Barışmayı bilmeyen kavga etmesin

admin

fikri_yalin_kose            Yazımın başlığı  sizleri  hayrete düşürebilir.  Böyle bir şey olur mu denilebilir. Barışmak için neden kavga edilsin diyebilirsiniz.

            Aslına bakılırsa en kalıcı barışlar kavgalardan, kavgaların bir yarar getirmeyeceğinin anlaşılmasından sonra  oluşmuştur.

            Bu konuyu daha da açmak için şöyle bir fikir Jimnastiği yapalım.

Örnek olarak günlük yaşantımızı alalım.

            Gerek aile içinde, gerekse çevremizde  tartışma yaşadığımız, bunu bazı hallerde ağız dalaşına hatta kavga aşamasına getirdiğimiz , öfkemize yenik düştüğümüz zamanlar olmuştur.

Özellikle birbirini zıt fikirlerini savunanlar  arasında kısır çekişmeler bitmez.

Hani halk arasında  yaygın  bir söz vardır.

Bir yörede iki avcı birlikte  ava çıkarlar. Bu avcılardan biri o kadar inatmış ki,  ilahi kendi fikrinin kabul edilmesinde ısrarcı olurmuş her zaman fikrinin  herkes tarafından kabul görmesini  istermiş.

Bu iki arkadaş avcı  kırda avlanma sırasında bir dağı eteğine gelirler. Dağın yamacında bir karaltı görürler.

Avcılardan biri inatçı olan  bu gördüğünün keçi olduğunu  diğer avcı ise bunun  kartal olduğunu savunur.

Avcılar arasında kartal keçi tartışması devam ederken, inatçı olan, dediğim dedik görüşünde olan avcıya arkadaşına  ‘şimdi   keçi mi kartal mı olduğunu  anlarız’ der ve tüfeğini ateşler.

O anda görülen karaltı havalanır. Böylece gördükleri karaltının  kartal olduğu anlaşılır.

            Bunun keçi olduğu iddia eden avcı arkadaşı yine dediğinde ısrar ederek “ vallahi yürüse de keçi  uçsa da keçi” diye ne kadar inatçı olduğunu ortaya koyar.

Bu örnekte olduğu  gibi  bu tür tartışmalar   kendi bildiğinde ısrar etme insanın doğasında vardır.

            Bu tür kısır tartışmaların tarafı olan bazı kişiler İllaki kendi fikrinin doğru, karşısındakinin görüşünün tamamen yanlış olduğunda ısrarcı olurlar.  Bu tartışmaların sonuçlanması ve doğru bir zemine oturması için   doğru bir  yöntem  değildir.

Özellikle bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmuş gibi  hareket edenler, bu tür  yanlışa düşerler.

Kartal-keçi örneğinde olduğu gibi hatalı da olsalar  inatla kendi görüşünü savunurlar.

Birinin ak dediğine, diğerinin kara demekte ısrar etmesi halinde  o tartışmadan sonuç çıkmaz.

            Taraflardan birisinin “ tamam sen de haklısın” denmemesi halinde tartışmalar bazen kavgaya kadar devam eder.  

Kavgaların sonucunu barışla noktalamayanlar sonunda bunun ceremesini çeker , toplum arasında tecrit olurlar.

            Bilindiği gibi  milyonlarca kişinin can verdiği birbirine düşman olan ülkeler dahi sonunda bu savaşı barışla noktalamak zorunda kalır.

Bu kavgayı  fertler düzeyine indirdiğimizde de  bazılarının mantığına ters gelmiş olsa da  barışma alışkanlığı olmayan kavga etmesin sözcüğü toplum gerçeğimizle örtüşüyor.

            Bilindiği gibi en güzel ve anlamlı barışlar yoğun kavga sonucu oluşur.

Bakıyorsunuz uzun yıllar birbirini katleden kan davası güden  aşiretler sonunda insafa gelip barış masasına oturup geçmişi unutuyorlar ve barış imzalarlar

Ülkemiz, gerçekten  barış  özleminin  çok gerekli olduğu bir dönemden geçiyor.

Bu barış ortamını bozmak isteyen, kendi kaprisleri yüzünden  dostluğu zedeleyen çevreleri  bu ortamda  fırsat verilmemeli.

            Halkımız bugüne kadar gereksiz kavgalardan toplumu bölgen  yaklaşımlardan  bıktı usandı.

Bu kavgaların toplum arasına nifak sokulmasının bir an önce son bulmasını istiyor.

Ülkemiz böyle olağanüstü koşulların yaşandığı  dönemdeki  bu sınavı başarı ile geçerse  gelecek kuşaklar için de  önemli bir mesafe alınmış olur

 

CUMA TATİLİNDEN PAAR TATİLİNE GEÇİŞ

Türkiye’de ilk pazar tatili uygulamasına 29 Mayıs 1935’te  yürürlüğe giren yasayla başlandı.

Pazar gününden önce hafta sonu  resmi dinlenme günü  olan cumaydı.

Hafta tatili yasasında hastane ve benzeri sağlık kuruluşlarıyla  taşıt araçları  basımevleri  eğlence yerleri  otel motel  türende yerler, çalışma belgesi  olan yiyecek –içecek satan dükkanlar pazar tatilinin dışında  tutulmuşlardı.

Buna aykırı davrananlar belirli para cezasına çarptırılıyordu.

 93 total views,  2 views today

Next Post

Şemsettin EMİR’i de fişlemişler!

                    7 Haziran 2015 Milletvekilliği Genel Seçimleri’nde partisi tarafından Edirne’de birinci sıradan aday gösterilen ancak 1 Kasım 2015 Erken Seçimleri’nde ise liste dışı kalarak şok olan Şemsettin Emir’in de Gülen Cemaati’nin hışmına uğradığı iddia ediliyor. Emir’in, FETÖ tarafından fişlendiği ve 17 […]
EDİRNE AJANS İLETİŞİM
WhatsApp