AMAN DİKKAT

admin

fikri_yalin_kose

 

 

 

 

 

 

Ülkemizde böyle olağanüstü durumlarda hepimize önemli görevler düşmektedir.

Daha önceki dönemlerde yaşanılan olağanüstü şartların yaşandığı yıllarda bu durumlarla karşı karşıya kaldık.

Böyle zamanlarda bazı kişiler kendine vazife çıkarıp,  kendi görüşüne karşı olan kişileri suçlama yoluna giderler.

Böylece “At izi it izine karışır” böyle zamanlar kimin dost kimlerin düşman olduğu belli olmayan zamanlardır. Böyle günlerde aslı astarı olmayan ihbarlarla birileri suçlanmak istenir.

Yine Böyle zamanlarda cadı avı başlar, kurunun yanında yaş ta yandığı zamanlardır bu günler.

Gerçekten demokrasimiz açısından önemli bir sınavın verildiği bu zamanda böyle gereksiz suçlamalarla toplumun arasında pekiştirilmek istenen dostluklar zedelenmemeli.

Birbiri ile hasım haline gelen siyasi partilerimizin aralarında dostluk köprüleri attıkları,  barış ve dostluktan söz ettikleri bir zamanda bölgemizde birilerinin eski defterlerin karıştırılıp suçlu arayışına girilmesi hoş bir olay değil.

O günleri bir hatırlayalım. Bugün suç merkezi olarak gösterilen yerlerle bugün karşı görünen kimselerin nasıl içli dışlı oldukları tüm toplantılarına katıldıkları biliniyor. Bunların arasında suçladıkları o kurumun eğitim faaliyetlerinden de yararlananlar  da var.

Bunları bugün suçlu gibi göstermek buralara ziyareti suç saymak ne kadar doğru olur.

Bu sorunu takip edenler konuyu detaylı bir şekilde tüm boyutlarıyla irdeliyor.

Onların dışında olan kimseleri suçlu arayışına girmeleri  “ Bak bunlar da var” demek ne anlama gelir. Bu kimselere ne kazandırır.

Kuşkusuz bu konuda suçlu olanlar ülkemizin birliğini bozmak isteyenler gerçekten bu hareketin içinde bulunanlar suçlarının cezasını çekmelidir.

Sadece bu kurumları ziyaret eden kimselerin suçlu gibi gösterilmesi acaba kime yarar getirecektir.

Bu haberin ulusal bir gazetede yer alması nedeniyle Edirne birkaç gündür ülke gündeminde Türkiye’nin dört bir yanında “ Edirne’de neler oluyor, bizim haberimiz yok” diye yorum yapanlar var.

Edirne gibi bu tür olayların dışında olan huzurlu ve çağdaş bir kentte bu tür sorunların yaratılmak istenmesi bunun ülke gündemine taşınması Edirne’nin Türkiye’deki imajını da sarsacaktır.

Dilerim  bu konu kısa sürede açığa kavuşur gerçekler ortaya çıkar…

SELİMİYE YANINDAKİ KAZIYA BİR ÇÖZÜM BULUNMALI

UNESCO tarafından dünya kültür mirası haline gelen Selimiye Camisi çevresindeki kazı alanı Sinan’ın şaheserine zarar veriyor. Gerçekten Anıtlar Kurulunun bazı çalışmaları ve yaşanan gecikmeler. Sit alanı olan illere zarar veriyor. Buradaki Yemişçi Kapanı hanı kazısında sonucu henüz belli değil.  Harabe halinde bekletiliyor. Tarihi eser olması güzel de onun yanında binlerce kat güzelliği olan Selimiye Camisi var.

Bu kazı görüntüleri ile Selimiye Camisinin güzel görüntüsünü engelliyoruz. Gelen yerli ve yabancı turistler bu kazı alanını görüp içinde eski duvar kalıntılarını gördükçe” Bu taş duvarlar için mi bu genişlikte alan kazıldı. Sonunda neler ortaya çıktı” denildiğinde verilecek cevap bulunamıyor.

Kuşkusuz bu konuda son söz sahibi olan ilgili kurumlardır.

Onların da Selimiye’yi çirkinleştirecek bu kazı sorununa bir çözüm bulmaları gerekir.

Üstelik Edirne’nin bir meydanı yok Selimiye çevresindeki meydan insanlarımızın hem Selimiye’yi seyredeceği ve gezineceği bir alandı.

Bu kazı olayı ile onu da yok ettiler. Dilerim,  olağanüstü hal döneminde mülki amirimizin de devreye girmesi ile yıllardır bitmeyen sürüncemede kalan kazı sorununa çözüm bulunur.

Böylece Selimiye çevresi eski güzelliğine kavuşur.

BUNLARI BİLİYOR  MUSUNUZ.?

İLK MİNDER GÜREŞİMİZ 1900 YILINDA YAPILDI

Türkiye’de ilk minder güreşi 1900 yılında yapıldı.

Türkler tarafından bilinmeyen bu güreş türü, Amerika ve Avrupa’ya giden Koca Yusuf, Kurtdereli Mehmet, Adalı Halil, Filiz Nurullah, ilk dünya güreş şampiyonumuz Kara Ahmet gibi güreşçiler aracılığıyla Türkiye’ye girdi ve daha sonra yaygınlaştı.

Gerçek anlamda minder güreşi 1903 yılında  Beşiktaş Jimnastik Kulübünde uygulanmış ve Mazhar Kazancı, Ahmet  Fetgeri Aşeni gibi  genç Türk güreşçileri bir değer olarak ortaya çıktı.

 

KEMANIN HİKAYESİ

Türkiye’de ilk keman yapımına 1944 yılında   Alman ustalardan Kırıstiyan  Kartel tarafından kurulan Ankara Devlet  Konservatuarı keman ve viyolonsel  atölyesinde başlanmıştır. Keman yapımında , Almanya’dan özel olarak getirilen  ladin çamı ve akçaağaç kullanılmaktadır.

 

 56 total views,  2 views today

Next Post

Saadet'ten Partisi’nden 9 maddelik yol haritası

                  Saadet Partisi Edirne İl Başkanı Ali Demirkıran, darbe girişiminin ardından iktidarın bundan sonraki atacağı adımların çok önemli olduğuna dikkat çekti. Saadet Partisi’nin konu ile ilgili 9 maddelik bir çözüm haritası ortaya koyduğunu söyleyen Demirkıran,  bundan sonra hiç kimsenin darbeyi aklından bile […]
EDİRNE AJANS İLETİŞİM
WhatsApp