Dil Birliğimiz Sağlanamıyor

admin

Toplum bireylerinin birbirine kenetlenmesini sağlayan, kitleler arasındaki iletişimde en önemli etken ola dil birliğimizin sağlanmasında ülkeyi yönetenler bugüne kadar gereken duyarlılığı sağlayamamıştır.

Osmanlı Devleti süresince Türkçe dışında  başka dillerle harmanlanmış bir dil kullanılmıştır. Ülke  yöneticilerinin bu karmaşık dili kullanmaları yasal hale gelmişti.

Böylece halk ana dili Türkçeyi kullandığı halde, üst düzey yöneticiler ve resmi kurumlar konuşma ve yazışmalarında Arapça,Farsça karışımı bir dil kullanmışlardı.

Halk ile yöneticiler arasında asırlar boyunca hiçbir zaman birlik ve sağlıklı iletişim sağlanamamıştır. 6 asırlık Osmanlı Devleti döneminde halk diliyle yazılan bir kitaba,hikaye, romana ve resmi  yazışmalara  rastlamak mümkün değil.

Sadece halk ozanları dizelerinde ve halk arasında anlatılan hikaye ve fıkralarda anlatılanlar halkın sesi olmuştur.

Osmanlı Devletinin kurulduğu yıllar öncesi Anadolu’ya baktığımızda ise  Karamanoğlu Mehmet Bey Türkmen Beylerini toplayıp her alanda Türkçe konuşulması konusunda ferman yayınlamış.

O dönemlerde Selçuklularda, edebi dilde, Farsça dili kullanılırken Devlet işlerinde ise Arapça dili  kullanıyordu.

     Halk ise günlük konuşmalarında öz Türkçe dil ile  anlaşıyordu.

Bundan çok huzursuz olan Karamanoğlu Mehmet Bey, millet olarak birlik ve beraberlik içinde olan, iyice kenetlenecek, huzurlu ve güvenli bir yaşama şartının o ülkede  dil birliğinin sağlanması ile gerçekleşeceği inancını taşıyordu.

Karamanoğlu Mehmet Bey İdareciliği sırasında Türkçeyi  ülkesinde resmi dil ilan eden fermanında şöyle diyordu” Bugünden sonra divanda, dergahta,ve bargahta meclis ve meydanda Türkçeden başka dil kullanılmayacaktır. Böylece Karamanoğlu Mehmet Bey siyasi ve askeri zafer değil, ayni zamanda kültürel zafer kazanmıştı.

Mustafa Kemal Atatürk dil devrimi sırasında Karamanoğlu Mehmet Beyin bu çalışmasından esinlenerek,  dil birliğimizi gerçekleştirmişti.

   Toplum katmanları arısındaki dil birliğinin sağlanamaması ile o ülke içindeki huzur güven ve beraberlik nasıl sağlanabilir? Nitekim aradan geçen 6asırlık Osmanlı Devleti  döneminde  halk ile yöneticiler arasındaki dil anlaşmazlığı devam etmiştir. Bugün dahi bazı kurum ve kuruluşların yazışmalarını ve hukuk dilini halkın anlaması mümkün değildir.

Bu arada son yıllarda bir de ülkede, batı Avrupa dili özentisi yaygınlaştı.Kent merkezindeki  işyerlerinin isimlerine bakalım,  büyük bir çoğunluğunun isminin  Türkçe dışındaki dillerde yazıldığını görüyoruz. Sokaklara çıkıp işyerlerine baktığımızda insan kendini Edirne’de değil de bir başka  memlekette sanıyor.

Bu da yabancı hayranlığının bir başka yansıması değil midir?

Kendi öz dilimize Türk Cumhuriyetleri kadar sahip çıkamadık. Bu ülkeler güç koşullarda farklı aksanlarda da olsa kendi öz dillerini korumuşlardır. Bu arada Atatürk’ün kurduğu  Türk Dil Kurumunun etkisizleşmesi ile Türkçemizdeki tehlike henüz bitmiş değildir. Ülkede dil birliğinin tesis edilememesi, halk arasında dil bağının sağlanmasının o ülkenin geleceği açısından ne denli önem kazandığını anlamak için kahin olmaya gerek yok.

 188 total views,  2 views today

Next Post

Trakya Üniversitesi Rektörü Yörük’ün Kosova Ziyareti

Trakya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yener Yörük ve beraberindeki heyet Kosova Başbakan Yardımcısı Edita Tahiri’yi Başbakanlık Ofisi’nde ziyaret etti. Ziyarette, Trakya Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Süleyman Pişkin ve Balkan Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ahmet Günşen de hazır bulundu. Görüşme sırasında, Balkanlarda kalıcı barışın sağlanması hususunda, Türkiye’nin önemi ve […]
EDİRNE AJANS İLETİŞİM
WhatsApp