GÜÇLÜ DEĞİL HAKLI OLAN KAZANMALI

admin

Bir dönem insanlar güçlü derebeylerin, ağaların peşinde koştu. Onların bir dediğini iki etmedi. Onların sözlerini değişmez kural kabul etti. “ Peki, ağam, haklısın paşam” sözleri ile yönetenleri mutlu ettiler.

Zamanla tahakküm edenlerin yeri değişti onların yerine sermaye sahipleri aldı şairin dediği gibi “ Devran yine ol devran sazlarda tel değişti- Âlem yine ol âlem bir varsa ki el değişti” Bu sözler insanların tarihten bu yana değişmeyen sömürü evrelerini ne güzel anlatıyor.

Günümüzde de yasaların boşluğundan yararlanan bazı güçlü sermaye sahipleri bu güçlerini insanların üzerinde tahakküm kurarak bir zamanların derebeylerinin ağalarının yarattığı baskıları” Ben ne dersem o olur” mantığını yerleştirmek istiyorlar.

Bakıyoruz bazı basın yayın organları medyada bu mantık haklı olan haklı değil güçlü olan haklı mantığı oluşturulmak isteniyor. Bu yaygınlaşırsa demokrasimiz açısından tehlike yaratabilir.

Yasalar karşısında güçlüler kadar güçsüz olanlar da haklı olmalı. Hak aramanın önünden engeller kaldırılmalı,bu sağlanmadığı takdirde kendisini güçlü kabul eden çevreler bu güçlerini daha da pekiştirme ,,yükseltmek gayreti içinde olabilir.

Ülkemizin bazı yörelerinde buna tevessül edenlerin olması eski feodal güçleri tekrar yaratmak isteyenlerin filizlenmeleri iyiye alamet değildir.

NERELİSİN DENDİĞİNDE EDİRNELİYİM DEMELİYİZ

Gerçekten Edirne gibi çağdaş uygar insanların yaşadığı bir kentte yaşamak bir ayrıcalık.

Bunu ben değil bu kente gelip yaşayanlar söylüyor. Emekli olup ömrünün diğer yıllarını burada geçirmek isteyenlerin artışı da Edirne’nin önemini artırıyor.

Bunun kıymetini bilmeliyiz. Ne yazık ki böyle güzel kentte yaşayıp Edirne’nin güzelliklerini görmezden gelip aklınca Edirne’yi kötü gösterme peşinde koşanlar burada yaşıyorlarsa buranın kurallarına beşeri yapısına uymak zorundalar.

Hem burada yaşayacak bu ilin imkanlarından yararlanacak sonra da  bu kente “ Tu kaka” diyeceksin. Bu olmaz. Buranın insanlarının uysal yapısından yararlanıp at oynatmaya kalkanlar bu tavırlarından vazgeçmelidirler. Bu kent güzelleşecekse tüm halkın katkısı ile güzelleşecek ve gelişecektir.

“Benim geldiğim ilin şu güzellikleri vardı burada onları bulamıyorum her şey benim istediğim gibi olacak ben kural filan tanımam bu kentin tanıtımı ve turizm alanında gelişmesi beni ilgilendirmez” mantığında olanlarla her zaman mücadele etmeliyiz.

Ne acıdır ki burada yaşayıp kenti zem etme alışkanlığı içinde olanlar şu anda da  mevcut, bu doğru değil. Kuşkusuz ülkemizin her ilinin farklı yaşam tarzları var onlar oralarda geçerli aynı kuralları burada uygulamada ısrarcı olmak kimseye fayda sağlamaz.

Edirne hepimizindir. Bizim halkımız da yurdun farklı yörelerinden gelen insanlarla kucaklaşmaya uyum sağlamaya özen göstermeli.

Karşılıklı sevgi ve saygı ile başka bölgelerden gelen insanlarımız da ben Edirneliyim demekten gurur duyacaklardır.

ZAM MI ASLA

Adamın biri patronun karşısına çıkıp, “Beyefendi tam on yıldır yanınızda çalışıyorum, bu süre zarfında üç kişinin işini yaptığım halde  bir kişinin maaşını alıyorum.” Dedi, sonra da  patrona , “ Bana  lütfen zam yapar mısınız,? Diye teklifte bulunur.

Patron bu teklif üzerine feryadı bastı.

“ Zam mı  imkanı yok  yapamam.. Ama bana işini yaptığınız diğer iki kişinin adlarını söylerseniz onları hemen kovarım” der

BEKLEME NEDENİ

Bir akıl hastanesinin bahçesinde akıl hastalarından biri bahçede ağacı kucaklamış sallamaya çalışıyordu. Bir başkası ise ağacın dibine oturup gözlerini ağacın dallarına dikmiş   bekliyordu.

Bahçede gezen doktor akıl hastalarının bu durumunu gördü yanlarına gelip;

“ Ne yapıyorsunuz burada “ diye sordu.

Yerde oturan akıl hastası “ Boş ver ona kendisini armut sanıyor” dedi

Doktor bu kez yerde oturan akıl hastasına dönerek

-“ Peki sen ne yapıyorsun burada” diye sordu.

– “ Ben de armutların olgunlaşıp düşmesini bekliyorum” diye yanıt verir.

 

BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ.?   

Ülkemizde kükürdün ilk buluşu 19. Yüzyılın sonlarındadır. Isparta Keçiborlu dolaylarında , Hüseyin Kıreyşi adındaki bir çobanın toprakta bilirli bir  biçimde  bulunan  kükürdün bağlara çok yararlı olduğunu anlayıp bulduğu kükürdü  bağcılara sattığı söylenir.

  1. Dünya Savaşı sırasında Keçiborlu’da ilkel bir kükürt eritme  ve arıtma yöntemi vardı. Asıl kükürt işletmeciliği  1923 yılında  bir Fransız kurumunun işletme hakkını almasıyla  başladı.

Bu kurumla yapılan anlaşma 1933 yılında yürürlükten kaldırıldı. İlk kez  1955  yılında yurt dışına 833 ton kükürt satıldı.

1847  YILINDA GAYRİMÜSLİMLER DE ASKERE ALINDI

Türkiye’de gayrimüslimlerin askere alınmasına ilk kez 1847 yılında başlandı. OSMANLI Devletinde Müslüman olmayanlar, askerlik görevi yapmazlardı. “Cizye” denilen bir vergiyle askerlikten muaf tutulurlardı.

İl kez Tanzimatçılar 1847 yılında  yunanlıları  deniz kuvvetlerinde  görev yapmak üzere  askere almışlardı. Yine aynı yıl bütün gayrimüslimlerin askerlik yapmalarını öngören bir yasa taslağı hazırlanmışsa  da bu yasanın uygulanması  1856 yılında  mümkün oldu.

Böyleci ilk uygulamada Müslümanlardan 30.000 kişi silah altına alınırken, Müslüman olmayanlardan da 25.000 kişi  askere alındı

 172 total views,  2 views today

Next Post

Güldeste Çocuk Evi hizmette aile ortamını arıtmıyor

https://www.guldestecocukevi.com https://www.guldestecocukevi.com/ Edirne  merkezde faaliyetini  sürdüren,Güldeste Çocuk Evi Müdürü Hasan Kırık yaptığı açıklamada; “Güldete Çocuk Evi 14.09.2012 yılında açıldı. Güldeste Çocuk Evi’nin kapasitesi 60 öğrencidir. Çocuk evimizde 25-66 ay aralığındaki çocukları kabul ediyoruz. Biz bu çocukları kendi yaş gruplarına göre gruplandırıp, 3 grup şeklinde başta öğretmenleri ve bakıcı anneleri olmak […]
EDİRNE AJANS İLETİŞİM
WhatsApp