Edirne’nin ardı bağlar mı?

admin

fikri_yalin_kose

İsmi Edirne ile anılan bir dönemin de gerçeklerini yansıtan ”Edirne’nin ardı da bayler(bağlar)” türküsü tüm sözleri ile Edirne’yi tarif ediyordu.

Son yıllarda bu Edirne türküsünde belirtilen güzellikler birbiri ardına yok oldu. Bağların bulunduğu Edirne yok artık, bağların bulunduğu yerler bugün çirkin beton yığınına dönüştü.

            Bu plansız betonlaşma bağları yok etmekle kalmadı. Edirne’nin havasının da kirlenmesine görüntüsünün bir tarihi kent olmasından uzaklaşmasına neden oldu.

Daha önceki yıllarda Selimiye çevresine sağlanan konutlaşma rantı, tarihi dokumuzu, özellikle Selimiye camiinin çevresindeki binalar nedeniyle E-5 yolundan görüntüsünü yok etti.

            Daha önceki yıllarda kapıkule yolundan ve şehrin güney bölgesinden göründüğü gibi tüm heybetli görüntüsü ile kente ayrı bir güzellik getiren Sinan’ın şaheseri Selimiye  bir zamanlar  çevresindeki binalar için sağlanan  kat imkanı sonucu bugün kentin en önemli giriş yolundan görüntüsü ile diğer yönlerdeki görüntüsünü gördüğümüzde üzüntü duymamak mümkün değil.

Edirne Bağlarını tarihe ve türkülere mal olan görüntüsünü yok ettik. Konuta feda ettik sanki başka konut alanı yok gibi şehrin güzelliğine en büyük darbeyi vurduk.

            Konut yeri belirlemede atalarımız bizden daha akılla davranmışlar. Yerleşim alanlarını bugün olduğu gibi verimli topraklara alt yapısı sorun olacak ve havayı kirletebilecek alanlar yerine, verimsiz ve kanalizasyon akışı kolay olacak yerlere yapmışlar.

Bugün Edirne’de altyapı ve yağmur sularının akışında en önemli sorun yaratan yerler, Buçuktepe semtinde yükselen çok katlı binalar olmaktadır.

            Zira bu binaların çevresindeki su birikintileri, yağmur suları alçak semtleri sular altında bırakmaktadır. En önemli olan ise yapılan inşaatlarla kentin çevresindeki verimli topraklar yapılaşmaya feda ediliyor.

Düz alanda yapılan binaların temellerine baktığınızda birkaç metreyi bulan siyah humuslu verimli toprak olduğunu görüyorsunuz temelden çıkan mümbit topraklar nereye gidiyor dersiniz.

Ancak yüz yılda oluşan tarıma elverişli topraklar  çöplük alanlarına gidiyor . Çok yazık. Taşkınları   önlemek için yapılan kanaldan çıkan ,İtalya’nın  Po ovası toprağından sonra en verimli toprak olduğu söylenen  toprakların bir bölümü de  nehir çevresinde setlere döküldü. Bu verimli toprağın yeterince değerlendirildiğin söyleyebilir miyiz?

Aynı şekilde bina temellerinden kazılan verimli topraklar yok edilmiyor mu?

            Tarımdan sorumlu olan kuruluşlarımız neden bu konuda uyarı görevini yapma gereğini duymazlar. Nehir meydanında uygulanmak istenen yeşil alan katliamında seslerini yükseltenler biraz da gözlerini inşaatlara orada yok olan verimli topraklara kanal nedeniyle yok olan verimli topraklara çevirsinler.

Oralarda yapılan doğa tahribatları seslerini yükselttiler.

Korunmasını istedikleri yerler kadar önemi yok mudur?

            Yine bu muhteremlerin Edirne halkını zehirlenmesine, kuzey rüzgârlarını geleceği yönde büyük çok katlı binalarla hava akımının önlenmesine neden sesleri çıkmıyor.

İstendiği kadar iyi yakıt kullanılsın doğal gaz teşvik edilsin Edirne havasının temiz olduğunu iddia edebilir miyiz?

            Genellikle kuzey rüzgârlarının hâkim olduğu Edirne’de bu bölgenin çok katlı binalarla kaplanması ile bu yönden gelen rüzgârdan yararlanamıyor.

Gelen hava alçak semtlere ulaşamıyor. Buralarda biriken kirli hava ancak batı ve güneyden gelecek rüzgârla temizlenebiliyor.

Bazılarınca önemsiz görünse de ana hatları ile değindiğim bu konular kentimiz açısından çok önemli konulardır.

Belediyenin alt yapı çalışmalarında da en çok sorun oluşturacak yerler çarpık yapılaşmanın geçerli olduğu yeni yerleşim alanları olacaktır.

Yaşamımız geçeceğimiz olan  bu kentin havasına suyuna sosyal yaşantısına yeşil alanlarına özen göstermeliyiz. Doğayı tahrip ederek tarihi dokuya sahip çıkmayarak bu güzel kenti gelecek kuşaklara  bırakırsak bizim için hayırlı olmaz.

Bugüne kadar kentin güzellikleri hovardaca harcandı. Kentimizin  bazı ortak değerleri yağmalandı. Bundan sonra elde kalan değerlerimizi özenle korumak, kıymetini çok  iye  bilmek zorundayız. Yahudi maşatlığının mermer  taşlarını yıllarda ve set yapımında kullandık. Şimdi bu yaptıklarımızdan utanç duyuyoruz. Makedonya kulesini  yıktık aradan uzun süre geçti  Edirne’ye ayrı bir değer katacak olan bu tarihi kule o haliyle duruyor ,

Bu arada  cumbalı tarihi evlerimizin durumu bir başka yağma alanı oldu. Hiç olmazsa elde kalanların yok olmasını önlemeliyiz. Harabe haline gelenlerin çirkinliklerini gizlemeliyiz. Gelen turistlere bu çirkinliklerle utanç duyacak duruma gelmemeliyiz.  Edirne’ye evimiz malımız gibi sahip olmaz, bugüne kadar olduğu gibi güzelliklerin yok olmasına göz yumarsak bu hepimizin utancı olacaktır.Haberimiz ola….

 104 total views,  2 views today

Next Post

Yolda açık elektrik kablolarına dikkat!

                Abdurrahman Mahallesi’nde yeni hizmete giren Migros yanında” Dikkat Tehlike” yazan yerdeki elektrik trafosundan çıkan elektrik kabloları açıkta ve yerde  bulunuyor. Bu kabloların  açıkta olmasının tehlike oluşturduğunu, tehlike uyarısı olan bir trafonun çevresinin de  tehlikeye karşı önlem  alınmış olması gereğini  belirten Vatandaşlar, “ […]
EDİRNE AJANS İLETİŞİM
WhatsApp