fikri_yalin_koseEdirne her açıdan güzellikle bezenmiş başka illere nasip olmayan özelliklere sahip bir Avrupa kenti görünümündedir. Tarihi güzellikleri, doğası, insan yapısı gelenek ve görenekleri çağdaş özelliği ve yemekleri ile örnek bir şehirdir.

Bir asra yakın Osmanlı imparatorluğuna başkentlik yapan Edirne’nin tanıtımında yeterli gayret gösterildiği kanısında değilim. Özellikle yiyecekler, tarihi güzellikleri konusunda tanıtımın dar kapsamla sınırlandırılmaması gerekir. Son yıllarda baktığımızda yiyecekle konusundaki tanıtımlar sadece Edirne ciğeri üzerine odaklanıyor. Bu yeterli görünemez. Edirne mutfağı ülkemizin en zengin yemek türüne sahiptir. Balkanların farklı yörelerinden gelen insanlarımızın yemek geleneklerinin yanında, Osmanlı döneminden süregelen yemeklerimiz,yiyecek ve içeceklerimiz var.

Edirne ciğerinin yanında bunları da gündeme taşımamız tanıtımını yapmamız gerekir. Bakıyoruz son yıllarda yöresel yiyecek tanıtımında sadece ciğerciler üzerine çaba harcanıyor.

Bunun yanında bizim yöresel ve Osmanlı Devleti’nden bu yana devam eden asırlık yemeklerimiz, saray mutfağımızdaki yiyeceklerimizi ne yazık ki yeterince tanıtılmıyor.

Bunlar Edirne ciğerinin gölgesinde kalıyor. Edirne ciğeri ile tanıtıldığı için son yıllarda kentimizde Edirne ciğeri işyeri sayısı her geçen gün artıyor.

Bu zamanla mesleğin ciğer ustalarının işi özenle yapan ehil ellerden çıkıp sıradan bir hizmet haline dönüşmesine neden olur. Bunun sonucunda ürün kalitesi de zamanla bozulabilir.

Bundan da bölgemiz esnafları zarar görür. Edirne ciğeri kalitesini ayni güzellikleri ve özelliği ile devam ettirmek çok önem taşıyor.Bu

konuda gelebilecek şikayetler dikkate alınmalı ürün kalitesinin bozulması engellenmeli.

Bilindiği gibi daha önceki yıllarda Edirne peyniri ülkede tek marka olarak tanınmıştı. Bazı üreticiler peynir kalitesine yeterince özen göstermemeleri sonucu bugün Edirne peyniri ikinci plana düşmüş durumda.

Edirne’nin yerini Çanakkale’nin küçük kazası Ezine ilçesi almıştır. Bu ilçenin sokaklarını gezdiğinizde her yanda Ezine peyniri afişlerini görürsünüz. Bu duruma düşmek, kaliteye özen gösterilmemesi nedeniyle bölgemizin ayıbıdır.

Ürün kalitenin bozulmasında ortak sorumluluğumuz olmuştur. Daha önceleri işçilerimiz yurt dışına çıkışta veya başka illerden Edirne’ye gelenler Edirne peynirini satın almadan gitmiyorlardı. Bakıyoruz şu yıllarda bu talep gittikçe azalıyor.

Tanıtımı yapılan diğer ürünlerimizin de peynirin akıbetine uğramaması için kaliteye özen gösterilmesi gerekir. Bu arada bölgemizde tanıtım ürünlerinin daha da çeşitlendirilmesi gerekiyor. Bu konuda yeterli çaba harcandığını söyleyemeyiz.

Birkaç amatör insanın gayreti ile bu tanıtım yürümez. Yöresel ürünlerimiz tüm türleri ile tanıtılmalı. Bu konuda ilgili kuruluşlarca ve turizm firmalarınca yeterli tanıtım yapılmalı.

Bu güzelliklere sahip çıkmazsak birileri sahip çıkar. Bazı yemek türlerinde bakıyoruz. Edirneliler sahip çıkmadığı için başka bölgelerden gelen esnaflarımız bu ürünlerimizi sahipleniyor.

Mantımıza böreğimize çöreğimizi sahipsiz bırakırsak olacağı budur. Yine bölgemizle anılan Gaziler Helvası var. Birçoğumuz bunun ne olduğunu dahi bilmez.Edirne’de bir esnafımız Gaziler Helva üretimi yaparak bu tarihi geleneği ürün tanıtımını sürdürüyor.

Osmanlı döneminde savaşa giden askerlere ve dönüşte gazi olanlara yapılan bu yiyeceğimizin de sahipsiz kalmaması gerekir.

Bu tanıtımda özellikle esnaf derneklerimize büyük görev düşmektedir. Esnaf Odaları Başkanımız Emin İnağın bu yönde gayretlerini biliyoruz. Bence bu yeterli değil.

Tüm esnaflarımızın bu arada turizm firmalarımızın bu geleneklerimize sahip çıkmaları gerekir. Yiyecek ürünlerimiz ne kadar çeşitli olursa o denli Edirne’nin tanıtımı yaygınlaşır.

Edirne’ye gelen herkese “gel ciğer ye” diye zorlayamazsınız. Diğer yiyeceklerimizi de teşvik etmeliyiz. Anadolu illeri bölgelerini tanıtırken böyle yapıyor. Bir ürünle yetinmeyip onun yanında onlarca ürün tanıtımı yapıyor. Turizmde bir dünya kenti olan Edirne her alanda tanıtımda atılım yapmalıdır.

YA SAHİYSE

Baba Şamil ekmek almak için yarım saatten fazla fırında kuyrukta bekledi baktı ki kendine sıranın geleceği yok.Sabrı iyice tükendiği anda aklına parlak bir fikir geldi.Ekmek almak için sırada bekleyenlere dönerek “ karşıda bedava pirinç yağ dağıtıyorlar” deyince fırında ekmek kuyruğunda olanlar karşı sokağa doğru koşmaya başladı. Fırının ekmek kuyruğunda kimse kalmadı.

Koşanların arkasından bakan Baba Şamil,biraz düşünerek, kendi kendine “ya sahiyse” diyerek, kendi yalanına inanıp o da koşmaya başlar.