ÖĞRETMENLERİN MUTLU GÜNÜ

admin

fikri_yalin_kose

Bir 24 Kasım’ı daha geride bıraktık. Öğretmenlerimizin mutlu olması gereken, haklara kavuştukları gün bugün.

Bundan 85 yıl önce Cumhuriyetimizin yeni yeni temellerinin atıldığı ilk yıllarda 1924 yılında Kurtuluş Savaşımızın önderleri ilk olarak eğitime el attı.

Halkın medrese eğitiminden, kısaca eğitimsizlikten kurtulması için kolları sıvadı. 24 kasım 1924 günü Çağdaş eğitimimizin tarihi başlangıcı sayılan “Millet Mektepleri” Başöğretmenliğinin kabul günü öğretmenler günü olarak kabul edildi.

O günlerde temeli atılan çağdaş eğitim daha sonraki yıllarda ülke geneline yayılarak halkın bilinçlenmesine gençlerin cehaletten kurtarılması için savaş verdi.

Eğitimciler ve önderler bu yönde bir dizi engellerle karşılaştı. Eski medrese sisteminin geri getirilmesini halkın cahil kalmasından yana olanlar her fırsatta Atatürk’e engel çıkardılar.

Latin alfabesine çağdaş bilimsel eğitime karşı tavırlarını sürdürdüler. Cumhuriyet kurucuları en az kurtuluş savaşındaki engeller kadar eğitimin ülke geneline yayılması için savaş verdi. Yılmadılar, halkın aydınlanmasının muasır medeniyet seviyesine ulaşmada eğitimin en önemli unsur olduğunun idraki içinde mücadele verdiler.

Daha önceleri kırsal kesimde %5’e dahi ulaşmayan, kadınlar arasında yok denecek kadar az olan okuma yazma oranı Millet Mekteplerinin açılması, Atatürk ve arkadaşlarının bu konuda ısrarları ile köylerimizde okullaşma oranı her geçen yıl yükseldi.

Halk çocuklarının eğitim görmesi için kendi okulunu kurmada imece usulü ile destek veriyordu. Okuluna, öğretmenine sahip çıkıyordu. Özellikle Köy Enstitülerinin açılması ile eğitim daha da yaygınlaştı. Köylerden gelen kırsal kesim çocukları, bir yanda okul derslerine devam ederken, diğer taraftan tarlalarda bağ ve bahçelerde, inşaat işlerinde çalışarak, uygulamalı eğitime öncülük ettiler.

Daha sonra köylerine giderek halkla birlikte eğitimin gelişmesine katkı yaptılar. Köy Enstitüsü öğretmenleri okullarında bir inşaat ustası kadar inşaat bilgisine sahipti. Öyle hatırlıyorum, Uzunköprü Çavuşlu köyümdeki ilkokulumda öğretmenler odası yanında Öğretmenim Rahmetli Şaban Patır’ın işliği vardı. Orada okulun onarımı ve bahçenin kazılarak fidan dikilmesi, çatının aktarılması için her türlü donanım mevcuttu.

O günkü bahçenin güzelliğini düşünerek bugünkü okulun bahçesine bakarak utanç duyuyorum. Ektiğimiz fidanlardan eser yok. Bahçe, bahçe olmaktan çıkmış. Rahmetli Hocamız Köy Enstitüsü çıkışlı bir öğretmendi. Köyün tüm ortak sorunlarına yardımcı oluyordu. Köylüler arasında bir anlaşmazlık mı var, anında öğretmenimizin fikrini alıyorlardı. Bir evlilik mi olacak, yine başvurulacak yer öğretmenimiz oluyordu.

Her öğretmen bir enstrüman çalıyordu. Tarım işlerinde önderdiler, halkın sağlığı ile ilgileniyorlardı. Meyve fideleri aşılanıyor, örnek bahçeler oluşuyordu. Bu gidiş, öğretmenlerin köylerde saygınlık kazanması, yıllardır köylerde ve kentlerde saltanatını sürdüren tutucu çevrelerin rahatını kaçırdı. Bir toprak ağasının dediği gibi “Öğretmenler köylerde böyle saygın ve itibarlı hale gelirse benim ağalığım ne olacak” söylemleri üzerine pusuda bekleyen tutucu eski medrese eğitimini geri getirmek isteyen çevreler tekrar harekete geçti. Bu güzide eğitim kurumlarımızı yok ettiler. O günden sonra eğitim kurumlarımız bir türlü rayına oturmadı. Her hükümet, her bakanlık, kendine göre eğitim sistemi oluşturmak istedi. Medeni, çağdaş batı ülkelerinde en önemli bakanlık olan ülkenin gelecek nesillerini belirleyen milli eğitim sistemi ne yazık ki bizde “yaz boz” tahtasına dönüştü.

Gerçek öğretmen yetiştiren bu mesleğin eğitimini alan öğretmen okulları yerine bu meslekle ilgisi olmayan okullarda yetişenler öğretmen olarak tayin edildi. Bugün dershaneler mantar gibi türemişse bunun sorumlusu dershaneler değildir. Yeterli eğitimi vermeyen eğitim sistemimizdir.

Daha önceki yıllarda olmayan dershaneler neden bir anda ortaya çıktı?

İnsanlarımız keyfinden mi masrafa girerek evlatlarını dershanelere gönderiyor. Sen okullarına girme kriterini bugünkü sınav sistemine bağlarsan ve bu devam ederse Dershaneleri kapatman çare olmaz.

Bugün kapatılsa dahi yarın merdiven altlarında yasa dışı yollarda bu dershane sistemi devam eder. Velilerimiz bugün ihtiyacı karşılamayan eğitim sisteminde çocuklarının geleceği için ne gerekiyorsa yapar.

Burada ilk yapılması gereken öğretmen okullarındaki müfredatın istenilen seviyeye ulaştırılması olmalıdır. Bu sağlandığı takdirde, dershaneler zaten kendiliğinden kalkacaktır.

Bu arada madalyanın diğer tarafına da bakmak gerekir. Öğretmenlerimiz arasında mesleğini sevmeyen, “Laf olsun” diye zoraki görev yapan öğretmenlerimizin milli eğitimin bu duruma gelmesinde etkisinin olduğunu inkar edebilir miyiz?

Kuşkusuz bu görevi özveri ile yapan öğretmenlerimizi bu yönde tenzih ederim. Fakat görevini yeterince yapmayan geleceğimizin güvencesi olan gençlerimizin hayatı ile oynayan öğretmenlerimizin de olduğunu inkar edemeyiz. Bizim okulda okuduğumuz dönemlerde köy öğretmenleri 24 saat köylerinde kalıyordu. Öğrencilerin tüm sorunları ile ilgileniyor, adeta köylülerle akraba haline geliyordu.

Şimdi bakıyorum, bazı eğitimcilerimiz köylerde ders saati bitsin de şehre bir an önce döneyim diye can atıyor. Eğitim dışında köylerin sorunları, öğrencilerin aileleri ile ilgili sorunlar onları ilgilendirmiyor mu, böyle zoraki yapılan meslek olamaz.

Öğretmenlerimiz suçu eğitim sisteminde ararken kendi meslektaşlarının da hataları olduğunu göz ardı etmemeli. Öğretmenlik sevgi özveri isteyen bir meslektir. Diyebilirim ki en önemsenmesi gereken mesleklerin başında öğretmenlik gelmektedir. Çünkü yetiştireceğin nesil gelecekte ülke yönetiminde söz sahibi olacak ve ülkemizi yönetecektir. Öğretmenlerimiz bu binanın temelini sağlam yapmazsa o bina yıkılmaya mahkumdur. Atamız konuşmalarında öğretmenlerimize bu yönde defalarca uyarıda bulunmuştur. Öğretmenlik mesleğinin önemine dikkat çekmiştir. Bugün bu uyarılar ne kadar dikkate alınıyor. O konuda endişeler var. Dileğimiz o ki, Atamızın bu haklı uyarıları tekrar önem kazanır. Öğrencilerimiz bu sonu belli olmayan eğitim sisteminden kurtularak ülkemiz koşullarına uygun geleceğe güvenle bakan nesilleri yetiştirebilecek eğitim sistemine kavuşurlar.

Tüm bu duygularla Eğitim emekçilerinin bayramını kutlar, gelecekte özlemlerine kavuşmaları dileklerimi sunarım.

 47 total views,  2 views today

Next Post

Süloğlu’nun Kurtuluşunun 91.yılı kutlandı.

EDİRNE AJANS HABER MERKEZİ / 214 24 04 / edirneajans@hotmail.com Süloğlu ilçesinin Düşman işgalinden kurtuluşunun 91. yılı ilçede düzenlenen çeşitli etkinliklerle kutlandı. Tören ilk olarak Hükümet konağı önünde ki Atatürk anıtına çelek konulması, saygı duruşunda bulunulması ve istiklal marşının okunmasıyla başladı. Akşam Saat: 19:00’da ilçenin yeni yapılan Spor Salonunda devam […]
EDİRNE AJANS İLETİŞİM
WhatsApp