Bilinçaltının zaman kavramı yoktur. Her şey “ŞİMDİ” dedir. Bilinçaltı emirlere uymayı sever. Nasıl bir BEN, nasıl bir HAYAT istiyorsak bilinçaltına geniş zaman kipine ait cümlelerle değil de şimdiki zaman kipine ait cümlelerle söylememiz gerekir. Ancak, istemediğimiz şeyleri de hiç söylememekte fayda var. Çünkü bilinçaltının dilbilgisi iyi değildir, olumsuzluk eklerini hiç anlamaz. “Geç kalmak istemiyorum” dediğinizde “geç kalmak” tan sonrasını anlamaz ve geç kalmanız için elinden geleni yapar. ŞİMDİ BEN….. dediğinizde noktalı yere neyi koyarsanız bilinçaltı onu gerçekleştirmek için çalışır ve mutlaka gerçekleştir. Hal böyle olunca da evren çekim yasasını devreye sokar. Başınıza gelen olaylara, karşılaştığınız durumlara ve kişilere bu yüzden iyi bakmak gerekir. Yıkıcı durumlar yaşansa bile bunun bizlere gösterdiği mutlaka bir şey vardır.

Aslında her şeyi değiştirebilecek bir sisteme sahibiz. Bu sistemin adı BİLİNÇDIŞI. Daha olumlu, daha vizyonlu bir birey olmak için bilinçdışını çalıştırmamız gerekir.

Bilinçdışı bir çocuk gibidir. Onu eğlendirmek daha kolaydır. Onunla pembe filleriniz, uçan zürafalarınız, konuşan kuzularınız olabilir. Onunla doktor, mühendis, öğretmen veya bakkal, manav, ünlü bir sanatçı olabilirsiniz hatta oldunuz bile. Daha neler neler… Kısacası her şey olabilirsiniz. Çocukken oynadığımız oyunlarda büründüğümüz her rolde bilinçdışı bizlere çok yardım etti. Bununla birlikte biz büyüdük diye onu bir kenara bırakmak zoruna kaldık.  O kadar saf ve temizdir ki elinde bir lolipop bile olduğunu düşünebilir. İşte olayların olumlu yanlarını görmemizi, vizyonumuzu açarak engin görüş sahibi olabilmemizi sağlayan mekanizma çok iyi bildiğimiz eski oyun arkadaşımızdır. Biz oyun oynarken bilinçdışımızı girdiğimiz role nasıl inandırdıysak. Aslında şimdi de hayatımızın nasıl olması gerektiğini, nasıl bir birey olmamız gerektiğini ona inandırıyoruz. Kısaca bir örnek verelim:

“ Ben bu işi yapamam, beceremem.” Veya “hiç güzel değilim.” Veya “sınavı kazanmam çok zor.” Veya “bu davayı kazanamam.” Şimdi nasıl da sözlerimiz hayatımızı etkiliyor görebildik mi? çünkü bilinçdışımız onlara inanmaya başlıyor.

Sözlerimizi seçerken sadece bu durumu bile aklımızda tutmamız yolumuzdaki taşları tek tek kaldıracaktır.

İnsanın en büyük düşmanı kimdir? Elbette ki KENDİSİDİR. Kendi önümüze kendi kelimelerimizden kaleler kuruyoruz sonra o kalelerden kaçmaya çalışıyoruz ya da onları nasıl oradan kaldıracağımızı düşünüyoruz. Kısacası boşa enerji harcıyoruz.

Derlenip toparlanma, yüreklerimizde hissedeceğimiz umut pırıltıları bir de bilinçdışımız oldu mu ne sınav kaygısı kalır, ne de hayat telaşesi.

İyi planlama, geniş görüşlülük, engin bir vizyon ile yol arkadaşı olmuş olumlu cümleler bizleri daha da ileriye taşıyacaktır.

Bakış açınızın çocukluk günlerinizdeki gibi olacağı harika bir hafta dilerim.

FARKINDALIĞA GİDEN YOL…

Gülay PEKCUR KORUÇ

MESLEK BELGELİ KOÇ

PROFESYONEL KOÇ

İSMOLOJİ VE NÜMEROLOJİ UZMANI

gulaykoruc@hotmail.com