Güzel günler göreceğiz çocuklar!

admin

fikri_yalin_kose          Ünlü şairimiz Nazım Hikmet’in aynı adı taşıyan şiirinin dizelerinde  belirttiği gibi , “ Güzel günler göreceğiz çocuklar-Güzel ve güneşli günler göreceğiz” sözleri ile başlayıp  huzurlu, mutlu gelecek günlerin özlemini  vurgulayan  şiirinde belirttiği, özlem duygularını  bugün için de arzuluyoruz.

Gerçekten bugün için toplumun olmazsa olmaz beklentisi Nazım’ın da şiirinde vurguladığı gibi, ülkede  şehit haberlerinin gelmediği kadınların öldürülmediği, tacize uğramadığı, herkesin hakkına rıza gösterdiği güzel günleri özlemi içindeyiz.

İnsanların sefaletle boğuşmadığı,  siyasilerin halkı galeyana getirecek  abuk sabuk sözlerinin son bulduğu, insanların siyasilerin arkasına yaslanıp kendi fikirleri ile  karar vermesi gerektiği halde  başkalarının aklı ile hareket etmediği, ortak  aklın  geçerli olduğu,  toplumun kamplara ayrılacak siyasi oyunların “ yangına körükle gitmenin” son bulacağı günlerin hasretini  yaşıyoruz.

Böyle baharın güzel yüzünü gösterdiği, kırların parkların çiçeklerle gelin gibi süslendiği şu günlerde ülkemizin bir bölgesinden acı haberlerin gelmesi aynı sınırlar içinde yaşayan insanların birbirini katletmesi içimizi sızlatıyor.

Özellikle,  evlatlarını vatan savunması için askere gönderip,  daha sonra şehit haberleri ile evlerine ateş düşen, ailelerin görüntüleri olağan hale geldi. Bazı basın yayın kuruluşları bu haberlere gazetelerinde  yer vermez duruma geldi.

Diğer yandan ülke emniyeti için görevli polislerimizin aileleri her gün gelen acı haberlerle terör kurbanı olmasının ızdırabı ile gözyaşı dökmeleri, bitmez tükenmez ağıtların yakılması,  ardı arkası kesilmiyor.

Yurdun dört bir yanında aileleri yasa boğan şehit cenazeleri arasında, böyle  matemli  günlerde doğanın  güzelliklerini görmek  mümkün değildir.

Bu acılar terör kurbanlarımız insanlarımızın mutlu ve huzurlu   yuvalarını yasa boğuyor, gözyaşları sel olup akıyor.

Ülkedeki  huzursuzluk çevremizdeki tüm güzellikleri insanların birbirine  duyduğu güveni  yok ediyor

Bütün dünyanın imrendiği, her an dört mevsimin yaşandığı güzelim ülkemiz  izlenen yanlış politikalar yüzünden kan gölü haline dönüştürdük.

Bir ülkenin güvenliğinden sorumlu olan insanların kendi ulusal sınırları içinde aynı  ülkenin  halkı  tarafından katledilmesi kadar acı bir şey olamaz.

Arap ülkeleri hariç dünyanın hiç bir yerinde böyle bir kirli savaşı göremezsiniz. Ne yazık ki, Türk milletine has güzelliklerin hoşgörülerin unutup çevremizdeki din kardeşlerimizin bitmez tükenmez kavgalarını, katliamlarını örnek aldık.

Toplumumuzun güzelliklerini sevgi bağını bir biri ardına yok ettik.

Bu çirkinlikler dindar ülkelerin kindarlığı bizlere, Türk halkına hiç yakışmıyor.

Bugün herkesin bir değil birkaç kez düşünerek, küçük çıkarları bir kenara koyup ,halkın birlik ve beraberliğini  bozacak girişimlere karşı ortak tavır sergilemek zorundadır.

Halk, bu olanlar karşısında hayrete düşerek “ Ülkemiz nereye gidiyor” diye endişeye katılıyor.

Güvenlik sorununun, yargının tartışılır durumda olduğu bir ülkede istikrar, insanlarını geleceğe güvenle bakmaları sağlanabilir mi?

Aradan yüz yıla yakın zaman geçmiş. Ülkemizde hala güzel günler özlemi çekiliyorsa, bunun sağlanamamasında en büyük sorumluluk siyasilerimizindir.

Bu olumsuzluk ya benden veya karşımdasın anlayışının gün geçtikçe yaygınlaşmasındandır.

Siyasilerimiz toleranslı hareket edip yeri geldiğinde karşı fikirlere de saygı duymama alışkanlığı devam ettiği “ Dediğim dedik”  anlayışı ile hareket edildiği sürece, daha çok güzel günlerin hasretini çekeriz.

Hal böyle olunca da Toplumsal huzursuzluklar gündemden düşmez.

Hoşgörü ve karşılıklı sevgi saygı insanlar arasındaki sorunların çözümünde en önemli ve kalıcı etkendir.

Kendi fikirlerimizin doğruluğu kadar, karşı fikirlerin de doğru olabileceği dikkatten uzak tutulmamalıdır.

Bu uzlaşma sağlanmadığı takdirde daha çok Nazımın dizelerindeki özlemi ile ömür tüketiriz.

———————————————————————————————–

 

HALK ÖYKÜLERİ

 

MAYMUN GÖZÜNÜ AÇTI.

Geçmiş olaylardan ders çıkaranlar için kullanılan bir halk öyküsü vardır. Buna göre, adamın birinin sevimli bir maymunu ı varmış gündüzleri işyerine bu maymunu götürür kendisi namaza gittiği zaman dükkânını kapamaz maymunu işyerinde bekçi olarak bırakırmış.

Bir gün maymun dükkanı beklerken, açıkgöz bir hırsız dükkanı soymaya gelmiş. Maymunu karşısında görüp esnemeye, uyuklamaya başlamış. Taklitçi maymun harsızı taklit edip esnerken uyuyakalmış. Maymun uyuyunca hırsız çekmecedeki  paraları ve yükte hafif değerde ağır ne bulduysa  çalıp götürmüş.

Dükkân sahibi durumu  görüp dükkanın soyulduğunu görünce maymunu bir güzel pataklamış.

Birkaç gün sonra aynı hırsız tekrar gelmiş. Maymunun karşısına geçerek esnemeye başlamış, yine  maymunu esneyerek  uyutmaya çalışmış. Bu sırada maymun sağ elinin işaret parmağı ile sağ gözünü aşağı çekerek, Pişşt,pişşt  işareti yapmış

Bu hareketi gören hırsız şaşkınlıktan donup kalmış. Ve kendi kendine :

Maymun gözünü açmış, onu bir daha uyutamayacağım. Bana artık burada ekmek yok diyerek çekip gitmiş.

 71 total views,  2 views today

Next Post

Avrupa’da Roman Edebiyatı konferansı

                Roman Dili ve Kültürü Araştırmaları Enstitüsü tarafından 08 Nisan Dünya Romanlar günü için düzenlenen “Avrupa’da Roman Edebiyatı” konferansı 08 Nisan 2016 tarihinde Üniversite Senato Salonu’nda gerçekleştirildi. Sofya Bilimler Akademisi’nden Dr. Sofiya Zahova’nın konuşmacı olduğu konferansa, Rektör Vekili Prof. Dr. Süleyman Pişkin, Roman […]
EDİRNE AJANS İLETİŞİM
WhatsApp