Esas Sorun Burada

admin

fikri_yalin_koseHalkımızın taba olmaktan kurtulup millet olma yolunun başlangıcı sayılan Osmanlı Devletinin son yıllarından başlayarak, günümüze kadar artarak devam eden, bir türlü demokrasiyi, paylaşmayı, karşı fikirleri içine sindiremeyen, birinin ak dediğine kara deme alışkanlığımız günümüzde de devam etmektedir. Ortak noktada birleşmeyi kabul etmeyen bağlı olduğu siyasi görüşü, fikirleri mutlak doğru olarak kabul eden, olayları siyah-beyaz şeklinde değerlendiren kitleler nedeniyle toplumda guruplaşmalar eksik olmuyor.

Balkan Savaşının bu nedenle kaybettik. Cumhuriyetin kuruluş yıllarındaki sorunlar bu guruplaşmalar nedenle yaşandı.  Çok partili döneme geçtiğimizde Vatan Cepheleri bunun sonucu kuruldu. Bugün de bu “senden benden” kavgası devam ediyor. Usta Yazar, olaylara objektif yaklaşmayı ilke edinen Çetin Altan 30 Ağustos gibi önemli bir günde bu konuyu Milliyet Gazetesinde  “Şeytan’ın Gör Dediği” köşe yazısında, “Ne alafranga biter ne alaturka” adındaki yazısı ile dile getirmiş. Bu satırları ile geçmişten günümüze kadar devam eden, kangren haline gelmiş, halk arasındaki guruplaşmayı gündeme taşıyor. Bugün gereksiz yapılan siyasi tartışmaların odağında bu guruplaşma yatmaktadır. Herkes ilkeler ülke yararı yerine liderlerin peşine takılmış gidiyor. Onların söyledikleri değişmez kural olarak kabul görüyor. Böyle bir ortamda doğruları bulmak demokrasinin kurallarının uygulamak mümkün mü? Bu önemli konuya dikkat çekmek amacıyla Bugünkü köşe yazımda Çetin Altan’ın, halkımızın yapısını özetleyen bu anlamlı yazısını sunuyorum;

 


Ne alafranga biter ne alaturka
çetin altanBiz henüz yaşadığımız geçmişten kurtulamadık.
Geçmişteki kavgayı bir türlü bitiremediğimiz için, geleceği de o kavganın üstüne bina etmeye çalışıyoruz.
*
Benim çocukluğumda bazı aileler için “Onlar çok alafranga” denirdi.
Bu, bir aşağılama tanımlamasıydı.
Mezhebi genişten, kadınları aşüfteye kadar çeşitli basamakları olan bir hakaret sözüydü.
*
Alafrangalar da diğerleri için “Aman bırak şu köylüleri” derdi.
Bu da onların istiskal tarzıydı.
Cahil olmaktan pis olmaya kadar çeşitli küçümsemeleri içeren bir hor görmeydi.
*
“Alafranga” denilen modernlerle, “köylü” denilen alaturkaların kavgası burada Tanzimat’tan beri bitmedi.
Hâlâ da sürüyor.
*
Her toplum, kendisini yenen toplumlara gizli bir hayranlık duyar ve onları taklit etmeye çalışır.
Osmanlı da son döneminde kendisini yenen Batı’yı taklit etmeye çalıştı.
Yenilgilerin nedenini Batılılar gibi yaşamamaya bağladı.
*
Batılıların, kendilerini yenecek güce nasıl ulaştığını, hangi aşamalardan geçtiğini doğru dürüst araştırmadılar.
Matbaanın, fikir özgürlüğünün, bilginin yayılmasının, endüstri devriminin, ihtiyaçtan doğan bir şehirleşmenin, Rönesans’a dayanan bir estetiğin etkilerini göremediler.
*
Üretimsiz bir toplum, nasıl yaşarsa ilerleyeceğini tartıştı hep.
Nasıl üretirse ilerleyeceğini hemen hemen hiç düşünmedi.
*
Bugün de Batı toplumları, bilgi üretirken Türkiye bilgi üretiminin dışında kaldı.
Yaşama biçiminden dolayı değil, üretim biçiminden dolayı geride kaldığını da hâlâ fark edemiyor.
*
Alafranga-alaturka kavgası ise gittikçe hız kazanıyor.
Cumhuriyetin ilk döneminde iktidarı asker zoruyla elinde tutan alafrangalar, iktidarı şimdi alaturkalara kaptırdılar.
*
Alafrangalık ile alaturkalık sürekli kavga ediyor.
Çünkü iki taraf da farklı yaşam biçimlerinin bir arada olabileceğine inanmıyor.
*
“Herkes alafranga olsun” yahut “Herkes alaturka olsun” dedikçe de bu kavga bitmeyecek.
Türkiye “Herkes istediği gibi olsun” aşamasına ulaşana kadar epeyce bir beladan geçecek.
*
Bu aşamaya ulaşılacak mı?
Elbette ulaşılacak.
*
Birbirini yok edemeyeceklerini, yok etmeye uğraştıkça da belanın bitmediğini kavrayacakları bir gün.
Kavganın da sıkıcı olacağı günler gelecek.
*
“Nasıl yaşarsak ilerleriz” kavgası yerini “Nasıl üretirsek ilerleriz” tartışmalarına bıraktığı zaman Türkiye “çizmeli kedinin sihirli çizmelerini” giyer.
*
Kendisi istemese de dünya, zaman, hayat Türkiye’yi o noktaya getirir.
O noktaya gelene kadar çok kanlı badirelerden geçmesin bu toplum, asıl sorun bu.
*
Bu ülkenin gençlerine yazık oluyor.
Amerika’da gencecik çocuklar bilgisayar icatlarıyla milyonlarca dolar kazanırken, bizimkilerin hâlâ kefenle dolaşmasına insan üzülüyor.
*
Bir gün bu ülkede de bilgisayar yaratıcıları çıkar, çağdaş üretim artar.
O zaman kafana sarık sarmakla ya da şort giymekle ülkenin gelişmesinin hiç ilgisinin olmadığı anlaşılır.
Alafranga-alaturka kavgası da ancak o zaman biter.

 5 total views,  2 views today

Next Post

Cam Mozaikten Atatürk Posteri

30 Ağustos Zafer Bayramı ülkenin dört bir yöresinde olduğu gibi Edirne’de farklı etkinliklerle kutlandı. Şehrimizde saat 10.30’da Atatürk Anıtına çelenk konulması ile başlayan 30 Ağustos Zafer Bayramı kutlama etkinlikleri Talatpaşa Bulvarı üzerinde devam etti. Bu yıl kutlamalarda yine büyük coşku vardı. Protokolün katıldığı resmi kutlama programındaki kutlama heyecanı şehrin en […]
EDİRNE AJANS İLETİŞİM
WhatsApp