BEYAZIT SANSI HOCA

admin

fikri_yalin_koseEdirne topraklarına Yunanlılardan savaş tazminatı olarak katılan, Karaağaç Mahallesinde doğup büyüyen, Milli eğitimde öğretmenlik mesleğini seçerek uzun yıllar yurdun dört bir yöresinde geleceğimizi güveneceğimiz yavruların vatanına bağlı, Ata’mızın belirttiği nitelikte yetişmesi uğruna çaba harcadı. Bu ilkeli tavrını hiç yitirmeyen Beyazıt Hoca çok sevdiği mesleğinden emekli olduktan sonra içinde bit tutku olan gazeteciliğe soyundu.

Meslektaşlarının yorucu hizmet yıllarından sonra köşelerine çekilip emekliliğin tadını çıkardığı yıllarından fedakârlık yaparak ayrı bir toplumsal mücadele yolunu seçti.  Emekli olduktan sonra içinde vazgeçilmez tutku olan şairliğinin yanında bir de gazetecilik görevini sürdürdü. Bu arada bestelediği Kırkpınar Marşı, tüm Edirnelilerin gurur kaynağı oldu. Kırkpınar Marşını başka ilden olan bir şair besteleyebilirdi.

Şöyle bir düşünelim, O zaman bu marşı besteleyene hemşerimiz Beyazıt Hoca kadar mutluluk duyabilir ve övünebilir miydik?

Serhat şehrimizde yetişmiş, Kırkpınar hatıraları ile büyümüş, bunu özümsemiş bir şairin mısraları ile bu ortamdan uzak başka yörelerden birinin bestesi ile bu kadar coşku ve haz duyamazdık.

Kırkpınar Marşını sözlerine de baktığımızda bölge insanımızın şivesini yansıtıyor. Her gün kullandığımız kızanlar ve benzeri sözcüğü bölgemiz insanına has bir sözcüktür.

Onun için bölgemizin en büyük spor organizasyonu, Dünya’da Maraton’un ardından en eski spor organizasyonu olan Edirne’miz ile et kemik olan, Kırkpınar Marşı’nın bestekârı hemşerimiz Beyazıt Hocanın Marşı ile ölümsüzleşmesi, Bu Marşı’nın Kırkpınar törenlerinde ve güreş organizasyonlarında İstiklal Marşımızla birlikte söylenmesi hepimiz için övünç kaynağı olmalıdır. Gönül isterdi ki, Kırkpınar Marşı’na okullarda da yer verilsin. Kırkpınar Marşının sözcükleri aklımıza geldiğinde ve bir yerde söylendiğinde heyecanlanmamak mümkün mü?

Bu önemli ve kalıcı hizmeti yerine getirmesine rağmen, Beyazıt Hoca’mızı basın mensupları olarak yeterince sahiplendiğimizi söyleyemeyiz. Kırkpınar Marşı adını taşıyan ve bunu tescil ettiren bir Bestenin sahibi olmasına karşın, Hocanın bu başarısına yeterince ortak olamadık ve sahiplenemedik.

Aslında bu marşın sözlerinin, meslektaşları olan bizlerin çalıştığı büroların bir köşesinde asılı olması gerekirdi. Bunu hangi gazetemizde görebilirsiniz.

Beyazıt Hoca’ya meslektaşları olarak bizler sahip çıkmalıyız. Onun başarısının bizim başarımız gibi görmeliyiz. Şairlik herkesin harcı değildir. Özel yetenek ister. Satırların yazılışında heyecan ve sabır ister.

Beyazıt Hoca tüm bu yeteneklerle donanmış bir meslektaşımız ve meslek duayenimiz.  Kendisinin müziğe olan tutkusu, bestelediği Marşını söylediğinde, mısralara ayrı bir güzellik katması, bunu uluslararası etkinliklerde sergilemesi bizler açısından da ayrı bir övünç meselesi olmalı. Bu ülkede Beyazıt Sansılar gibileri kolay yetişmiyor.

Özellikle bizim yaşıtlarımız bugüne kadar birçok badirelerden geçerek bu günlere ulaştı.

Ne fırtınalı günlere, demokrasinin nerelerden nerelere geldiğine, kazanılan hakların nasıl elimizden alındığına, ülkeyi yöneten bazı kişilerin verilen “Demokratik haklar Türk halkına bol geliyor kısıtlayalım” dedikleri dönemlerden geçtik.  Bizleri bugünkü genç nesillerden çok daha fazla hırpaladılar. Bizler gibi Beyazıt Hocam da bu fırtınalı döneminim içinden geldi.

BEYAZIT SANSI HOCA

Aynı çağın nesliyiz. Meslek hayatında da ne güçlüklerle karşılaştığını,  söylemek istediği bazı sözcüklerin boğazında düğümlenip kaldığını kim inkâr edebilir.

Onu ancak o devrelerin çilesini çekenler yaşı bizim gibi yarım asrı çoktan aşmış olanlar bilir. Bu çilelerin sonucu kazanılan mesleki birikim genç meslektaşlarımız için örnek ve tecrübe olmalıdır. Hocanın köşe yazılarında da benim de dile getirmeye çalıştığım Edirne özlemi ve Edirne güzelliklerini sahiplenme tutkusu vardır. Onun için Edirne ve bu ilin değerlerine sahip çıkmak çok önemlidir.

Kırkpınarı Edirne’nin tarihi dokusu, doğal güzellikleri,  çağdaş insanları, folkloru, gelenek görenekleri, başka illerde çok az bulunan demokratik yapısı Beyazıt Hoca’mızın sevgi odağıdır. Onlara hiçbir zaman zarar gelmesini istemez. Bölgesel güzelliklerin, insanlarımızın zarar görmesi halkımızın dışlanmak istenmesi benim gibi onu da çok yaralar.

Bizim kuşağın ortak tutkusudur bu ortak duygular. Beyazıt Hoca ve aynı düşüncede olanların bölgemize duyduğu aşk bizlerle mezara kadar gidecektir.

Bizim kuşağın ( sayıları her geçen gün azalsa da) bölgemizi sevme ona toz kondurmama duyarlılığını hiçbir şeye, sevgiye feda edemez. Beyazıt Hoca’mı da Edirne güzellikleri, Edirne folkloru ve müziği çok duygulandırır ve onurlandırır. Böyle sevgi ve duygu dolu şair ve meslektaşımız hocamızı daha candan kucaklamalı sevgisine ve sorunlarına ortak olmalıyız. İnsan ömrü sınırlı.

Bakıyoruz, sevdiklerimiz aramızdan bir bir ayrılıyor. O zaman ah vah demek çare değil. Sevgimizi sağlığımızda paylaşmalıyız. Meslektaşlarımızı candan kucaklamalıyız. Bunların başında da Beyazıt Hoca’mız olmalı. Bilindiği gibi, şairler çok duygusal olurlar, onlara candan samimi önyargısız yaklaşmalıyız. Bunu yaptığınızda sevginizin kat kat fazlasını onlardan alırız.

 355 total views,  2 views today

Next Post

EDSİAD İftar Yemeği Verdi

Edirne Sanayici ve İşadamları Derneği, 16 Temmuz 2014 Çarşamba günü iftar yemeği verdi. Lalezar restaurant’taki yemeğe Edirne Belediye Başkanı Recep Gürkan, EDSİAD Başkanı İsmet Açıkgöz, Edirne Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Recep Zıpkınkurt, Edirne Ticaret ve Sanayi Odası Meclis Başkanı Mehmet Eren, Yunanistan’ın Edirne Konsolosu Katerina Varvarigu sivil toplum kuruluşu temsilcileri […]
EDİRNE AJANS İLETİŞİM
WhatsApp