İğneada’ya nükleer santral yakışır mı?

admin

fikri_yalin_kose            İğneada Kırklareli ili sınırları içinde Demirköy’de Karadeniz kıyısında sayıları her geçen gün azalan doğa harikası dünyada eşi az olan Langos ormanları ile bir yer adeta bölgenin oksijen deposu konumunda bir yer.  Bir yanda yemyeşil ormanı diğer tarafta deniz ile çevrili turizm açısından her geçen yıl önemi artan görülmeye değer bir doğa güzellikleri ile bezenmiş bir alan.  Biz bu güzellikleri yok ederek, nükleer enerji santrali kurmak istiyoruz.

Sanki ülkede başka bir yer kalmamış gibi böyle doğa harikası yerleri nükleer santral kurarak yok etmek istiyoruz.

Bu hangi hesabın kitabın, hangi aklın ürünü olduğunu bilemeyiz. Bu enerji santralının kurulması konusunda da hükümet üyeleri arasında farklı yorumlar var.

            Geçici hükümetin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Ali Rıza Alaboyun, İğneada’ya nükleer elektrik santral kurulacağını söylerken, Orman ve Su işleri Bakanı Veysel Eroğlu ise böyle bir projenin gündemde olmadığını ifade ediyor. Halk bunların hangisine inansın, söylenenlerin hangisi doğru.

Üstelik burası konum itibariyle Bulgaristan sınırına yakın bir yöre. Biz rıza göstermiş olsak da Bulgarların bu yönde dünyada nükleer santrallere tepkisini gerekçe gösterip sınırları yakınında böyle bir santralın kurulmasını engelleyebilir.

            Şöyle bir geçmiş yılları hatırlayalım. ANAP hükümeti zamanında Demirhanlı köyüne bir hava alanı yapılması girişimi oldu. Bunun için milyarlarca lira hava alanı olacak diye toprak altına gömüldü.

Sonunda denildi ki,  buraya uçakların iniş yapması mümkün değil. Nedenine gelince, uçaklar iniş kalkış anında hava alanı çevresinde tur atarken Bulgaristan sınırları içine girmek zorunda kalacaklar.

Bunun üzerine hava alanı yapılması durduruldu.

            Bu işe girişenler böyle bir teknik hesaba akıl erdiremiyorlar mı? Yoksa işin içinde başka dümenler mi oldu bilemeyiz, olay kapandı gitti bu hava alanı için harcanan paralar da heba oldu.

Burada da seçim öncesi baktık bu nükleer elektrik santralı konusu birden gündeme getirildi. Böylece ülkemizin İğneada gibi başka yerlerde az rastlanan güzelliği olan yerleri yok ederek Nükleer enerji santrali kuracağız.

            Ülkemizde elektrik enerjisi elde etmek için rüzgâr gibi çevreyi kirletmeden rüzgâr ve güneş enerji kaynaklarından yeterince yararlanamıyoruz.  Ülkemizde enerjinin ancak %5’ini karşılayacak olan bir tesis için böyle doğa tahribatına, çevreyi kirletecek bir tesisin kurulmasına gerek var mıydı?

Yargı kararları da bu santrallerin kurulmasına karşı olduğu halde neden burada tüm dünyanın karşı çıktığı nükleer santral kurulmasında ısrarlı davranılıyor.

            Öyle sanıyorum ki,  bu santralın kurulma aşamasında yine bir sürü teknik hatalar gündeme gelecek, belki de halkın tepkisi ve konumunun yanlış yerde olması nedeniyle santralin kurulmasından vazgeçmiş olunacak.

Bu arada halk “doğal güzelliklerimiz gidiyor” diye uzun yıllar huzursuz edilmiş olacak.

CHP’li Belediye Başkanları bu yönde duyarlılığını dile getirmeleri olumlu bir yaklaşım, İsterdim ki,  AK Partili belediye başkanları da bu tepkiye katkı sağlasınlar. Sanırım önümüzdeki günlerde iktidar partisinin belediye başkanları da nükleer enerji konusunda net tavırlarını ortaya koyacak özellikle İğneada’da kurulmak istenmesi ile neyin amaçlandığını açıklayacaklardır.

Belediye Başkanlarının toplantı sonrası yayımladıkları ortak bildiride, bu santralin bölge ve ülke yararına olmayacağı, bölgenin sosyal, kültürel doğal mirasını yok edeceği ifade edilip şöyle deniliyor, “Ancak 20 yılda tamamlanacak olan bu tesis yurt dışından borç alınarak yapılacak. Üretilen enerji halka para ile satılacak. Bu santralın yapımında ülkemiz insanlarından hiçbir teknik ve idari personel alımı yapılmayacak.

Denize deşarj edilen zehirli su ve bacadan çıkacak radyasyon yüklü gazlar sularımızı ve insanlarımızı zehirleyecek. Böyle insan yaşamı için tehlike oluşturacak tesise ülkemizin ihtiyacı olmadığı kanısındayız.

            Bilimsel ve hukuksal raporlar ortada olduğu halde Danıştay da dahil olmak üzere, bölgemizde böyle bir çalışmanın yapılması konusunda çeşitli derece yargı kurumları tarafından yasaklanmış olmasına rağmen, Ergene Havzası su toplama rezerv alanları ve birinci derecede verimli tarım topraklarını zehirleyerek,  yapılmak istenen bu nükleer tesise halkımızdan aldığımız güçle karşı olduğumuzu, hukuki olarak, tüm gücümüzü kullanıp bu santralin kurulmasına karşı mücadele edeceğimizi kamuoyuna duyuruyoruz” deniliyor.

Bu işin sonu nereye gider. Hükümetler santralin kurulmasında ısrar eder mi, yoksa halkın tepkisi ve bu tür tesislerin zararları dikkate alınarak bu projeden vazgeçilir mi önümüzdeki aylarda göreceğiz.

Halkın geniş kesimini ilgilendiren bu ve benzeri konularda sadece yönetici kademesinde olan kimselerin tepkileri ile çözüm bulunamaz. Halkın bu konuya sahip çıkması gerekiyor.

Bilindiği gibi daha önceki yıllarda Ergene kirliliğinin giderilmesi konusunda bölge halkının bu tehlikeye yeterince sahip çıkmaması, bazı çevrecilerin direnmesiyle yetinilmesi Ergene Nehri’nin kirliliğinin bu güne kadar devam etmesine neden oldu. Eğer bu kirlilikten madur olan Ergene Nehri çevresindeki vatandaşlar geniş katılımla bu kirliliğe tavır almış olsaydı Ergene Nehri bugüne kadar arıtılmış ve eski konumuna gelmiş olurdu.

İğneada’daki nükleer santral konusuna da halkın duyarlı davranması topyekün tavır alması gerekir. Bu tehlike Ergene Nehri kirliliğnden daha kapsamlı Trakya insanının tümünü ilgilendiren bir beladır. Bölge halkı parti farkı gözetmek sizin bu konuda tepkisini koymalıdır.

 87 total views,  2 views today

Next Post

Şimşek, “Ayçiçeği ve çeltik üreticisi mağdur edildi”

MHP Edirne Milletvekili Adayı Gürsel Şimşek beraberinde ikinci sıra adayı Hüseyin Ülker,  İl Başkanı Hakan Özkan ve yöneticiler gazetemizi ziyaret etti. Şimşek Parti çalışmaları ile ilgili olarak şunları kaydetti, “ MHP tüm birimleri ile birlikte seçim çalışmalarımızı sürdürüyor. Parti ilkelerine inanan kadrolarımız var. Bu bizce önemli. Türkiye’mizin 4 ay içinde […]
EDİRNE AJANS İLETİŞİM
WhatsApp