Acının böylesi görülmedi

admin

 fikri_yalin_kose           Barış ve dostluk amacıyla yurdun dört bir yanından araçlarına binerek neşe içinde Cumhuriyetimizin merkezi Ankara’ya gelen on binlerce insan bugüne kadar eşi görülmemiş bir facia ile karşılaştı.

            Canlı bomba olduğu belirtilen, iki kişinin üzerlerindeki bombayı patlatması sonucu Ankara tren garında adeta can pazarı yaşandı.

Patlamanın tesiri ile insanların cesetleri çevreye savruldu. Barış ve huzur amacıyla bir araya gelip miting yapmak için toplanan insanların ellerindeki barışı çağrıştıran pankartları cesetlerinin üzerine örtü olarak kullanıldı.

            Türkiye Cumhuriyeti kuruldu kurulalı böyle bir toplu katliam görülmedi.   Bu acı olayla dünyaya rezil olduk. Böyle bir katliam olayı dünyanın bir başka yerinde, demokrasinin uygulandığı bir ülkede olsa halk bu olayı kınamak için sokakları doldurur demokratik hakkını kullanarak terörü kınardı.

Ne yazık ki, bizim ülkemizde böyle bir anlayış toplumsal olaylara karşı halkın tepki anlayışı bir türlü gerçekleşmedi.

            Olayın ardından teröre karşı tepki eylemlerine baktığımızda yine belli bir dernek veya bu tür olaylara duyarlı kurum ve kuruluşa bağlı kimseler seslerini duyurmaya çalışıyor.

Bazı sendikalar toplum kuruluşları ise sessizlini koruyor.  Bu tür toplumu derinden sarsan acı olaylar karşısında dahi duyarsız olan hatta “iyi oldu” diye ellerini ovuşturma gafleti içinde olanların bulunması ülkemiz açısından yüz karası bir görüntüdür.

            Bizler, tüm halkımız başkalarının acısını kendi acımız gibi yüreğimizde hissetmediğimiz o acıyı tatmadığımız sürece bu ülkede demokrasiden söz edilemez. Maalesef bugün “ olanların ölümü  beni ilgilendirmez, bu kişilerin asıl amacı barış değil” diye ön yargı ile yaklaşıp kınama yolunu seçmemeleri  gerçekten  utanç verici bir durum.

Özellikle bir milletvekilinin bu suçu bazı siyasi partilerinin üzerine yıkma çabası, buna o siyasi parti yöneticilerinin ilgisiz kalması ülkemizin geleceği açısından endişe verici bir durum.

Üç bakanın terör hakkında bilgi verdiği basın toplantısı  sırasında bu olayların güvenliğinden sorumlu bir bakanın, kendisine yöneltilen “mitingde güvenlik zaafı var mıydı?” sorusu üzerine “yeterli güvenlik vardı. Bu güvenlik sadece mitingin yapılacağı alanda sağlandı” şeklinde yanıtlaması aslında yeterli güvenliğin sağlanmadığını gösteriyor.

Bu arada toplantıda olan bir başka bakanın ise kameraların önünde gülümsemesi tepkilere neden oldu.

            Son açıklanan rakamlara bakıldığında yüz dolayında can kaybı var. Yine yüzlerce yaralı ve bunların arasında yoğun bakımda olan elli dolayında insan var.

Yaralanan bu insanların bir bölümü bundan sonraki yaşamlarını engelli olarak geçirecekler.

            Bu olanlar bir demokratik ülkede olsa acaba nasıl önlemler alınırdı. Bu katliam sonucu sorumlu olan devlet görevlileri istifa etmek zorunda kalmaz mıydı?

Bizde ise böyle bir gelenek yerleşmedi. Ne kadar önemli olay olursa olsun sorumlu olan zatlar koltuklarına yapışmış gibi istifa etmek diye bir sorumlulukları yok.

            Ülkemizde böyle acı olaylar yaşanıyor, bakıyoruz siyasi parti yöneticilerimiz dahi bu olaylar karşısında  birlik ve beraberlik sağlayamıyor.

Siyasiler bu tavırlarıyla adeta teröre zemin hazırlamış olmuyorlar mı?.

Bu denli acı olayın yaşandığı yüzlerce insanımızın can verdiği   bir olayda  birlik içinde olamayan siyasiler ne zaman bir araya gelecekler.  İki gün yas ilan ediyoruz, bayraklar yarıya inecek demekle iş bitmiyor.

            Bu olayın vahametinin herkes  çok iyi anlamalı ve bu tür olayların bir daha yaşanmaması için ne gerekiyorsa yapılmalı.

Hoşgörü kendi görüşüne karşı da olsa insanları demokratik haklarının kullanmaları hoş görü ile karşılanmayıp, bu kişiler düşman gibi görüldüğü sürece ülkede barış beklemek hayal olur.

            90 yıllık demokrasi deneyimi olan bir ülkede  Arap ülkelerinde görmeye alıştığımız  bu tür toplu katliamlar ,bize bu ülkeyi emanet eden Atatürk’ün “ Yurtta Sulh Cihanda Sulh” ilkesi ile bağdaşmıyor. Orta doğunun tek çağdaş ülkesine, Arap ülkeleri  gibi birbiri ile kavgalı  terör  batağına girmek yakışmıyor.

Terör nereden gelirse gelsin, hangi görüşe sahip olursa olsun bu terörü kanaması gerekir.

            Bizleri böyle kapsamlı bir olay  doğruları düşünmeye  demokratik tavır almaya zorlamıyorsa vay halimize.

Zaman herkesin teröre  ve bu tür toplumsal olaylara karşı birlik ve beraberlik içinde olma kenetlenme zamanıdır. Bunun için de ön önemli görev siyasi partilerimize ve etkili kamu ve özel kuruluşlarımıza,  sendika ve oda yetkililerine dönmektedir.

            Bunun ne oranda gerçekleştiğini önümüzdeki günlerde göreceğiz.   Başlarına bir şey geleceği korkusuyla tırsıp bir kenara çekilenler yarın başlarına bir hal geldiğinde arkalarında destek bekleme hakkı olamaz. Ankara’da çöreklenen rengi ne olduğu belirsiz sendikalar  bu olaylar karşısında nasıl bir etkin tavır alacak, onların   henüz sesleri çıkmış değil.

Bu olayı kınama toplantısında dahi görünme cesaretini gösteremeyenlerin  “işçi haklarını savunuyorum” deme hakkı olamaz. Onlar sadece kendi haklarını ve  bazı çevrelere yalakalık yapmak için o makamları işgal ediyor.

            İşin aslına bakıldığında,  Sadece siyasi partilerde değil;  yıllardır halkı temsil ediyorum işçi ve meslek kurumlarının temsilcisiyim diyen yıllanmış, paslanmış yöneticilerin de koltuklarını terk etmeleri gerekir. Bugüne kadar suya sabuna dokunmayan sadece kendi çıkarını düşünen başkalarına öncelik tanımayan Ankaralı koltuk sevdalıları için, duyarlı halkın ve o kurumlara üye olanların bir iyilik düşünmeleri gerekir.  

 96 total views,  2 views today

Next Post

CHP Edirne örgütü mahalle turunda

CHP Edirne örgütü beraberinde Milletvekilleri ve Milletvekili Adayları Okan Gaytancıoğlu, Erdin Bircan üçüncü sıra milletvekili adayı Gürkan Güneser, İl Başkanı Oktay Bozkurt, Merkez İlçe Başkanı Şenol Geçmiş,  CHP eski yöneticilerinden Eczacı Şükrü Ciravoğlu, Cumhuriyet Kadınları yöneticileri, CHP kadın kolları ve gençlik kolları ile partililer Edirne merkez yedi yol ağzından başlayarak,  […]
EDİRNE AJANS İLETİŞİM
WhatsApp