Öfke Baldan Tatlı Fakat..

admin

Türk insanı olarak olaylar karşısında soğukkanlılığımızı korumaya pek alışık değiliz.  Konuşmalarımızda çok çabuk celallenip kızıyor öfkemize yenik düşüyoruz. Millet olarak tarih boyunca bu özelliğimizi korumuşuz.

Karşımızdakinin fikirlerine önem verip, kendi fikrimizin doğruluğunu süzgeçten geçirmek aklımıza gelmektedir.

     Söylediklerimizi ölçüp biçerek, kırıcı olmadan söylemek bunu alışkanlık haline getirmek gerektiği halde buna gerek duymuyoruz. Bu tavrımız sonucu kısa süre öfkeler sonucunda suç işleyip hapishanelere düşen binlerce insanımız var.

Cezaları kesildiğinde suçlarının ne olduğunu sorduğunuzda kendilerini “Kader kurbanı” olarak  nitelerler. Bu suçlanın işlenmesinin büyük bölümünün nedeni kısa sürede öfkeden bu öfkesini frenleyemeyip suç işlemesi sonucunda oluşmuştur.

Kendi doğrularımızda ısrarcı olmayıp karşımızdakinin sözlerini de soğukkanlılıkla dinleme ona göre karar verme bizim yapımıza biraz ters geliyor. Ben ne söylüyorsam o doğrudur ısrarı halkımızın suç kaynağının en büyüğünü oluşturmaktadır.

    Hapishanelere girenler ve girip suçunu çekip çıkanlarla konuştuğunuzda işledikleri suçlardan pişmanlık duyduklarını görürsünüz. Genç yaşında suç işleyip cezaya maruz kalanlar cezalarını çekip çıkmış olsalar da toplum içinde her zaman eziklik duyarlar bu suçları nedeniyle birçok yasal haklarından mahrum kalırlar.İş bulmada güçlük çekerler.

Halk arasında bir tabir vardır “Öfke baldan tatlıdır” denir. O anda duygularınızı tatmin etmeniz için öfke tatlı görünebilir. Fakat sonucuna baktığımızda bu tadın arkasında genellikle acı ve ızdırap yaşamımızı karartan gelişmeler olur.

İşlenen suçların genellikle bir anlık öfkelenme sonucu oluşması bunun ardından gelen cezalar ile toplum arasında düşmanlık ve bitmeyecek kavgalar sürer gider.

Basında yer alan haberlere göz attığımızda görüldüğü gibi iki çocuğun kavgası sonunda aileler arasında bazen meydan savaşına dönüşebiliyor.

Bunun sonucunda her iki taraftan yaralama ve ölüm olayları meydana gelir. Bu kavga anında birileri çıkıp “biz ne yapıyoruz” deme gereği duymuyor. Toplumumuzda mevcut feodal yapı “ Benim söylediğim doğrudur” yaklaşımı  bir anlık öfkelenme sonucu oluşan kavgaların bir türlü  son  bulmamasına neden oluyor. Bu kavgalardan  birileri hapishaneyi boylarken bir kısmı ise  bunu  hayatı ile öder. Onun ardında kalanlar ise daha sonraki yıllarda birbirinin hatalarını gözleyip kavga edebilecek ortam yaratmak ister.

Böyle bir toplum yapısında dostluk kardeşlik paylaşma anlayışı oluşabilir mi? Bir toplum önderinin dediği gibi “Vur fakat dinle” anlayışı yaygınlaşmalıdır.

   Toplumun en tepesindeki yöneticilerin birbiri ile dalaştıkları halkın bunları ibretle seyrettiği bir ortamda halktan nasıl barış ve dostluk beklenebilir. İmam bu durumda ise cemaat ne yapsın? Büyüklerimiz böyle yapıyorsa benim kavga etmem doğaldır diye düşünmez mi? Suç oranının azalacağı yerde artmasının arkasında yatan sebeplerin başında bu bitmez tükenmez  siyasi kavgalar yatmaktadır.

Bir yanda insanların yaşamlarındaki  gelecek belirsizliği,diğer taraftan ülkedeki bazı doğruların halka yeterince duyurulmaması, toplum arasında gerginliğin daha da artmasını körüklüyor.Bunun yanında bir de  halkımıza has olan kavgacı yapı, huzur ortamının üzerine tuz biber ekiyor. Aslında herkesin hayran kaldığı güzel ülkemizde, doğal güzelliklerin en yaygın olan memleketimizde,  paylaşmamız gereken ortak değerlerimiz o kadar çok ki, bir türlü o ortak paydada birleşemiyoruz.

Bu sonu gelmeyen kavgalar da devam edip gidiyor.

           ÜÇTE BİR KAYIT DIŞI EKONOMİ

    Devlet İstatistik Kurumunun verilerine göre, Mart 2013’te Türkiye genelinde istihdam edilen 24 milyon 974 bin kişiden 9 milyon 186 bininin kayıt dışı istihdam edildiği, Mart ayında kayıt dışı istihdam edilenlerin oranının üçte bir oranından fazla olduğu, bu oranın daha sonraki aylarda da artarak devam ettiği belirtildi.

Ayni verilere göre, Mart ayında istihdamın  %30’unu oluşturan 7 milyon 485 bin kadın çalışanın %51,6’.sının (3 milyon 864 bin kişi) herhangi bir sosyal güvence olmadan çalıştığı belirlendi. 17 milyon 490 bin erkek çalışanın %30,4’ü kayıt dışı olduğu görüldü.

Yine ayni dönemde, Türkiye genelinde 5 milyon 708 bin kişinin istihdam edildiği, tarım sektörünün kayıt dışı istihdam edilen kişi sayısı bir önceki yılın ayni dönemine göre 143 bin kişi artış göstererek 4 milyon 735 bin kişiye yükseldi.

 93 total views,  2 views today

Next Post

Zincirleme Kaza Şans Eseri Can Kaybı Yok

Ayşekadın Karakol durağı önünde sağ şeritte seyreden 34 GOC 34 plakalı resmi araç sinyal vermeden soldaki ara yola aniden dönmeye kalkınca arkasında seyreden ticari ve onun arkasında seyreden  hususi  taksi ani fren yapmış olsa da  durmayarak zincirleme kaza meydana geldi. İsmi açıklanmayan ve ehliyeti yeni aldığı öğrenilen resmi araç sürücüsü, […]
EDİRNE AJANS İLETİŞİM
WhatsApp