Bu üslupla nereye kadar

admin

fikri_yalin_kose            Siyasilerin üslupları adeta sokak dalaşlarına dönüştü. Biri diğerine hakaret ediyor o da karşılığından ondan daha ağır sözlerle hakarete karşılık veriyor.

Bu sözleri işiten insanlar “ parti yöneticilerimiz böyle yapıyor binim de yapmamda sakınca yok “ diyebilirler.

Bu siyasi kavganın sonu Allah esirgesin nereye varacak.

Bu kamplaşmanın örneğini demokrat partinin son dönemlerinde yaşadık. Yine 1980 öncesi terör olaylarıyla tanık olduk.

Bu kavgaların faturası her zaman günahsız halkımıza çıkıyor. Hiç bir suçları olmadığı halde faturayı onlar ödüyor.

Bu kavgaların devam ettiği günlerde parlamentoda neler oluyor bir bakalım. Daha önceleri defalarca milletvekillerinin dokunulmazlıklarının sadece kürsü dokunulmazlığı ile sınırlanması diğer dokunulmazlıkları kaldırılsın diye meclise gelmesine karşın ret edildi.

Ülkede tam başkanlık sisteminin gündemde olduğu bir zamanda bakıyoruz. Sınırlı olarak belirlenen dokunulmazlıklar birden gündeme taşındı. Neden bugün ve gündemin başka konulara odaklandığı bir zamanda gelmesi ilginç değil mi?

Çünkü şu anda parlamentoda bulunan çoğunluk yasanın bir an önce çıkması için kıyasıya mücadele veriyor.

Diyelim ki, yasa çıktı.  Bu yasa sadece bir kez için geçerli olacak.  Farz edelim yasa çıktıktan sonra parlamenterler aynı suçlar işlenmeye devam ediliyor olsa da, onlar için bir böyle bir  yaptırım yok.

Bu konunun gündemde olduğu zamanda bıkıyoruz, ülkemizde ekonomik durum sinyal veriyor. Dolar 3 lira sınırına dayanmış. Bunun faturasını işadamlarımız, sanayicilerimiz dolarla iş yapan insanlarımız ödüyor.  Önceleri daha ucuza aldığı malı yerine koymak için daha fazla ücret ödemek zorunda kalacak.

Her gün şehitlerimiz geliyor. Bu şehit haberleri milletvekillerinin kavgaları haberleri arasında bazı gazetelerde küçük haber olarak yer alıyor.

Yine, her konu içine konular Torba Yasası ile çalışanları yakından ilgilendiren uygulamalar gündemde. Bu yasa ile işçiler resmen pazarlanacak,  birkaç saatliğine işçi bulmak için bu yerlerden onay alınacak. Ayrıca asgari ücretin yükselmesi ile işçi çıkarma yurdun dört bir yöresinde devam ediyor. Ülkede İşsizlik oranı iki hanelerde tırmanıyor. Bu işsizliği geçici işçi alımı ile giderilmeye çalışılıyor. İŞ KUR tarafından alınan geçici işçiler bu değerlendirmede işçi olarak gösteriliyor. Bu uygulama ne kadar işsizliğe çare olabilir.

Toplum arasında bu kadar sorunların olduğu bir dönemde ülkemizin yönetiminden sorumlu olanların parlamentoda bizleri temsil edenlerin ve onların alt kademelerdeki temsilcilerinin üsluplarına çok dikkat etmeleri halkı kamplara bölünmesini engellemeleri gerekir. Halk her zaman yöneticilerini örnek alır tıpkı çocukların ailelerini örnek alması gibi ,yukarıdakiler ne yapıyorsa alt kesimde olanlar da aynı şeyleri uygular.Hani bir halk deyişi vardır mealen şöyle denir. “İmam bir hata yaparsa cemaat onun daha fazlasını yapar.

İletişimin yoğun olduğu sosyal medyanın yaygınlaştığı günümüzde olayların gizli kalması mümkün değil. Olaylar özellikle siyasilerin gafları birbirlerine hakaret dolu sözleri anında yurdun dört bir yanına yayılıyor. Siyasilerimizin özellikle üslup konusuna dikkat etmeleri, huzurlu bir ortamın devamı açısından da önemlidir. Kem söz sahibinindir”  sözünü akıldan çıkarmamalı ve insanların aralarındaki sorunları daha dostane bir şekilde çözmeleri için siyasilerimizin önderlik etmeleri gerekir. Ne acıdır ki bu söz düellosu kısasa kısas şeklinde devam ediyor. Bu arada ülkemizin önemli sorunları hasıraltı ediliyor. Bu parlamenterlerimizin ağzına yakışmayan toplumu kutuplaştıracak sözlerin son bulması için toplundan da tepki gelmesi gerekir.  Ne yazık ki toplumumuz bu konuda çok sessiz.  Hazım Hikmet bu konuyu satırlarında şöyle dile getirmiş.

 

 

 AKREP GİBİSİN KARDEŞİM

 

korkak bir karanlık içindesin akrep gibi.

serçe gibisin kardeşim,

serçenin telaşı içindesin.

midye gibisin kardeşim,

midye gibi kapalı, rahat.

ve sönmüş bir yanardağ ağzı gibi korkunçsun, kardeşim.

bir değil,

beş değil,

yüz milyonlarlasın maalesef.

koyun gibisin kardeşim,

gocuklu celep kaldırınca sopasını

sürüye katılıverirsin hemen

ve âdeta mağrur, koşarsın salhaneye.

dünyanın en tuhaf mahlukusun yani,

hani şu derya içre olup

deryayı bilmiyen balıktan da tuhaf.

ve bu dünyada, bu zulüm

senin sayende.

ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer

ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak

kabahat senin,

— demeğe de dilim varmıyor ama —

kabahatın çoğu senin, canım kardeşim!

 98 total views,  2 views today

Next Post

Deniz ve Bilge ÇAĞRI’nın mutlu günü

                Emine ve Kutlu Kalfa’nın Kızı Deniz ile Sakine ve Hüseyin Günay çiftlerinin oğlu Bilge Çağrı, Sivrikaya  Restaurant’ta düzenlene  törenle mutluluğa adım attılar.Aynı okulda  eğitim görürken tanışan çiftler okul arkadaşlıklarını hayat arkadaşlığına dönüştürmenin mutluluğunu yaşadılar.Düğüne gelen davetlilerin mutluluklarına ortak olmalarının sevincini yaşayan çiftlere […]
EDİRNE AJANS İLETİŞİM
WhatsApp