GÖZDEN KAÇAN GERÇEKLER

admin

12 Haziran çocuk işçiliği ile mücadele günüdür. Çoğumuzun bu günden ve ne amaçla kutlandığından dahi haberimiz yoktur. Bu nedenle düzenlenen programı izledim. Anne Baba sevgisinden yoksun çocukların katıldığı programdan duygulanmamak mümkün değildi.

      Toplantıya katılanların kucaklarına gelerek anne ve babası gibi bağrına basan yavrularımızın bu sevgilerini paylaşmamız onlardan sevgilerimizi esirgemememiz gerekir. Onlar ana baba sevgi ve şefkati yerine devletin sevgisi şefkatine sığınmış o çatı altında hayat mücadelesi veriyorlar. Bu onların istekleri ile oluşmuş bir durum değil, kaderin bir cilvesi.

Çocuk işçiliği ile mücadele gününde konuşan Aile ve Sosyal Politikalar il Müdürü Bilgin Özbaş ilginç konulara değindi. Ve özetle şöyle dedi”12 haziran Dünya Çocuk İşçiliği ile Mücadele Günü çocuk işçiliğinin önüne geçilmesi onların çocukluklarını yaşamalarını sağlamak bu konuda toplumsal bilinci artırılması ve çocuk işçiliğinin önlenmesi amacıyla dünya çapında kutlanmaktadır.

     Çevremize baktığımızda el açıp dilenen hurda kâğıt toplayan çiçek satan, minik elleri ile ayakkabı boyayan, araba camı silen, mendil satan, atölyelerde güç şartlarda boğaz tokluğuna çalışan minik evlatlarımız var. Bu çocuklar okulda olmaları veya çocukluğunu yaşayacakları zamanda yaşının çok üzerinde ağır işlerde çalışmaktadır.  Bu suçtur.

Küçük yaşta çocukların bu tür işlerde çalışmaları eğitimden uzaklaşmalarına sömürülmelerine istismara uğramalarına, kötü alışkanlıklara itilmelerine sağlıksız büyümelerine neden olmaktadır. Çevremizde uykuda olması gerektiği halde uykusunu bölerek işe koşa küçük çocukları görürüz. Bu geleceğimize saygısızlıktır”

benzetmesi yaptı.

Devlet İstatistik Kurumunun verileri ilginçti. 2012yılının son çeyreğinde uyguladığı Çocuk İşgücü anketi dikkate alındığında, Türkiye’de 6-17 yaş gurubunda çocuk sayısı Avrupa’nın birçok ülke nüfusundan fazla 15 milyon247 bin. Yine ayni kurumun anketine göre, Ülkemizde 6-14 yaş gurubunda 292 bin çocuk işçi bulunuyor. Yine 15-17 yaş gurupları arasında 601 bin çocuk işçi olmak üzere Ülkemizde çocuk yaşında çalıştırılan işçi sayısı 893 bin.

Yani ülkemizde her 15 çocuktan biri ücretli veya ücretsiz olarak kısaca boğaz tokluğunu çalışmaktadır.

Bu çalışan çocukların büyük bölümü okul yaşamlarına son veriyor. Usuz işgücü cenneti olan ülkemizde çocuk emeği sömürüsünün önüne geçilememektedir. Hayatının baharında gençlerin omuzlarına geçim zorlukları yüklenmektedir.

Sağlıksız koşullarda her türlü hakarete uğrayarak çalıştırılan, geleceğimizin güvencesi olan bu yavrulara böyle yaşamı reva görmek kimin ayıbıdır.

Çocuk işçiliğini önlemek adına bugüne kadar çok nutuklar atıldı. Çok vaatler verildi. Sonuç ortada. Resmi verilere göre bir milyona yakın buluğ çağına ermemiş yavrularımız tarlalarda çeşitli işyerlerinde çalıştırılıyor.

   Bizler de utanıp sıkılmadan onların sömürülmesine sessiz kalıyoruz. Garsonluk yapanlar istediğiniz çayı geciktirdiği veya döktüğünde hakaret ediyoruz.

Böyle geleceğini karartan sağlıksız nesil yetişmesine zemin hazırlayan bizler bu olanlara seyirci kalabiliyoruz. Toplantıda  yapılan konuşmada çocuklardan alışveriş yapmayın, açılan ellere para vermeyin denildi.

Bu bir bakıma doğru sayılsa da, onları el açmaya zorlayan dilendiren hatta kötü yola düşmesine neden olan  kişilere ne demeli,Çocukları toplayıp dilendiren,esrar  ve benzeri  zararlı ürünleri sattıran onların sırtından zengin olanlar var.

Hatta çocukları sakat bırakıp sokağa salıp dilendiren şebekelerin olduğunu gazetelerimiz yazdı.  Küçük çocuklarla ilgili tüm bu ve benzeri çirkinlikler kurulan tezgahlar bu programı seyrederken gözümün önünden bir şerit gibi geçti.

O akşam Ulusal TV kanallarına ve gazetelerine baktım bu günle ilgili yayına rastlamadım. Onlar için çocukların sömürülen emeği önemsiz habere değer görülmemişti. Bir magazin programı kadar değeri yoktu.  Program süresince anne baba özlemiyle gelen konukların kucağına sığınan yavrularımızın bu görüntülerini herkesin görmesini isterdim.

Minik yavrular kim olduğunu bakmaksızın herkesin boynuna sarılarak sevgilerini özlemlerini yansıtıyordu. Bu tür duygu yüklü programları ihmal etmeyen Edirne Belediye Başkan Yardımcısı Dr. Ertuğrul Tanrıkulu’nun kucağına aldığı minik yavruyu bağrına basarken duygulandığını gördüm.

Çocuk ve Gençlik Merkezinde barınan miniklerin sahnedeki gösterilerini törene katılanlar alkış yağmuruna tuttu. Bu tören uzun süre gözümün önünden gitmeyecek duygu yüklü bir törendi. Bu yavrularımıza ana baba sevgisini eksik etmeyen kurum üyelerini tüm kalbimle kutluyorum.

 135 total views,  2 views today

Next Post

EDİRNE TİCARET BORSASI BAŞKANI ÖZTÜRK’E ‘HAYIRLI OLSUN’ ZİYARETLERİ SÜRÜYOR

Edirne Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanlığı’na seçilen Özay Öztürk’e Edirne’deki çeşitli kurum, kuruluş ve sivil toplum örgütü temsilcilerinin ‘hayırlı olsun’ ziyaretleri sürüyor. Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Orhan Sarı, Edirne İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Hüseyin Çakırlar, Edirne Halkbank Selimiye Şube Müdürü Erkan Özkeskin, Edirne Sanayicileri ve İş Adamları […]
EDİRNE AJANS İLETİŞİM
WhatsApp