Kapıldım Gidiyorum

admin

Bu sözlerle başlayan Türk müziği tutkunlarının çok sevdiği bir şarkımız vardır. Bu güzel dizeler “Kapıldım gidiyorum-Bahtımın rüzgârına “ sözleriyle devam eder.

Bu şarkı bir anlamda bizim toplum yapımızı yansıtmaktadır.

Halkımıza “Medya” kanalı ile pompalanan görüşler günlerce gündemde tutularak milletin bu görüşlere ilgisi sağlanıyor.

Bu gelişmelerin ardından bir bakıyorsunuz, daha önceleri tam aksi görüşü savunanlar, Bu kez rüzgârın farklı yönden esmesi ile “Rüzgârgülü” misali yön değiştirip rüzgârın estiği yöne döner. Bize “  En doğru yol budur diye lanse edilen yoldan balıklama, sağımıza solumuza, yararına zararına bakmaksızın gidiyoruz. Sık sık farklı yönlere meyil edebilecek bir toplum özelliğimiz var. Sorunları farklı yönleri ile yorumlama neyin ne amaçla istendiğini ve sonuçları konusunda kafa yormaya gerek duymuyoruz.

Bugünü bugün olarak kabul edip günümüzdeki sorunların dünün birikimi sonucunda oluştuğunu, yarının da bugünden farklı olacağını ve bunun getirebileceği yarar ve zararları dikkate almıyoruz.

Ajitasyona yatkın bir toplum yapımız olması nedeniyle bugüne kadar birçok badireler yaşadık. Toplumun günden güne bilinçlenmesi dahi bizim bu klasik yapımızı değiştirmedi.

Ülkemiz bugün de kutuplaşma ile yüz yüze geldi. Basına yansıdığı kadara ile Türk siyasetine yön verenler her şeyi “Siyah ve beyaz” şeklinde halka yansıtıyor. Bu iki rengin karışımından oluşan bir anlamda fikirlerin anlaşmasını yansıtan ara renklerden gri renkler, ortak görüşler politikacılarımızın ilgi alanına girmemektedir.

Siyasi partilerimizin her Salı günü gurup toplantıları yapılmaktadır. Burada konuşulanları o parti taraftarı siyasi üsluplarında örnek olarak alırlar. Buradaki konuşmalarda siyasiler arasında barışı sağlayabilecek konsensus yaratacak sözler göremezsiniz. Her parti sözcüsü kendi fikirlerini vazgeçilmez doğru olduğu yolunda ısrarlı davranıyor. Bu tablodan ortak barışa yönelik bir kararın çıkması beklenmemeli bu kutuplaşmanın toplumda yaratacağı zararı dikkate alan yok. Toplumumuz bu ve benzeri kutuplaşmalardan bugüne kadar çok çekti.

Yaşı altmışı aşkın olanlar çok iyi hatırlarlar. Bir dönem “ Vatan cepheleri”  nedeniyle halk kutuplaşmış birbirinin kahvelerine de gidemez hale gelmişti. Cepheleşme daha sonraki yıllarda da farklı şekilde devam etti. Bugün de bu cepheleşmenin bittiğini söyleyemeyiz.

Halkın bu yapısını çok iyi tahlil eden siyasilerimiz bu tavırlarının halkın zararına olup olmayacağını dikkate almadan oy kazancını ön planda tutarak adeta halkın kutuplaşmasına çanak tutuyorlar. Sıradan güncel sorunlarda dahi ortak nokta bulmaya olumlu yaklaşman siyasilerimizin bu uzlaşmaz tutumları ileride ne getirip götüreceğini halkın başına ne sorunlar açacağını göreceğiz. Birlikten, dirlik dirlik ve güç doğacağı göz ardı edilirse bunun sonucu nereye varacaktır. Bundan zarar görecek olan yine halkımız olacaktır.

Halkın kendisini yönetenlere “siz neyin peşindesiniz”  şeklinde tepkisini dile getirmediği soru yöneltmediği sürece bu iş böyle devam edeceğe benziyor.  Halk başkalarının doldurması yerine kendi mantığı ile düşünüp karar vermesi çok şeyi değiştirebilecek siyasilerin böyle meydanlarda “Bol keseden atma” alışkanlıkları son bulacaktır. Aksi halde politikacılarımızın bilinen yöntemleri ile halkı tavlama yöntemleri eskisi gibi sürüp gidecektir.  Bu konuda dünyadaki toplumsal gelişmelerden ders alma alışkanlığımız da bulunmuyor. Bizim genel mantığımıza göre başka ülkelerin bizim hakkımızdaki görüşleri külliyen yalan ve iftiradan ibarettir. Aslına bakılırsa nasıl ki bizim yöneticilerimizin başka ülkeler hakkındaki görüşlerinde doğruluk payı olabiliyorsa, başka ülkelerin de bizim ülkemiz hakkında görüşlerinde haklılık payı olabilir.  Doğrular sadece bizim politikacılarımızın kanaatine göre dizayn edilmiyor.  Nitekim son aylarda yapılan değerlendirmeler ve olayların seyri bu konuda örnek oluşturmaktadır. Dünya iletişim ağının gelişmesi ile her geçen yıl küçülmekte.

Dünyanın bir bölgesinde yaşanan olay anında dünyanın dört bir yanına yayılmaktadır. Bu olayların yansıması diğer ülkelerde de göründüğünü nasıl inkâr edebiliriz. Onun için sorunlara her zaman şüpheci ve mantığımız çerçevesinde bakmak zorundayız. Aksi takdirde daha önceki yıllarda başımıza örülen çorapların tekrar örülebileceğini bu senaryoların her zaman hazır olduğunu unutmamalıyız.

 165 total views,  2 views today

Next Post

Sırtına Sardığı Uyuşturucularla Sınırda Yakalandı

       İpsala Sınır Kapısından Giriş Yapan Yolcu Otobüsünde Yolcu Olarak Bulunan Şahsın Sırtına Sarılı 3 Kilo Uyuşturucu Hammaddesi Ele Geçirildi   İpsala sınır kapısından Türkiye’ye giriş yapan Yunan plakalı yolcu otobüsünde bulunan Bulgar uyruklu şahsın sırtına sardığı uyuşturucu hammaddesi ele geçirildi. Ele geçirilen 3 kilo 20 gram ağılığındaki […]
EDİRNE AJANS İLETİŞİM
WhatsApp