Ben uyardım haklı çıktım olmaz

admin

fikri_yalin_kose            Ülkemizin başına gelen bu badirenin ardından bakıyoruz bazı çevreler işin kolaycılığına ve aklınca kendisinin bu olayda suçu bulunmadığını kanıtlamak için “ Biz zamanla uyarmıştık bizi dinlemediler başımıza bu geldi” diye işin içinden sıyrılma kendini paka çıkarma gayreti içinde oluyorlar.

Bugün sorunların üstesinden gelmek ve bir daha ülkemizin başına böyle bir belanın gelmemesi için istisnasız hepimize görev düşmektedir. Tarlasında çalışan köylülerimiz memurlarımız işçilerimiz emekliler ve gençlerimiz cumhuriyetimizin korunması için güç birliği içinde olmak zorundayız.

Kurtuluş savaşının ilk yıllarında Cumhuriyetin ilk döneminde olduğu gibi kurucu değerlerimiz  bizi birbirimize bağlayan ülkemizde insanların ayrışmasını önleyen o günkü birlik  beraberlik kuralları bugün için de geçerli  bu ülke  yönetiminde  o veya bu tarikatın  cirit atacağı  ülke yönetimine müdahale  edebileceği alan olmamalı. Her kurum her meslek kuruluşu veya din kisvesi altında Fetocular’da olduğu gibi ülkemizin yönetimine dinamit koymasına izin vermemeliyiz.

Bu geçiş döneminde insanlarımızın kısır çekişmeleri bir yana bırakıp siyasi görüşlerini de ikinci plana iterek birlik ve beraberliği, dostluk ve kardeşliği ön planda tutmalıyız.  Güneydoğuda olan olaylar terör bölgesinden uzaktayım beni etkilemiyor ben burada huzur içindeyim diyemeyiz.

Orada şehit olan evlatlarımız yurdun dört bir yanından vatan savunması için o bölgeye giden evlatlarımızın evlerine baba ocaklarına ateş düşüyor. Gözyaşı döken onlar oluyor. Nasıl ki vücudumuzun bir uzvunda meydana gelen ağrı tüm vücudu etkiliyorsa bir bölgemizde meydana gelen kanlı terör olayları nedeniyle o acıları kalbimizde hissetmeliyiz. Bu terörün bir an önce son bulması için ne gerekiyorsa yapmalı,  bu bölgede mücadele eden güvenlik güçlerimize moral vermeliyiz. İsmi  ne olursa olsun  ülkemizin birliğini yok etmeye yönelik saldırılara karşı tıpkı 15 temmuz darbe girişimi gecesinde olduğu gibi topyekun tavır almayız. Bu birlikteliği sulandırmak isteyenlere izin vermemeliyiz.

Bazılarını yaptığı gibi işin kolaycılığına kaçıp “Biz zamanla söyledik dinletemedik, böyle olacağını biliyorduk ben işime bakarım normal yaşantımı sürdürürüm”  şeklinde yaklaşımlar bugün için ülkenin bir yöresine ateş düştüğü 24 saat için iki yüzü aşkın yaralı onlarca şehidimizin olduğu bir zamanda şehitlerimize vatanı uğruna canının feda eden ve yaralanan evlatlarımıza en büyük saygısızlıktır.

Bu terörün son bulması sadece ülke yönetiminde söz sahibi olan hükümetin üstesinden geleceği bir çalışmanın ötesinde tüm halkın bu konuya duyarlı olması tepkisini koyması ile mümkün olacaktır. Terörün iyice azgınlaştığı kitlesel katliamın yaşandığı çoluk çocuk demeden insanlarımızın canına mal olan  terör belası ülkemizin en önemli gündem maddesi olmalı çocuklarını kınalı kuzularını  davul zurna ile askere gönderen askerlik hizmetini her hizmetin üstünde tutan  peygamber ocağı diyen ailelerin acıları son bulmalı. Halkımızın “ Beni sokmayan yılan çok yaşasın” anlayışı bizi bir yere götürmez. O yılanın bir gün bizi de sokacağını akıldan çıkarmamalıyız.

YAYA GEÇİTLERİNDE DİKKAT.!

Şehrimizde ve dünyanın her yerinde yollardaki yaya geçitleri yolcuların yoldan karşıya geçmeleri için düzenlenmiş yerlerdir. Araç sürücüleri buralara geldiklerinde bir yaya ayağını yola basmış ve karşıya geçmek istiyorsa o araç sürücüsü aracını durdurup yayanın karşıya geçmesini izin vermeli.

İlimizde bu trafik kuralının yeterince uygulanmadığı kanısındayım.

Bakıyorsunuz yaya geçitlerinde yayalar birikmiş yolda araç konvoyu var.  Çoğu kez böyle yaya geçitlerinde sürücülerimiz aracının durdurup yayaların geçişine izin vermesine özen göstermiyor.

Yayalar zorunla olarak yoldaki araç konvoyunun sona ermesini beklemek zorunda kalıyor. Hava koşulları kötü olsa ve  geçitte bekleyen insanların sağlık sorunları olsa da  yaya geçitlerinde manzara bu. Bazı duyarlı sürücüler aracını durdurup yayaların geçişine izin verdiklerinde arkadaki araç sürücüsünün bunu protesto ederek el kol hareketi yapması insanlara saygısızlık trafik kurallarını hiçe saymak olmuyor mu?

Tüm bu kötü örneklere karşın eninde sonunda sürücülerimiz bu kurallara uymak zorunda kalacak. Bu kurallar uzun denemeler sonunda belirleniyor, tüm dünyada geçerli olan kurallar, insan yaşamı toplumda düzenin sağlanması dikkate alan ırak belirleniyor. Öyle “bu yol benim istediğim gibi giderim” anlayışı,  yayaların geçişinde aracının hızını arttırma yayalara korku yaratma mantığında olan sürücülerin bu tavrı bir gün yüzüne çarpacak,  bundan da kural tanımız sürücüler zarar görecektir. Halkın ortak kanısı şu ki her insanımız bunlara yayalar da dahil trafik kurallarına koşulsuz uymayı benimsemeli. Bir turizm kenti olma yolunda olan Edirne’miz insanına da yakışan budur.

İLK HUKUKÇULAR GALATASARAY SULTANISİ’NDEN

Türkiye’de ilk hukuk öğrenimi 1874 yılında Galatasaray Sultanisi’nde ayrı bir bölüm olarak açılan “Hukuk Mektebi” ile başladı.

Bu okul bugün İstanbul Hukuk Fakültesinin çekirdeğini oluşturmaktadır.

Hukuk öğreniminde ilk olumlu adım 1880 yılında atıldı.

Okulun ilk Müdürü Emin Beydi.

Bu okul 1900 yılında o zaman üniversite anlamına gelen Darülfünun’un hukuk dalı niteliğini kazandı.

Hukuk Mektebi, böylelikle ilk kez fakülte haline geldi.

MAĞAZA ADI İLK DEFA PADİŞAH ABDÜLAZİZ DEVRİNDE KULLANILDI

Ülkemizde mağaza sözcüğü ilk kez Osmanlı sultanı Abdülaziz devrinde kullanıldı.

Büyük dükkânlara  “ Mağaza” denilmeye başlanması, Abdülaziz’in 1867 yılında Avrupa’ya yaptığı gezide görüp gördüklerinden esinlenmesiyle olmuştur.

Büyük mağazalar 1. Dünya Savaşı sırasında ilk olarak İstanbul’da açıldı.

 78 total views,  2 views today

Next Post

ERKEN, “çeltikçiler mağdur edilmemeli”

              Edirne Köy Kalkınma ve Diğer Tarımsal Amaçlı Kooperatifler Birlik Başkanı Ahmet Erken yaptığı açıklamada çeltikle ilgili sorunlara değinerek; “ Daha önce Mayıs ayında yaptığımız toplantıda çeltik ekimi ile ilgili baraj ve nehirlerdeki su seviyelerini gündeme getirmiştik. Haziran ayı sonunda yaptığımız toplantılarda da çeltik […]
EDİRNE AJANS İLETİŞİM
WhatsApp