Meriç ziraat odası eski başkanı Ömer Ergin ‘’Bir zamanlar milletin efendisiydik, şimdi şehirlerin ucuz iş gücü kölelerine dönüştük.’’
Ürettiğinden para kazanamayan, emeğinin karşılığını alamayan çiftçi milyonlarca hektar araziyi ekmekten vazgeçti. 2002 yılında 26,6 milyon hektar olan tarım arazileri, günümüzde 22,8 milyon hektara düştü. Tarımda kullanılan araziler yüzde 14 oranında azaldı. Çiftçi kayıt sistemine (ÇKS) kayıtlı çiftçi sayısı 2 milyon 765 binden 2 milyon 32 bin kişiye düştü; yani 733 bin kişi azaldı. Çiftçiliği bırakan üretici sayısı oransal olarak yüzde 22’yi buldu.
Özellikle uygulanan yanlış tarım politikaları ile küçük işletmelerden oluşan Türk tarım yapısında, üretim girdilerinin küçük işletmelerde birim maliyetleri artırması buna karşılık piyasada oluşan düşük ürün fiyatları, desteklemelerden yararlanmada yaşanılan sıkıntılar, küçük işletmeler için cazip olmayan koşullara sahip tarımsal krediler tarımı itici hale getirmiş doğduğu yerde karnını doyuramayan çiftçiler köylerinde tutunamayarak doyabileceği yerlere göç etmek zorunda kalmışlardır.
Sonuç olarak para kazanamayan ve tarımda tutunamayan çiftçi ve gençlerin şehre göç etmesi sebebiyle köyler terk edilmiş köylere döndü. Bir zamanlar cıvıl cıvıl olan köyler yaşlılara kaldı. Çoğu köyde 65 yaşın üzeri olan insanlar yaşıyor, genç ise neredeyse kalmadı. Türkiye de ortalama yaşam sürelerine bakıldığında 10 yıl sonra köylerde kalan bu insanların yaş ortalaması 75 olacak tabi ki hepsi bu yaşa ulaşabilirse ve 10 yıl sonra bu ihtiyarlar da ölünce köyler bomboş kalacak. Her şeye rağmen köylerini terk etmeyen yaşlılar, sessizliğe bürünen köyleri beklemeye devam ediyor. Çoğu köyde 60 yaşının altında kimse kalmadı, insanlar köyleri terk ettiği için evler harabeye dönmüş vaziyette.
Ergin’’. Köylümüzü kaderine terk etmemeliyiz.’’
Genç nüfusu köyde, tarımsal üretimin içinde tutmak için üretimi yeniden cazip ve kârlı hale getirmeliyiz Tarımda pes etmeden yoluna devam edenlerin gelecekte ekonomik açıdan çok daha rahat bir hayat sürebileceği tarım politikaları oluşturmalı ve buna gençlerimizi inandırmalıyız.. Bunu başaramazsak, gençlerimizi köylere döndüremez ve çok az sayıda kalmış olan gençlerimizi köylerde tutamaz, köylerimizde kalan yaşlılar ölünce de köylerimizin boş kalmasını ve tarım arazilerinin büyük şirketlerin eline geçmesini önleyemeyiz.