Dünya çiftçiler günü

admin

fikri_yalin_koseÜlkemizde her yıl 14 Mayısta Çiftçiler Günü kutlanıyor. Hani bizleri doyuran yaşamamızda en büyük etken olan çiftçilerimizin eli nasırlı insanların günü kutlanıyor.

Her ne kadar devletten beklenilen desteği almasa, ürünü piyasada gerçek değeri ile satılmasa bundan en büyük payı aracılar kazansa da, TBMM’de kendi temsilcileri bulunmasa da çiftçilerimiz tüm dünyada olduğu gibi ülkemizin de en önemli kesimidir.

Şöyle bir an için çiftçilerimizin ürettikleri tarım ürünlerinin olmadığını buğdayın, pirincin sebzenin meyvenin çarşı pazarda bulunmadığını düşünelim çarşı pazara gidenlerin evlerinin ihtiyacı olan yiyecek ürünlerinin olmadığını farz edelim.

Ne kadar zengin şatafatlı yaşam sürersen sür yaşamın tehlikede demektir. Sağlıklı yaşamamızın olmazsa olmazıdır tarım ürünlerimiz.

Zira bu ürünlerden mahrum kalan, çiftçilerimizi zor koşullarda ürettikleri sofralarımızda önümüze konulan yiyecek ve içeceklerden mahrum kalmamız halinde onların yerini hiçbir ürünle karşılamamız mümkün değildir.

Bazıları şöyle düşünebilirler “ biz varlıklı insanlarız paramız çok bu ihtiyaçlarımızı dünyanın her yerinden getirip ihtiyaçlarımızı karşılarız, önemli olan para” diyebilirler. Onun için halk arasında bir söz vardır “ Elden gelen öğün olmaz olsa da doyum olmaz” mealinde söylenir. Kendi ülkende bulamadığın ürünü bir gün olur başka ülkelerden sağlama imkânın olmayabilir. Toplumların ana hedefleri kendi yağları ile kavrulma, başka ülkelere muhtaç olmamadır. Bu durumda olan toplumların insanları huzurlu, ekonomileri de sağlıklı olur.

Ülkemiz verimli toprakları, uygun iklim koşulları ile insanlarımızın ihtiyacı olan her türde tarım ürününü yetiştirebilecek koşullara sahiptir. Tarımda kendi kendine yeterli az sayıda ülkelerden biridir.

Tarımın ne denli stratejik bir önemi olduğu bilinmesine karşın ne yazık ki ülkemizde tarım kesimine gereken önemi veremiyoruz. Bölük pörçük küçük oranda desteklerle tarımın kalkınmasının mümkün olamayacağını bir türlü kabullenemedik. Tarımda girdi fiyatlarının yüksekliği çiftçilerin topraktan geçimlerinin zora girmesi çiftçilerimizi evlatları gibi sevdiği uzun yıllar geçim kaynağı olan toprağından kopardı. Zora düşen köylüler evini yurdunu terk ederek hiç alışık olmadıkları bir ortama büyük şehirlerin varoşlarına sanayi bölgelerine giderek fabrika işçisi oldular.

Köylerdeki komşularını atalarının mezarlarını evlerini bağ ve bahçelerini terk ettiler. Köylerindeki toprakları ekilip biçilmez oldu evleri harabeye döndü. Diyebilirim ki toplum arasında en çok dayanışmanın sağlandığı Türk toplumunun adeta kılcal damarı olan köylü dayanışmasını, birlik ve beraberliğini böyle çarpık ekonomi ile yok ettik.

Çaresiz kalan köylülerimiz büyük kentlerin varoşlarında yine köylerdeki gelenek göreneklerini dayanışma ruhlarını yaşatmaya çalışıyorlar. Onlar şehirli görünseler de yine köylüler kendilerine nerelisin diye sorulduğunda kendi yaşadığı kentin adını vermek istemez doğup büyüdüğü il, ilçe ve köyün adını söyler. Her zaman oraların özlemini çekerler.  Mahalle aralarında yaptıkları düğün dernekleri, kendi doğdukları bölgelerin oyunlarını ayni gelenek ve görenekleri ile gerçekleştirirler. Nereye giderlerse gitsinler doğduğu topraklar eski komşuları onların esas yurdu olmaya devam eder.

Onun için izlenilen yanlış tarım politikalar sonucu köylülerimizi topraklarından uzaklaştırmakla toplumumuza bir anlamda kötülük yaptık. Onlar topraklarının yanında oldukları zaman o toprakları en iyi şekilde savunmakla yükümlü Mehmetçik gibiydiler. O topraklarda, kırlarda bayırlarda mutlu oluyorlardı. Köylülerimizi varoşlara taşıyıp toplumun genlerini bozduk.  Tarımda gelişmiş ülkeleri örnek alarak köylülerimizin küçük işletmelerinde büyük çiftlikler kurulması amaçlanıyor. Toprakların tek elde toplanması amaçlanıyor.  Sadece üretime yönelik tarım ile halkımız ne oranda sağlıklı yiyeceğe kavuşacak onu da zamanla göreceğiz. Tarıma yeterli desteği vermeyerek kaynaklarımızı başka ülkelerin tarımına destek sağladık, şehirlerimizi köyleştirdik köylerimizi harabeye çevirdik. Şimdi de çiftçi bayramını daha ziyade tarımla sınırlı ilişkisi olan çiftçi olmayıp çiftçi geçinen kimselerle öylesine kutlamak zorunda kalıyoruz.

EMEKLİ DİLEKÇESİ

Bir kurumun daire amiri her gün olduğu gibi aynı fıkraları anlatmaya başlıyor. Memurları ise bu fıkralara istemeyerek de olsa kahkahalarla gülüyormuş.

Memurlar her gün aynısı anlatılan fıkralara gülerken amirin gülmeyen bir memur dikkatini çekiyor.

Gülmeyen memura “ Ahmet bey fıkralarımın esprililerini anlamadınız her halde” diyor.

Memur amirine “anlamasına anladım da bu sabah emekli dilekçemi verdim artık zorla gülmeyeceğim” demiş.

 132 total views,  5 views today

Next Post

Erdin Bircan İpsala'da partililerle buluştu

CHP Edirne Milletvekili adayı Erdin Bircan, İpsala’nın köylerini gezdi. Edirne’nin her noktasını karış karış gezen Erdin Bircan’ın bugünkü programı İpsala’daydı.                 Sabah diğer CHP Milletvekili adayları Okan Gaytancığlu ve Gürkan Güneser’le birlikte Edirne Merkez’deki muhtarlarla kahvaltıda bir araya gelen Erdin Bircan, Muhtarlardan CHP […]
EDİRNE AJANS İLETİŞİM
WhatsApp