admin

44002_a_MWS12_L                        Yarıyıl tatili bitti ders zili çalıyor

         Tatil bitti ve okullar açılıyor. Öğrenciler 15 günlük aranın ardından yoğun bir çalışma döneminin içine girdi. Sürekli ders çalışan öğrencinin yerini etkili ve verimli çalışan öğrenciler aldı. Derse ne kadar çok çalıştığın değil, ne kadar etkili çalıştığın önem kazandı. Artık öğrenme sürecini iyi yönetebilen öğrencilerin daha başarılı oldukları ortaya çıkıyor. İlk dönem alınan karne başarı için belirleyici bir etken değil. Kötü karne alan ancak eksiklerini tamamlayan öğrenciler ikinci dönem verimli çalışmayla arkadaşlarının önüne geçebilir. İlk dönem başarılı olan öğrenci ise notlarına güvenerek gerileme yaşayabilir. Uzmanlar öğrenciye göre ders planı yapılmasının faydalı olacağını belirtiyor.

 

 Uzmanların tatilden dönen öğrencilere öneriler: şöyle

 

1.       Yarıyıl tatili sona erdi, öğrenciler yeni bir döneme başlayacaklar. Özellikle veliler ve öğrenciler, birinci yarıyılda aldıkları karnelerdeki notlara ve genel öğrenci davranışlarına göre ikinci yarıyıl için bir planlama yapacaklar ve durumlarını gözden geçirecekler. Süreci daha iyi yönetenler daha başarılı olacaklar. İlk dönem başarılı olana öğrenciler başarılarını devam ettirme çabası içinde olacaklar, zayıf olanlar başarıyı yakalamak için gayret gösterecekler. Yıl sonun da herkes mutlu bir şekilde tatili girecekler.

 

 

2.       Başarıda veya başarısızlıkta her öğrenciyi ayrı ayrı ele almak gerekir. Bir öğrenciyi diğeriyle kıyaslamak hem problemi çözmez hem de öğrencide yeni psikolojik sıkıntıların oluşmasına zemin hazırlar. Eğer öğrenci kendi evreninde, bir durumdan daha iyi bir duruma geliyorsa, daha üst basamağa tırmanıyorsa bu, bizim için ölçme ve değerlendirmede veri olabilir.

 

 

3.       Öğrenci başarısında iki durum karşımıza çıkıyor ve bunları da yeterince önemsemek gerekir. Bu iki önemli nokta öğrencinin ders başarısı ve kültürel değerler karşısında sergilediği davranıştır. Veli olarak, bu iki durumun birlikte yükselmesi için bir çabamızın olması gerekir. Ahlaki ve toplumsal değerleri yozlaştırmadan yavrularımızın bunları davranış hâline getirmesi beklenir.

 

4.       Annesine-babasına saygılı bir evladı bütün veliler canı gönülden arzu eder. Genel anlamda küçüklerini seven, büyüklerini sayan bir insan modeli inşa etmek gerekir. Saygı ve sevgi değerleri üzerinde büyüyen nesiller, canlılara kıyamaz, adaletli, hoşgörülü olur; vatanını, milletini sever;  yaşadığı dünyada barışın hakim olması için çaba sarf eder; daha yaşanılası bir dünya kurmaya çalışır. İnsanlık, her zaman olduğu gibi bu değerlere günümüzde de muhtaçtır. Aslında veli olarak yavrularımızdan beklediğimiz hem değerlere saygılı hem de çalışkan olmalarıdır. Tembellik ve değerlerin yozlaşması, devletlerin yıkılmasındaki en önemli etkenlerdir.

 

5.       Yukarıda belirtmeye çalıştığımız iki temel noktayı yakalayabilmemiz için neler yapılmalıdır? Bu elbette bir iki yazıyla açıklanacak bir konu değildir. Belki bunun ciltler dolusu izahı yapılabilir. Biz genel olarak bazı temel noktalar üzerinde duralım.

 

6.       Yavrularımızda istenen ölçülerde olumlu davranış oluşması ve bu davranışların gelişmesi, hayat düsturu hâline gelmesi için aile-okul-sokak ve yayınlar birlikte, sıcak ve olumlu bir zemin teşkil etmelidir.  Çocuğu sarmalayan bu etkenler, bir çarkın dişlileri gibidir. Dişlilerin herhangi birinde veya birkaçındaki arıza, verimsiz bir ürün elde etmemize etki edecektir.  Bu kurumlar iyi çalışmadığı durumda millî ve manevi değerler bağlamında güzellikler beklemek, boş bir hayal olmaktan öteye gidemeyecektir.

 

7.       Çocuğu hayata hazırlayan en önemli kurumlardan biri olan aileyi ele alarak nesillerin ruhunun oluşmasındaki etkileri üzerinde kısaca durmaya çalışalım. Anne ve baba, hatta abla, ağabey, teyze, dayı, hala, amca, dedi, nine gerçek manada çocuğa iyi birer rol model olmak zorundadır. Anne-babanın ilgisizliği,  çocukların huzurunda yüksek sesli tartışmalar hatta fiziki darba varan görüntüler yavrularımızın ruh dünyasında büyük yaralar açmaktadır. Annesinin veya babasının kendisini terk edeceği korkusuyla okula gelen çocuk, kendini derse veremez ve başarı grafiği gittikçe düşer.  Anne-baba arasındaki olumsuz diyaloglar, çocuğun ruh dünyasında iz bırakan birer çizik gibi kalır ve yavru onu ömür boyu taşır. 

 

8.       Unutulmamalıdır ki çocuğumuz, evimizde beslediğimiz bitkilerden, muhabbet kuşlarından daha önemsiz değildir. Evde, çocukların çalışmaları, ev ödevlerini yapabilmeleri için uygun çalışma şartlarını oluşturmak da başarı için önemlidir. Küçük bir kitaplığının olması, çalışacağı uygun bir köşenin bulunması en azından temel şart olarak yerine getirilmelidir. Çocuk çalışırken, bir köşede televizyon seyredilmesi,  yüksek sesle bir şeyler dinlenilmesi onun dikkatini dağıtacaktır.

 

9.       9. Öğrencinin başarısında,   eğitim-öğretimi besleyen dokümanların kalitesi de göz önünde bulundurulması gereken önemli bir noktayı oluşturuyor.  Bu konuda hem iyi araştırmak hem de seçici olmak gerekir. Baskıların kalitesi, verilen bilgilerin doğruluğu, müfredata ve çocukların gelişimlerine uygunluğu,  eğitime ve öğretime sağlayacağı katkı göz önünde bulundurulmalıdır.  İyi kaynakların öğrenci başarısını ciddi manada artırdığını biliyoruz. Yanlışlıklarla dolu özensiz dokümanlar yarar yerine zarar verebilir.

 

 

10.   Öğrencilere olumsuz ifadelerle hitap etmek, onları olumsuz şekilde etiketlemek, yavrularımızın kişilik ve değer gelişimleri için son derece sakıncalıdır. Bunlardan kaçınmak gerekir.

 

 

 50 total views,  5 views today

Next Post

Tarihi Bina Zamana Yenik Düştü

                              Tarihi Bina Zamana Yenik Düştü   Kaleiçi Cumhuriyet Caddesi üzerinde bulunan tarihi ahşap bina zamana yenik düşerek yıkılmaya başladı. Metruk halde harabe halinde olan ve kullanılmayan tarihi bina alt katlarındaki tahta ve taşıcı direklerin yakacak telaşına düşen vatandaşlar tarafından alınmasının ardından çökmeye başladı.        Dün öğle saatlerinde bir […]
EDİRNE AJANS İLETİŞİM
WhatsApp