fikri_yalin_kose        Uzmanlar insanlardaki hastalıkların büyük bölümünün yedikleri yiyeceklerden kaynaklandığı görüşünde birleşiyorlar.

Onun için yiyeceklerimiz sağlığımız açısından çok önem taşıyor.

Toplumda gelişen çok kazanma hırsı üretimde kullanılan gübre ve ilaçların yerli yersiz ve çok miktarda kullanılması bu ilaçların kalıntılarının sebze ve meyvelerde kalıcı hale gelmesi sağlığımız açısından da büyük tehlike oluşturuyor.

            Yetkililerin, sebze ve meyveleri defalarca yıkayarak yenilmesi konusunda kesin uyarıları var.

Çoğu kişi pazarda satın alacağı bir yiyeceği satıldığı tezgâhta tatmak istemesi bizim halkımızda alışkanlık haline gelmiştir.

            O anda satılan yiyeceklerde sağlığımıza zararlı olabilecek bir zehirli maddenin olup olmadığına dikkat etmeyiz. Bu çarşı pazarlarda sıkça rastladığımız insanların dikkatsizliğinden kaynaklanan bir durum.

Bu arada köylerde ve küçük yerleşim alanları ve kenar mahallelere yiyecek pazarlayanların buralara kullanım süreleri son raddeye gelmiş yiyecekleri pazarladıkları yönünde duyum aldık.

            Denetimler şehir merkezlerinde olduğu gibi sıkça yapılmayan köy ve kenar mahallelerde bu tür ürünlerin rahatlıkla satılabileceğini düşünen ve halkın sağlığını yeterince dikkate almayan bazı kişilerin böyle bir pazarlama yöntemi yapmayacaklarını kim garanti edebilir.

Köy yerlerinde bakkallardan satın alınan yiyeceklerin kullanım sürelerinin geçip geçmediğini kaç kişi dikkatli olarak bakar.  Dikkat etmiş olsa dahi küçük puntolarla yiyeceklerin üzerine yazılan yazıları kaç kişi okuyor.

Onun için özellikle köylerde bakkallarda yiyecek satılan yerlerin daha sık denetlenmesi gerekir.

            Bir de bu tür yiyecekleri satanların vitrinlerinin ön yüzüne kullanım süresi sorunu olmayan ürünleri koydukları arka taraflarına ise kullanım süreleri bitme aşamasında olan ürünlerin konulduğu söyleniyor.

Bu konuda Tarım İl Müdürlüğü ve Sağlık Müdürlüğü yetkilileri tarafından denetim yapıldığı bu denetimlerin daha sık aralıklarla yapılması gerektiği söyleniyor.

            Yapılacak denetimlerde sadece vitrinde satılan malların denetimleri yanında depolarında pazarlamayı bekleyen ürünlerin de denetlenmesi gerekiyor.

Özellikle veresiye mal alan vatandaşlar alacakları yiyecekleri yeterince inceleme gereğini duymuyor. Bir de toplu işçi çalıştırılan işyerlerinde yiyeceklerin sağlıklı olarak denetlenme imkânı olmuyor.

            Sağlığımız her şeyden önemli olduğu dikkate alındığında Pazar, market ve dükkânlarda satılan yiyeceklerin her aşamada insan sağlığına zarar verecek kalitede olmaması gerekir.

Ülkemizde en büyük vurgun yiyecek ürünleri üzerinde olduğu iddiası var. Çok kazanma hırsı,  bazı sorumsuz kişileri insan sağlığı için tehlikeli olan üretim yollarına sevk edebiliyor.

            Tarlasında, bahçesinde çok ürün alabilmek için gereğinden fazla ilaç ve gübre kullananlar belki bir miktar para kazanabilirler. Fakat satılan bu ürünlerle insan sağlığını tehlikeye atabileceğini dikkate almazlar.

Bakıyoruz hastaneler her gün tıka basa hastalarla dolu bu hastaların hastalık sebeplerinde çoğunun nedeni beslenmeden, kısaca sağlıksız yiyeceklerden kaynaklanıyor.

Bu tehlikeyi her platformda uzmanlar uyarıyor. Ne yazık ki,   dikkate alan olmuyor.

            Bakıyorsunuz tarlalarda ilaçlama yapılmış ilaç ambalajları çevreye atılmış, böyle sorumsuzluk olur mu?

O ambalajdaki zehrin yağmur nedeniyle çevreye yayılmasında doğadaki canlıların zarar görebileceğini hesap etmiyoruz.

            Bu sorumsuzluk nedeniyle doğadaki canlıların türleri her geçen gün azalıyor. Tarımda kullanılan ilaçlar ve diğer zehirli ürünler sonucu buralardan yiyecek toplayan canlılar yok oluyor.

Doğa sadece biz insanların yaşamasına hizmet etmiyor. Diğer canlılara da yaşam hakkı tanımak zorundayız.

            Bu arada bir de anız yakılmasına bir önlem alınamıyor. Aslında anızların yakılması yasak olmasına rağmen, tarlalarda anızların yakılmasına devam ediliyor.

Bunu önlemek için bir yaptırım, bir ceza yok mu? Anızların yakılması aslında en büyük zararı o tarla sahibine veriyor. Bunlar tarım kuruluşlarımızca çiftçilerimize anlatılmıyor mu? Bu yönde uyarılar ve anız yakma engelleme yöntemleri etkili olamıyor ki, anız yangınları şehrin çevresinde dahi anız olan tarlalarda dumanlar yükseliyor.

            Bu yangınlar nedeniyle aslında tarlalardaki tüm canlılar yok oluyor. Bu canlılar arasında tarlalara yararlı olabilecek canlılar da bulunuyor. Teknoloji ilerledikçe, insanların çok kazanma tutkusu arttıkça, doğa katliamı daha da artmış oluyor.

Doğayı kendinin rahat yaşaması için en iyi koruması gereken insanlar, aslında doğadaki güzellikleri ve dengeyi bozacak katliamı en çok yapan canlı haline geldi.

            Böylece kendimizin, sağlıklı yaşama alanlarını yok ediyoruz. Bakkal ve marketlerde satılan yiyeceklerle, çevrenin kirlenmesi, gereksiz ilaç kullanımı, insanları zehirleyen ürün üretenlere caydırıcı önlemlerin alınmaması ile kendisine en zararlı ortamı hazırlayan dünyada akıllı canlı olarak bilinen insanlar oluyor çok yazık.