Bayram günleri katliama dönüştü.

admin

fikri_yalin_kose

 

 

 

 

Acı ve tatlı anılarıyla bir dini bayramımızı daha geride bıraktık.

Daha önceki bayramlarda olduğu gibi yine yollarda trafik canavarı can almaya revam etti. Her ne kadar karayolları üç şeritli, otoban sürücüler açısından çok elverişli olmasına rağmen ,bayramda 130’u aşkın ölümlü kaza ve 500’ün üzerinde yaralamalı trafik kazası yaşandı.

ACELE GİDEN ECELE GİDER  

Bunun yanında büyük oranda maddi kaza ile hasretleri kavuşturan mutlu ve sevinçli geçmesi gereken bayram günü yine kan ve gözyaşlarına neden oldu.

“Acele giden ecele gider” değişmez trafik kuralı ve diğer kuralları hiçe sayan bir an önce hedefe ulaşma telaşına düşen sürücüler bu telaşın bedelini canlarıyla ödediler. Her ne kadar karayolu ağının modernleştiği ile övünsek de bu yollarda seyreden sürücülerin trafik kurallarını hiçe sayması yüzlerce can kaybına neden oldu.

DENİZ GÖL VE GÖLETLERDE ÜÇ YÜZÜ AŞKIN ÖLÜM     

Ülkemiz insanında kural tanımazlık alışkanlığına bir türlü engel olunamıyor. Bunun yanında denizlerimizde boğulanların sayısına bakıldığında bugüne kadar üç yüzü aştığı görülüyor. Bu da ayrı bir katliam, denize girmenin belli kuralları olduğu halde bu yönde de önlemleri alamıyoruz.

Yüzme bilmediği halde denize girenler sonunda bu hatalarını canları ile ödüyorlar. Endişem odur ki Edirne çevresindeki nehirler de her yıl birkaç kurban alıyor. Onun için aileler çocuklarına nehir boylarına gidip suya girmemeleri önerisinde bulunmalı.

GENÇLER İÇİN HAVUZLAR YAPILMALI   

Aslında gençlerimizin yararlanacağı havuzların yapılması ile çocukların suya girme özlemi giderilebilir.  Her gün televizyonlarda deniz kenarındaki güzellikleri insanların neşe içinde denizlerden yararlandıklarını gören gençler denize gitme imkânı olmadığı için nehirlerde suya girmenin tehlikesini hesaba katmadan suya girip boğulma tehlikesi ile karşı karşıya kalıyorlar.

Bu boğulma kazalarını önlemek için çocukların uyarılmasının ötesinde nehir kenarlarında da boğulmaları engellemek için önlem alınmalı. Yoksa Azrail yaz günlerinde yollarda, deniz ve nehir kenarlarında gece gündüz mesai yapmaya devam ediyor.

Bayram günlerinin en acı tablosu ise yine şehit cenazelerinin gelmesi oldu. Yürekleri yakan ve bir türlü son bulmayan şehit cenazeleri bayram günlerinde de devam etti. İnsanlarımız bayram sevincini yaşayamadı.

ASKER AİLELERİNİ UYKU TUTMUYOR  

Evlatları terörün yoğun olduğu belgelerde görev yapan aileler “ aman evladıma bir şey olmasın” diye dua etti . Bayramda gözlerine uyku girmedi. Ne acıdır ki her gün gelen şehit haberlerini olağan hale getirmeye çalışan çevrelere” Sizin evlatlarınız o bölgede yaşasa yine böyle ilgisiz kalır mısınız” diye sormak gerekir.

Ailelerin şenlikle, kına yakarak vatana hizmet için   askere yolladıkları çocuklarının görev sürelerinde ailelerin de  terör  korkusu ile stres içinde olmaları evlatlarının  Türk Bayrağına sarılı tabutu ile gelmeleri ne zaman son bulacak.

Ülkemiz insanlarının en büyük beklentisi bu.  Her zaman bir huzur ülkesi olarak gösterilen Türkiye neden böyle kan gölüne döndü. Ülkeye yönetenlerin bu soruna cevap bulup ülkeyi terör bataklığından kurtarmaları gerekir. Bugüne kadar uygulanan reçeteler etkili olmadı. Bakıyoruz. Terörde hatayı da kimse kabullenmek istemiyor.  Bu terör belası sadece şehit törenlerinde kınamak, intikam söylemleriyle bitmiyor. Terörün faturası her zaman gözyaşına boğulan ailelere çıkıyor, ceremesini onlar çekiyor.

HALK KANIKSAR HALE GELDİ 

Şehitlerin ardında bıraktıkları eşleri, yavruları anne babası yakınlarını kaybetmenin acısını yaşıyor. Hani bir özdeyiş vardır” Ağlarsa anam ağlar, gerisi yalan ağlar” denir. Yine ateş düştüğü yeri yakıyor.

Şehit cenazeleri haberi verildiğinde televizyonlarda kanal değiştirme alışkanlığı kazanan bir toplum haline geliyoruz, çok yazık. Özellikle bu tür haberlerin abartılmaması yönünde telkinde bulunanlar ve böyle haberleri magazin haberleri kadar kıymet vermeyenlerin ne amaçladıkları, böyle haberleri yok saymaları ne anlama geliyor. Bu kanayan yarayı kimse yok sayıp, gizleme hakkına sahip olamaz.

GÖDAĞI VERMEK

Geçmiş yıllarda köylerden kasabalara at arabalarıyla yolcu taşıması yapıldığı zamanda, bir arabacı birden bire taşıma ücretlerine on altın zam yapmış.

Yolcuların bu yüksek oranda fiyata itiraz etmeleri üzerine arabacı parmağı ile yol güzergahı üzerindeki sarp geçilmesi zor kayalıkları işaret ederek,” Bakınız şu dağı görüyor musunuz? Benim arabam bu dağı iki günde ancak geçer.

O yolda kurdu var, çakalı var, hırlısı hırsızı var. İnsanları sebze gibi doğrayan eşkıyası var… Ben yoldan geçerken eşkıyaya avanta veriyorum, bundan haberiniz yok.!

Bu parayı çok bulan kendi başına gitsin diye kestirip atmış.

Acele işi olanlar arabacıyı yalvarıp yakarsalar da arabacı dediği fiyattan bir kuruş aşağı inmemiş.

Her sefere çıkışında eliyle dağları gösterip yolcuların gözünü dağlarla korkuturmuş.

Muhatabını korkutmak amacıyla söylenen GÖZDAĞI deyimi bir rivayete göre buradan kalmış.

 104 total views,  2 views today

Next Post

Trakya Üniversitesi Rektörlük seçiminde 6 aday yarıştı

            Trakya Üniversitesi’nde rektörlük seçimi gerçekleşti. 6 aday için 647 öğretim üyesinin oy kullandığı rektörlük seçimi için daha önce 5 aday başvurmuştu.  Üniversite Akademik yönetmelik gereği Rektörlük seçimlerinde en az 6 kişinin aday olması zorunluluğu bulunuyor. Trakya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yener Yörük daha önce […]
EDİRNE AJANS İLETİŞİM
WhatsApp