İftar yemeklerindeki israf

admin

fikri_yalin_koseRamazan ayı süresince  bakıyoruz, çeşitli dernek kurum ve kuruluşlarımız iftar yemekleri düzenliyorlar. Yapılan  iftar yemeklerine davet üzerine  gelenlere baktığımızda adeta  kurumların birbirine verdikleri   ticari yemekleri andırıyor. İftarlara davet üzerine gidiliyor böylece  iftar yemekleri  bir anlamda çeşitli kurum mensuplarının birbirinin düğün derneklerine  gider türde olduğuna tanık oluyoruz.

Adeta “ körler sağırlar birbirini ağırlar” şeklinde iftar sofralarının kurulması belli  kişilerin  ramazan ayı  süresini iftar yemeklerinde geçirmesi  ne kadar  bu ayın kutsallığın, özüne  uygun düşer.

            Ekonomik durumu yerinde olan kimselerin birbirinin iftar yemeklerinde ağırlanmaları. Bu tür yemeklerde gerçekten muhtaç olan insanlar için davetli olan kişilerin yanında birkaç masa ayrılıp onların da bu imkânlardan yararlanması sağlanamaz mı?

Aslında böyle iftar sofralarından daha çok  geçim zorluğu içinde olan yokluk çeken insanlarımızın yararlanması gerekir. Elit insanları iftardan iftara davet ederek bu ayın sevabını kazanmak mümkün müdür?

            Bir de iftar  yemeklerinde  davetlilerin önenene kadar tüketeceği sorulmadan   konulan  yemeklerin  bir bölümünün yenmeden kalması, daha sonraları çöpe gitmesi müsriflik, israf değil midir?

Bazı zengin kurumların iftar sofralarında yenmeden kalan yemeklerin  yüzlerce fakir fukarayı doyuracak miktarda olması dinimiz açısından da  hoş karşılanan bir durum değildir.

            Aslında kimin ne kadar yemek tüketeceği bilinmeden, bazı insanların rejim yaptığını az yemek yediğini  düşünmeden önlerine tüketemeyecekleri kadar yiyecek  konulması daha sonra bu yiyeceklerin  büyük kesimini atılması sadece bizlere mahsus bir durum.

Ekonomik imkânları bizden daha iyi konumda olan Avrupa ülkelerinde böyle bir israfı yiyeceklerin heba olmasını görmeniz mümkün değil.

            İsrafın en aza indirilmesi için bir uyarı olması gereken ramazan ayındaki  iftar yemeklerinde  bu tür manzara , tüketilmesi  gereken yemeklerin  masalarda kalmasının engellenmesi  gerekir.

Bakıyorsunuz masalarda yarısı yenilerek yemek tabağı içine konulan ekmek parçaları, yerlere saçılan yiyecekler. Durum  böyle olduğu halde  sonra da mübarek günde hayır yaptık diye övünüyoruz.

Bugüne kadar yapılan iftar yemeklerinde salonun bir kenarında özel davetlilerin dışında fakir, muhtaç kişilerin de yemek yedikleri  bir iftar daveti görmedik. Aynı çevrelerden gelenler, ramazan ayı  süresince  iftar sofralarında boy gösterdi .  Çok yazık…

ÇEKİK GÖZLÜLER DİKKAT.!

Doğu Türkistan’da Türklerin ibadetlerinin kısıtlanması, oruç tutmalarına izin verilmemesi,  yurdumuzun dört bir yanında olduğu gibi Edirne’de de protesto edildi.

            Yasal sınırlar için yapılan, taşkınlık yaratmayan protestolara kimse bir şey diyemez. Bakıyoruz, bazı kendini yasama organı yerine koyan kişiler Çinlilere benzettikleri, çekik gözlü Güney Koreli turistleri “bunlar Çinli siz bizim ırkımızdan olanların haklarını nasıl kısıtlarsınız” diye linç etmek istemişler.

Neyse ki içlerinden biri Çinli olmadıklarını  Güney  Koreli  olduklarını söyleyerek saldıran kalabalığı ikna edilmesine yardımcı olmuş, Yine İstanbul’da  Çin yemeklerinin satıldığı  ve  bir Türk’ün işlettiği lokanta yağma edilmiş.

            Bu tür olaylar ülkemize  yapılabilecek en büyük zarar  olduğu gibi  böyle saldırılar  ülkemizi dünyada barbar gösterecek  görüntülerdir.

Günümüzde, dünyanın her yöresinden ülkemizin güzelliklerinden yararlanmak isteyen turistler geliyor. Edirne de bundan yararlanıyor. Bunların içinde uzak doğudan, Çin, Japon ve Koreli turistler oldukça büyük oran oluşturmaktadır.

            Bunlar bir yandan ülkemizi tanıma imkânı buluyor ve bu arada Türkiye’ye döviz bırakıyorlar. Bu ve benzeri saldırılar olursa ülkemize buralardan turist gelmesi mümkün mü?

Uzak doğu insanlarından Çin, Japon, Koreliyi ayırmak mümkün değildir.   Bunlar tamamı birbirine benzeyen çekik gözlü insanlardır. Ülkemize gelen insanlara nerelisin diye, pasaportuna bakmak mı gerekir. Ülkemizi ziyaret için gelen turist nereden gelirse gelsin bizim misafirimizdir.

            “Sen şuralısın buralısın” diye böyle  saldırıya uğrarsa bunun sonu nereye varır.  Bu bölgeden gelen insanlar birbirine benzedikleri için” aman beni Çinli sanıp saldırabilirler” ülkemize gelmekten çekinmezler mi?

Bir de ki Çinli olsun bir turistin ülkesindeki yanlış politikadan ne kadar haberi olur.

            Diyelim ki bizim insanlarımız Suriye gibi  düşmanca  politika uygulanan bir ülkeye gitti,  benzer saldırıya orada  uğrasalar biz ne düşünürüz. Onun için aman dikkat; ülkemiz açısından önemli bir gelir kaynağı olan turizmi baltalarsak  böyle abuk sabuk işlerin yapılmasına çanak tutarsak, dünyada yalnızlığa mahkum oluruz.Bundan da hepimiz zarar görür.    

 109 total views,  5 views today

Next Post

Erdin Bircan çiftçinin sorunlarını dinledi

CHP Edirne Milletvekili Erdin Bircan, buğday hasadı yapan köylülerle görüşerek onların sorunlarını dinledi. CHP’li Erdin Bircan, Cuma günü yapılan CHP’li Divan Üyeleri seçimi sonrasından Ankara’dan Edirne’ye geçerek köyleri ziyaret etti. Çiftçilerin yaşadığı sıkıntıları yerinde gören ve onları dinleyen Bircan, çözümleri için elinden gelen çabayı sarf edeceğinin sözünü verdi. Cumartesi günü […]
EDİRNE AJANS İLETİŞİM
WhatsApp