Önerge versen ne olur!

admin

fikri_yalin_kose            Türkiye bugün kanun hükmünde kararnamelerle idare ediliyor. Bu idarenin bir süre daha devamı söz konusu.

            Bu ne demek? Yasalar bu kanalla gerçekleşecek.  Buradan karar çıktığında yasanın iptali söz konusu değil. parlamentonun bu yönde gücü yetkisi bulunmuyor. İşin esası özü bu.

Hal böyle olmasına rağmen; bakıyoruz bazı milletvekillerimiz, bakanlar, hükümetin uygun görmedikleri icraatları hakkında soru önergesi veriyorlar.

            Bu önergeler bugün olağanüstü durumun yaşandığı ortamda aslına bakılırsa havada kalacak teklifler.

Sen istediğin kadar soru önergesi ver, bunlar dikkate alınmadığında itiraz edilecek merci yok, son karar yine Olağanüstü Hal Yasası sınırları için gerçekleşiyor. Bugünkü idare doğrultusunda sürecek.

            Parlamentonun normal görevini yapıp yapmadığı ise çalışmalarından belli oluyor. Onun için milletvekillerimizin böyle sonuç alınması zor olan soru önergeleri yerine, halkın arasına girip yaşadıkları sorunları yöresel olarak gündeme taşımaları halkla daha çok iç içe olmaları gerekir.

Ülkede çarşı, pazarda hayat pahalılığı almış başını gidiyor. Piyasanın yeterince denetlendiği yok.

            Dar gelirli insanlarımız kışı nasıl geçireceğini düşünüyor, ekonomik dar boğaz nedeniyle sanayi kuruluşları işçi çıkarıyor veya ücretsiz izin veriyor.

Bu arada Hükümet yetkilileri de emeklilere promosyon ücretinin ne kadar olacağı konusunu zamana bırakıyor, kaşla göz arasında çıkarılan yasa ile işçiler, işçi büroları kanalıyla kiralık olarak alınacak. Bunlar çalışma yaşamını zedeleyebilecek gelişmeler.

            Bankalar Sigorta  ve BAĞ-KUR emeklileri için  önerdikleri yıllık 20 küsur liralık fark emeklilerle alay etmek demek olmuyor mu?

Parlamenterlerin görevleri alt düzeyde olduğu dikkate alındığında milletvekilleri halkla daha çok bütünlük içinde olmalı. Nasıl olsa ülkemiz kanun hükmünde kararnamelerle çok güzel idare ediliyor, onların işleri hafiflemiş oldu.

Onun için sayın milletvekillerimiz bu sürede kendilerini milletvekili yapan halkın içine girip ülkemizin bugün içinde bulunduğu durum hakkında sağlıklı bilgi vermeleri, toplumu aydınlatmaları gerekir.

Ülke nereye gidiyor piyasalar ne durumda, medyanın halka duyurduğu ülkemiz ile ilgili haberler ne kadar doğru, halkımız bunları merak ediyor.

            Acı haberlerin ardı arkası kesilmiyor. Her gün şehit haberlerimiz geliyor, anaların gözyaşları dinmiyor. Bu acının sonu nereye varacak,  ailelerin gözyaşları ne zaman son bulacak.

Bakıyoruz şehit haberleri sıradan haber konumuna geldi. Güneydoğudan gelen şehitlerimizin haberleri magazin haberleri kadar değerli olmuyor.

            Bu vefasızlığın ilgisizliğin vurdumduymazlığın sonu nereye varacak.

Ateş düştüğü yeri yakıyor. Ve yakmaya da devam ediyor. Bu gidişle insanların tahammül sınırları zorlanıyor.

            Suni gündemlerle “Cambaza bak”  denilerek halkın acıları unutturulmaya çalışılıyor.

Bu gidişin iyi gidiş olmadığı konusunda halk arasında yaygın kanı var.

Bunun yansıması, etkileri tahribatı tüm ülkemize yansıyacak.

Bir yanda ülkemiz savaşın eşiğine gelmiş hatta savaş devam ediyor, diğer taraftan güneydoğuda devam eden terör ile yaşam daha ne kadar sürecek.

            Milletvekilleri gereksiz törenlerde toplantılarla vakit geçireceklerine ve sonuç alınması mümkün olmayan önergelerle halkı avutacaklarına, ülkenin hayati önemi olan konularla yakından ilgilenmeleri halkla daha çok iç içe omuz omuza olmaları gerekir.

Parlamenterlerin toplantılarına bakıyoruz, her zaman bilinen sözler. Halk bunun dışında ülkede ne olup bittiğini kamuoyuna yansıtılmayan sır gibi saklanan veya yanlış yansıtılan konuları merak ediyor, haklı olarak gelecekten endişe duyuyor.

Çevremiz ateş çemberi, Kurtuluş Savaşı öncesinde olduğu gibi emperyalist ülkeler Ortadoğu’dan yeniden pay almak, toprakları paylaşmak istiyor.

Irak, Suriye’nin paylaşılma savaşı var. Bizi de bu batağın içine sokmak istiyorlar.

            Birinci Dünya savaşı senaryoları yeniden gündeme geliyor.

Dileğimiz ülkemiz bu kaostan zarar görmeden kurtulsun. Ülkemizin birliği dirliği bozulmasın.

            Bu konuda endişelenmemek mümkün değil. Halkın temsilcileri tüm zamanlarını ülke yararına olacak,  böyle hayati önemi olan konulara vakitlerini ayırmaları lazım.

Diğer meseleler halkın fedakarlığı ile çözüme kavuşur. Yeter ki, ülkemiz sömürgeci güçlerin oyununa gelmesin, dualarımız bu yönde, çabalar da bu doğrultuda olmalı…

 

DİLBİLGİSİNİ BİR SADRAZAM YAZDI

            Tarihimizde ilk dilbilgisi kitabını, sonradan sadrazam olan Keçecizade Fuat paşayla Ahmet Cevat Paşa’nın ortaklaşa hazırladıkları “ Kavaid-i Osmaniye” ( Osmanlı Dilbilgisi Kuralları) adında olan 1884 yılında yayımlanan eserdir.

            Ercümeni Daniş denilen ve Tanzimat Devri’nde Fransız Akademisi örnek alınarak kurulan bir bilim kurulu tarafından yayımlanmıştır.   

 90 total views,  2 views today

Next Post

YENİŞEHİRLİOĞLU, “gençlerimiz çok kitap okumak zorunda”

            Edirne Kitap Fuarı’na katılan yazar Bahadır Yenişehirlioğlu okuyucularla yaptığı söyleşide, Edebiyat bugün çok önemli olduğunu belirterek, “ dün de çok önemliydi. Gelecekte de edebiyat önemli olacak. Zira edebiyatın içinde roman kültürel hayatının net bir şekilde konulması ve altının net bir şekilde çizilmesi açısından  en önemli argümandır. O nedenle edebiyatla […]
EDİRNE AJANS İLETİŞİM
WhatsApp