi. Ardından ise Mekânsal Adres Kayıt Sistemi Yapı Belgeleri Uygulamasında ruhsat formu değişikliklerinin işlenmesiyle; yapı sahibinin, yapı müteahhidinin, şantiye şefinin, yapı denetçilerinin ve proje müelliflerin ıslak imzalarının yer aldığı haneler kaldırıldı.

Bu değişikliğin uygulamaya nasıl yansıyacağı, ne gibi sonuçlar doğuracağı sır değildir.

Ne yazık ki ülkemizde yapı üretim süreci kurumsal bir işleyişe kavuşturulamamış, yapı üretim mevzuatında gerçekleştirilen sayısız değişiklik, dönem dönem ilan edilen imar afları sağlıksız ve güvenlikten yoksun yapılaşmanın ortaya çıkmasına neden olmuştur.

Bu değişikliğe neden ihtiyaç duyulduğunu anlamak mümkün değildir. Mühendisleri, mimarları üretim sürecinin formalitesi gibi gören, meslek disiplinlerini itibarsızlaştırılmayı hedefleyen girişime kim neden ihtiyaç duyar? “Sahte mühendis” ya da “sahte imza” gibi olumsuzluğun devlet eliyle yaygınlaştırılmasından başka sonuç doğurmayacak bir adımı kim neden atmak ister? Mühendislerin kendi üretimlerine imza atmayacak olması, yapı ruhsatının mühendislerin bilgisi dışında hazırlanması yapı üretimine ne gibi bir katkılar sağlayacaktır?

Bir deprem ülkesi olan Türkiye’de kamuoyu, yapı üretiminin zaaflı yönlerinden arındırılması, ihtiyaca dayanarak gerekli mevzuat değişikliklerinin gerçekleştirilmesi, mühendislik uygulamalarının denetlenmesi ve niteliğinin artırılması yönünde beklenti içindedir. İfade edilmelidir ki, beklentinin karşılık bulmaması bir yana, mühendisleri denetim dışına çıkartan, meslek odalarının denetim kanallarını daraltan, mühendisliği önemsizleştiren uygulamalar nedeniyle geleceğe dönük kaygılar çoğalmaktadır.  Ülkemizde yapı stokunun durumu içler acısı haldeyken, imar affıyla güvensiz yapı örneklerini kalıcı hale getirmek olası bir depremde faciaya yol açacaktır.

“Rayların denetim, bakım ve onarımında ihmal vardır.”

Çorlu’daki kazaya neden olan yer, demiryolu ile dere yatağının kesiştiği noktadır. Her türlü zemine güvenli yapı inşa edilebileceği gibi, her türlü zemine de ray döşenebilir. Bunun tek kıstası bilimin ve mühendisliğin temel ilkelerine bağlı kalmaktır. Hepinizin gördüğü gibi rayların oturduğu dolgu zemin boşalmış ve tren raydan çıkmıştır. Dolgu zeminin aniden boşalması mümkün olmadığına göre, rayların denetim, bakım ve onarımında ihmal vardır. Ne yazık ki bu ihmal 24 insanımızın hayatına mal olmuştur.

 Her doğal afet, her kaza takdiri ilahi olarak yorumlanır, sorumluluk üstlenilmezse ne yazık ki faciaların devam etmesi kaçınılmazdır. Her olayda, örneğin Çorlu kazasında yağmur suçlu ilan edildi, suç başka nedenlerde aranırsa, acıların ardı arkası kesilmeyecektir. Yağmur bir doğa olayıdır. Yağmurun rayların oturduğu zeminde bozulmalara neden olması her zaman beklenen bir durumdur. Beklenmeyen ise kontrollerin yapılmaması, gerekli önlemlerin alınmaması, bakım ve onarım işinin ihmal edilmesidir. 2004 Eskişehir kazasında hiç kimse sorumluluk üstlenmedi. Çorlu kazasında da hiçbir yetkili sorumluluğu üzerine alıp istifa etmedi. İmar affıyla, af edilen yapıların yol açacağı facialardan sonra da, bugünkü yöneticilerin hiçbiri kamuoyunun karşısına çıkıp bir özür bile dilemeyecek. Bütün bu tablo bizlere şunu söylüyor: Ekonomik-politik karar ve tasarruflar tartışılabilir. Ancak bu ülkenin asıl sorunu vicdanlarının kaybedilmiş olmasıdır.” dedi.

 

925 Kez Görüntülendi.
Etiketler:

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

EN SON HABERLER

DOLAR 5,3322
EURO 6,0829
BIST 91.578,62
ALTIN 214,0936

EN ÇOK OKUNAN HABERLER

Bu sitede yayınlanan haberler izin alınmadan yayınlanamaz. Kaynak gösterilemez Edirne Ajans Medya Grubu 2013©
Reklamı Gizle