Hakan Yıldız: “Öğretmenlik mesleği yılın bir günü konuşularak ve çeşitli vaatlerle oyalanarak geçiştirilemez.”

admin

Türk Eğitim-Sen Edirne Şube Başkanı Hakan Yıldız 24 Kasım Öğretmenler günü nedeniyle yayınladığı mesajda şu ifadelere verdi:  “Öncelikle vatanımızın her bir metrekaresinde cansiperane görev yapan, görevlerini ifa ederken şehit düşen ve an itibariyle emeklilik hayatlarını devam ettiren tüm öğretmenlerimizi saygı ve sevgi ile selamlıyorum. Ülke olarak zor günlerden geçtiğimiz şu dönemde vatan olmanın, ülke olmanın, birlikte olmanın önemini her dersinde sadakatle vurgulayan öğretmen arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Tüm öğretmenlerimizin ve tüm eğitim çalışanlarının 24 Kasım Öğretmenler Gününü kutluyorum.

Bildiğiniz üzere Türk Eğitim Sen olarak “ ANDIMIZ” davasının tüm aşamalarını dikkatle takip ediyoruz. Çözülme sürecinde yürürlükten kaldırılan “ Andımız” Türk Eğitim Sen’in kırmızı çizgilerinden birisidir. Türk’üm diyerek milli bilince vurgu yapılırken, Doğru’yum diyerek dürüst olmanın, ahlaklı olmanın önemi vurgulanmaktadır. Andımız bugün turnusol kağıdı görevi yapmaktadır. Andımız herkesin tavrını, tarzını, duruşunu belli etmesi açısından önemli bir ayrım noktası olarak dikkat çekmektedir. Bizler, Türk Eğitim Sen olarak “ Andımız” ın okullarda okutulmaya devam etmesi gerektiğini düşünüyoruz.
Edirne bağlamında camiamızın birçok sorunu bulunduğunu belirtmek isteriz. Öncelikle Sayın Bakanımız Ziya Selçuk’un Yönetici Atama Yönetmeliğinde değişikliğe giderek mülakat yönteminin kaldırılacağı sözünü verdiğini hatırlatmak isterim. Eğitimde en büyük sorun olarak liyakatsiz, ehliyetsiz insanların iş başına getirilmesi, üzerinde ciddiyetle durulması gereken hususlardır. Liyakatsiz insanlar yöneticilik makamlarına getirildikçe, ahbap-çavuş ilişkisi ön planda oldukça, biat kültüründen beslenenler el üstünde tutuldukça eğitimde hiçbir zaman hedeflenen başarıyı, verimi, huzuru yakalayamayız. Bu yanlıştır. Bu hukuken katliamdır, dinen haramdır, kul hakkı yemektir. Başöğretmenimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi “ Eğitimde feda edilecek tek fert dahi yoktur.”
Yine her ne hikmetse Milli Eğitim Bakanlığımız çeşitli vakıf ve derneklerle protokoller imzalamış ve bu protokoller bahane edilerek ilimizde her seviye okullarımızda bu dernek ve vakıfalar çeşitli faaliyetler sürdürmektedir Bu durum yanlıştır. Okullarımızda Türk Milli Eğitim Sisteminin dışında herhangi bir harici faaliyet zaman içerisinde eğitim sistemimize ve çocuklarımıza geri dönüşü olmayan zaralar vereceği muhakkaktır. Geçmişte bu durumların örneğini birçok defa yaşadık.
Edirne Merkez ilçede ortaokullarımızın birçoğunda sınıf mevcutları kırka(40) dayanmıştır. Hâlbuki bu sayı Edirne Milli Eğitim Müdürlüğü sitesinde ortalama 18 olarak verilmiştir. Kısa bir inceleme ile durumun hiç de öyle olmadığı görülecektir. İlkokul ve liselerimizde de durum pek farklı değildir. Bir tarafta okullar dolup taşarken, diğer tarafta sınıflar, hatta okullar kapanma noktasına gelmektedir. Bu da “ Norm Fazlası” öğretmen sorununu ortaya çıkarmaktadır. Kanaatimizce hiçbir öğretmene sen “norm fazlası”sın demek doğru değildir. Bu durum kötü planlamanın, geleceği görememenin sonucudur. Kendi okullarından norm fazlası olarak kopmak zorunda kalan öğretmenlerimiz, görevlendirildikleri okullarda da aidiyet sorunları yaşamaktadırlar.
Bir başka değinilmesi gereken konu da WhatsApp grupları meselesidir. Bizlere ulaşan bilgilere göre İl Milli Eğitim Müdürlüğünden başlayarak Okul Müdürleri WhatsApp grubu, neredeyse her okul kendi içinde öğretmen WhatsApp grubu kurulmuş, hatta bazı okullarda okul idarecileri öğretmen sınıf rehber öğretmenlerine Veli WhatsApp grupları kurdurarak velilerle iletişime geçilmesi konusunda baskı yapmaktadırlar. Öğretmenlerimiz mesai saatleri içeresinde veya dışında WhatsApp üzerinden sınıf velilerine cevap vermek zorunda kalmaktadırlar. Bu durum hem okullarımız içerisinde çalışma barışını zedeleyen sonuçlara yol açmakla birlikte, aynı zamanda öğretmenler ve veliler arasında adli boyutlara ulaşabilecek derecede çeşitli sorunlara da yol açmaktadır. Unutulmamalıdır ki, devletin resmi dili “yazı” dilidir. Bunu her devlet memuru bilir. Resmi olarak tebliğ edilmeyen hiçbir yazı whatsApp üzerinden gönderilerek yürürlüğe konulamaz. Türk Eğitim Sen Genel Merkezi olarak geçtiğimiz yıl Milli Eğitim Bakanlığına yazı yazarak valiliklerimiz aracılığıyla il milli eğitim müdürlüklerinin bu hususta uyarılmasını talep etmiştik.
Maalesef okullarımız birer sorun yumağı haline dönüşmüş bulunmaktadır. Bir başka sorun da mesai saatleri dışına taşan toplantıların artık olağan hale gelmesidir. Bütün gün ders yükü ile boğuşmuş öğretmenin akşam geç saatlere kadar toplantı ile muhatap kılınması doğru değildir. Şu husus bilinmelidir ki; öğretmenlerin mesai saatleri kendi ders saatleri ile sınırlıdır. Bu konuda Türk eğitim Sen olarak geçen yıldan alınmış bir eylem kararımız da mevcuttur. Hafta sonları için de aynı durum söz konusudur. Okullarımızda öğretmenlerimizi rahatsız eden başka bir konu da dağınık, dengesiz, pedagojik gerçekliklerden kopuk ders programları ile öğretmenlerimize baskı yapılmasıdır. Bu tek kelime ile acizliktir. Yönetmelikler açık ve nettir. Bunları eğip bükmenin kimseye bir faydası yoktur. Yandaşlık düzeneği içerisinde Türk Eğitim Sen üyelerine gözdağı vermeye kalkmak kimsenin haddi ve hakkı değildir. Sayın Bakanımız görev başına gelir gelmez düzenlediği ilk basın açıklamasında “ öğretmenler odalarındaki meslektaşlarımın her zaman yanındayım” mesajını vermiştir. Sanki Sayın Bakanımız Ziya Selçuk tam tersini söylemişçesine mevcut bazı okul idareleri tarafından yapılan ve adil olmayan uygulamalar bu sözler bağlamında asla kabul edilemez.
Bir diğer meselede kamuoyunda Öğrenci Servisi Sorunu olarak bilinen bir husustur ki konu oldukça hassastır. Özel öğrenci servisleri ile ilgili sorunların çözümünü okullarımızda hazırlanan yönetmelikle Okul Aile Birliği marifetiyle tüm sorumluluğu öğretmenlere bırakma anlayışı hakım olmaya başlamıştır ki bu durum öğretmenlerimize derse başlarken servis kontrolü ve sorumluluğundan kaynaklanan çok farklı sıkıntıları ortaya çıkaracak özel servisler yüzünden veli ile öğretmeni karşı karşıya getirecektir. Yetkililerimizin bu uygulamadan vazgeçmelidirler.
Öğretmenlerimizin taleplerinden birisi de ek göstergelerinin 3600’e çıkarılması sözünün yerine getirilmesidir. Seçim vaadi olan 3600 ek gösterge, emekliliği teşvik edecek ve yeni atamalara yer açılmasını sağlayacak bir uygulama olacaktır. Bu konuda Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un 24 Kasım Öğretmenler Günü’nde müjde vermesini istiyoruz.
Sözleşmeli öğretmenlerin tayin hakkının olmaması eşlerinden, çocuklarından ayrı yaşamalarına neden olmaktadır. Vizyon belgesinde sözleşmeli öğretmenliğin süresinin kısaltılacağı da belirtilse, çakılı kadro ile çalıştırılmaları bu soruna merhem olmayacaktır. Talebimiz sözleşmeli öğretmenliğin tamamen kaldırılmasıdır. Bu yapılana kadar da tüm sözleşmeli öğretmenlere tayin hakkı verilmelidir. Ayrıca tüm öğretmenler kadrolu olarak, KPSS puan üstünlüğüne göre atanmalıdır.
Öğretmenlik mesleği yılın bir günü konuşularak ve çeşitli vaatlerle oyalanarak geçiştirilemez. Geçtiğimiz 14 Kasım Çarşamba günü Trakya Tıp Fakültesi önünde ekonomik sorunlarımızı kamuoyu ile paylaştık. Tüm memurlara acilen ek zam yapılmalıdır. Enflasyon farkları maddi kayıpları telafi edemez duruma gelmiştir. Ekonomik kaygılar tüm çalışanların motivasyonunu düşürmektedir.
Sözlerimi sonlandırırken, bir kez daha tüm eğitim çalışanlarının 24 Kasım Öğretmenler Gününü kutluyorum. Esenlikler diliyorum.”

 204 total views,  2 views today

Next Post

24 Kasım Öğretmenler Günü Kapsamında Program Düzenlendi.

24 Kasım Öğretmenler Günü kapsamında, geleceği inşa eden fedakâr öğretmenlerimiz için Atatürk Anıtı önünde çelenk sunma töreni ile Edirne Halk Eğitimi Merkezinde program düzenlendi. İl Millî Eğitim Müdürü Hakan Cırıt tarafından Atatürk Anıtı’na İl Millî Eğitim Müdürlüğü Çelengi Sunuldu. İl Millî Eğitim Müdürü Hakan Cırıt tarafından Atatürk Anıtı’na Edirne İl […]
EDİRNE AJANS İLETİŞİM
WhatsApp