Bu acı günler ne zaman son bulacak

admin

fikri_yalin_kose

 

 

 

 

 

 

 

Ülkemizde uzun süredir devam eden terör olayların ardından 15 Temmuzda meydana gelen darbe girişimi ile ülkemiz büyük bir bunalıma sürüklenmek istendi.

Bu arada Güneydoğu’da devam eden terör azalma şöyle dursun artarak devam ediyor.

Bu belalar yetmiyormuş gibi, bakıyoruz ülkenin ana muhalefet partisine suikast düzenlendi. Güvenlik kuvvetlerinin olaya müdahalesi sonucu Kemal Kılıçdaroğlu suikast girişiminden kıl payı kurtuldu.

             O anda teröristlerle meydana gelen çatışmada bir askerimiz şehit düştü.

Son iki gün içinde 15 şehidimiz var on beş aileye ateş düştü.  Bu acılarla birlikte bir de Ordumuz çevremizdeki terörün önünü almak için Suriye çıkarması yaptı.

Terörün en üst noktaya tırmandığı şu günlerde Allah güvenlik kuvvetlerimize sabır ve metanet versin, onları bu beladan korusun

Ülkemiz içten ve dıştan ateş çemberinde. Teröristler dört bir yandan saldırıyor.

Dostumuz diye bildiğimiz ülkelerden de kimin dost kimin düşman olduğu belirsiz.             Bakıyorsunuz bu ülkelerin sözcüleri bugün dostça ülkemizi destekleyen mesajlar veriliyor, bir gün sonra bunun tamamen aksi ile karşılaşıyorsunuz.

Diplomaside, “ülkeler arasında devamlı dostluk ve düşmanlık yoktur”  diye söylenen sözler boşuna söylenmemiş.

Gerçekten günümüz dünyasında dost ile düşmanı ayırt etmek çok güç.

Ülkemiz açısından en acı olan şu karanlık güçlerin elbirliği ederek Ortadoğu’nun tek demokrasi ile idare edilen ülkesinde kaos yaratmak için var güçleri ile çalışıyorlar.

Bu arada bizlere düşen görev, hangi siyasi görüşte ve etnik guruptan dinden, dilden olursak olalım, bugün için bunları ön planda tutmamak olmalı. Bu bunalımlı ortamdan pay çıkarma gayreti içine girmek bir anlamda ülke içinde terör belasına destek olmak anlamına gelir.

Bugüne kadar karşılaşılmayan, Cumhuriyet tarihimizde ilk kez karşı karşıya olduğumuz çok kritik ve bunalımlı günler geçiriyoruz. Bugün herkes ama istisnasız hepimiz bugünlerde sorumluluk içinde hareket etmek zorundayız.

            Yapılan saldırılar ülkenin bütünlüğüne, demokrasimizi yok etmeye yönelik saldırılardır.

            Bunların mevzi kazanması bir anlamda demokrasimizin yara alması anlamına gelmektedir.

Buna kimsenin hakkı ve haddi olamaz. Gün birlik ve beraberlik günüdür. Teröristlerin Ülkenin     Ana muhalefet partisi Genel Başkanını öldürmeye yönelik tavırlarının olması ülkedeki kaosu üst düzeye çıkarma girişimleri, bizlere uyarı olmalı, aklımızı başımıza getirmeliyiz.

Böyle günlerde küçük siyasi hesaplar peşinde olanlar, bir kez daha düşünmeli. Gün siyasi hesap günü değildir.

            Zaten ülkede olağanüstü hal uygulamasının başladığı günden bu yana ülkemiz kanun hükmündeki kararnamelerle yönetiliyor.

            Bu olağanüstü hal uygulamasının bir an önce kalkması ülkemizin normale dönmesi için çaba harcamalıyız.

Acı olan bir durum ise, bu kadar terör olayları sonrası siyasileri yaptıkları açıklamalarının bilinen sözlerden “ kanı yerde kalmayacak ülkemiz terörün üstesinden gelecek, halkımız müsterih olsun” gibi beylik, bugüne kadar defalarca dinlediğimiz sözlerle halkı avutuyorlar.

Halkımız, siyasilerin bu sorumsuz yaklaşımından, durumun ciddiyetinin vahametinin sorumluluk bilincine vardığını göremiyor.

Herkes suçunu başka yerlere atma peşinde. Ülkemizde meydana gelen olayların bir benzeri acaba bir Avrupa ülkesi ve demokrasinin eksiksiz uygulandığı bir ülkede olmuş olsa bunun yansıması ve sorumsuzluğu böyle mi olurdu.

Ülkemizde sayıları her gün artan şehitlerimizin haberleri basın organlarının alt sayfalarında yer alması adeta kanıksanması çok tehlikeli bir gelişme.

Yurdumuzun bir bölgesi adeta yanıyor. Bazıları ise bundan habersiz ülkede sanki hiçbir şey olmamış gibi normal yaşantılarına devam ediyor. Bu vurdumduymazlık, ateş düşen evlerin sorunlarına ilgisiz kalmak vefasızlık gösterisi bir anlamda insanlar arasındaki dostluğa da darbe vurabilir.

            Ülkemizde meydana gelen olaylardaki acıları tüm halkımız yüreğinde hissetmeli, her gün gelen şehit haberlerini kendi yakını gibi kabul ederek sorumluluğu paylaşmalı ve ülke birliğinin sağlanması için duyarlı davranmalıyız. Gün birlik ve beraberlik günüdür

BUNLARI BİLİYORMUSUNUZ.?

               İLK KADIMIZ NASRETTİN HOCANIN TORUNU

     Ülkemizde ilk İstanbul Kadılığı’nı Nasrettin Hoca’nın torunu olduğu söylenen Hızır Bey Çelebi yapmıştı. İstanbul kadılığı Osmanlı padişahı Fatih Sultan Mehmet tarafından şehrin alınışından hemen sonra, kuruldu.

    Kadıların evi mahkeme salonu olarak kullanılırdı. İstanbul kadısı bütün kadıların üstünde ve doğrudan doğruya sadrazamdan buyruk alırdı.

   İstanbul dört bölgeye bölünmüş, her bir bölümün başına bir kadı getirilmişti. Hepsi İstanbul kadısına bağlıydı. İstanbul kadılarını 1591 yılından sonra İstanbul efendisi, daha sonra da kadı denilmeye başlandı.

     Belediye işlerinin denetlenmesi kadıların elindeydi. Kadının çarşıyı denetlemesinden önce yola çıkan memurları bu denetlemeyi yapar, kendisi geldiği zaman da sonucu bildirirlerdi.

 Kadının görev süresi bir yıldı.

 Meslek örgütünün büyük geliri vardı. 1908 yılında kadılıklar adliyeye taşındı. Yargıçlık örgütünün başlamasıyla da kadılık kaldırıldı.

 

 69 total views,  2 views today

Next Post

Madde bağımlılığıve zararlı alışkanlıklarla mücadele

            Edirne Yeşilay Şubesinden “Madde Bağımlılığı ve Zararlı Alışkanlıklar ile Mücadele” Eğitimi yapıldı.             Türkiye Yeşilay Cemiyeti Edirne Şubesi tarafından, Edirne Trakya Romanları Eğitim, Geliştirme ve Kültür Araştırma Derneği konferans salonunda; Dezavantajlı Mahallelerde yaşayan roman çocuklara yönelik olarak “Madde bağımlılığı ve Zararlı Alışkanlıklar ile Mücadele” Eğitimi düzenlendi.     Edirne […]
EDİRNE AJANS İLETİŞİM
WhatsApp