DİL YARASI

admin

Bir ülkede halkın konuştuğu ortak dilinin toplum arasında bağları güçlendirmesinde toplum arasında iletişimde dostlukların güçlenmesinde ne denli önemli olduğu bilinen bir gerçek.

Türklerde Dil Birliği özlemi ta, eski yıllara 1200 lü yıllara Anadolu’da kurulan Karamanoğulları Devletine kadar dayanıyor.

Karamanoğlu Mehmet Bey dildeki yozlaşmaya dikkat çekmek amacıyla, halkına şu buyruğu yayımlamış; “ Bugünlerden geru dergâhta, divanda, bargâhta, mecliste ve meydanda Türkçeden başka dil kullanılmayacak”

Mehmet Beyin bu talebi daha sonraki yıllarda kurulan Türk devletleri arasında gerçekleşmiş olsaydı, acaba Osmanlı Devletinin 6 asır süren döneminde geniş halk kitleleri ile ülkeyi yönetenler arasında farklı dil oluşu, halk ile yöneticiler arasında kopukluk, iletişimsizlik yaşanır mıydı?

Bugün Osmanlı Arşivlerini incelemek için Acemce, Arapça dil uzmanı olmak gerekiyor. Arapça bir yana yazılanların neyi ifade ettiğini anlamak mümkün değil.

Böyle karma bir dil ile bugünkü neslin anlamayacağı dille yazılan edebi eserler, mezar taşı yazıları kaç kişi tarafından okunabilir. Karamanoğlu Mehmet Bey’den sonra başlayan dilde yozlaşma, başka dillerin Türkçeye hakim olması Türkçe’nin üvey evlat muamelesi görmesi ne acıdır ki, günümüze kadar devam etti.

Halk öz Türkçe ile meramını anlatıp iletişimde zorluk çekmezken,devletin yönetim kademesinde bulunanlar Türkçe konuşmayı asaletlerine yakıştıramamışlar hakir görmüşler benimsememişlerdir.

Osmanlı Devleti döneminde yazılan kitapları halkın okuyup anlaması mümkün değildir. Buna karşın Halk Ozanı Karacaoğlan’ın asırlar önce kullandığı sözlerinin her satırı bugünkü Türkçemizden farksızdır.

O günün Arapça, Acemce hayranlığı bugün de batı ülkeleri dilleri hayranlığına dönüşmüştür.

Sokaklara bakıp tabelalara göz attığımızda bunların arasında Türk dili ile yazılanların yok denecek kadar az olduğunu görürsünüz. İşyerlerinde tabela yazımında yabancı dil hayranlığı her yıl artarak devam ediyor.

Yıllardır bildiğimiz berberlerin, kahvehanelerin lokantaların aşevlerinin ismi günümüzde yok denecek kadar azaldı. Onun yerine batı dillerinden özenilerek, kuaför ve bunun başka dillerinden benzerleri yer aldı.

Yabancı dillerle işyerlerini halka tanıtmak güzel Türkçemizi ikinci plana atmak, Osmanlı Devleti zamanında uygulanan öz Türkçe husumeti mantığını andırıyor.

O zaman da Türkçe, devletin üst yöneticileri ile  bağları kopuk olan toplumun alt tabakasındaki halkın konuştuğu dil olarak kabul ediliyordu. Aşağılanıyor, saygı duyulmuyor, hor görülüyordu. Bugün de bu yozlaşmanın bir başka yansımasını görüyoruz.

İşyeri tabelalarının asırlık yemeklerimizin yiyeceklerimizin bilinen ortak isimleri işyerlerinin mesleklerin isimlerinin yerini ne olduğunu anlamadığımız yabancı isimler aldı.

Sokaklara çıkıp işyerlerinin isimlerini gördüğünüzde kendimizi adeta bir başka ülkede sanıyorsunuz. Bir ülkeye verilecek en büyük zararın dilinin yozlaştırılması ile yapıldığını inkâr edemeyiz.

Türkçemiz de böyle bir tehlike ile yüz yüze. Türkçemizde onlarca karşılığı olan kelimeler, isimler her nedense yabancı sözcüklerle ifade etme tutkumuz var. Bazı entel takımı ise, konuşmalarının arasına birkaç yabancı kelime katarak yapacağı konuşma ile kendisinde bir ayrıcalık olacağı havasına giriyor.

Resmi yazışmalarımız, hukuk dili ve yasalarımızın dili  öz Türkçemizle uyum içinde değil. Halkımızın bu yazıları okuduğunda bir şey anlaması mümkün değil.

Yazılanlar adeta belli bir zümrenin okuyup anlaması için kaleme alınmış. Adeta, halk arasında anlaşılmaması için kurgulanmış ifadeler. Yerli malımız gibi öz dilimiz de yok olma tehlikesi ile yüz yüze.

Ne acıdır ki, dildeki bu tahribat hiç bir bilimsel toplantıda ve panelde gündeme taşınmıyor. Atatürk’ün emaneti olan Türk Dil Kurumu bugün tanınmaz hale geldi. Siyasilerimiz, toplumda var olan dil yarasını, dildeki yozlaşmaları önemsemiyor.

Aslında dil birliğinin yara alması, ülkede iletişim kopukluğuna neden olarak insanlar arasında en büyük bağı zedeleyebilir.

 122 total views,  2 views today

Next Post

Ulaşım Hizmetleri Müdürü Erdal Uygun’dan ETUS Yönetimine Ziyaret

Edirne Ulaşım Hizmetleri Müdürü Erdal Uygun ETUS yönetimini ziyaret ederek Başkan Hakan GİYİK ve yönetimden yeni dönede ulaşım konusunda yaşanacak aksaklıkların önüne geçilmesi ve Ulaşımda yapılacak yeni yatırımları gözden geçirmek için çeşitli bilgiler aldı. 2013-2014 Eğitim-Öğretim yılının başlaması sebebiyle toplu taşımada yaşanabilecek aksaklıkları, eksiklikleri görüşmek için zaman zaman SERHAD BİRLİK […]
EDİRNE AJANS İLETİŞİM
WhatsApp