ÖZELLEŞTİRME ÇARE OLDU MU?

admin

Ülkemizde bir süredir, önemli bir işmiş gibi halka yutturulan devlet özelleştirmeleri, mahalli idarelerin mülk satışları, devletin ve belediyelerin her geçen yıl artan bütçe açıklarına bir türlü çare olmuyor.

fikri_yalin_kose

Bugün bakıyoruz, borç batağında olmayan belediye sayısı çok az. Bazı siyasi yöneticilerimiz özellikle iktidar partisi yönetiminde olanlar özelleştirmeyi çok yararlı bir hizmet gibi sunmaya devam ediyor. Özelleştirme olarak, halka sunulan açıkça devlet mallarının yabancı kuruluşlara satışlarının yarattığı zararlar, tahribatı zamanla daha iyi anlaşılıyor.

Bir asra yakın Cumhuriyet tarihimiz boyunca halkın katkıları ile kurulan ve milyonlarca insanımıza iş imkânı sağlayan kuruluşlarımızın tabelalarında bugün sahip olarak başka isimler var. Onlar bizim malımız olmaktan çıktı.

Bu kuruluşlarda çalışanların büyük bölümü de başka kurumlarda iş aramak zorunda kaldı veya işsizler ordusuna katıldılar. Bakıyoruz yeni yeni yapılan özelleştirme işlerinin yanlış olduğunun farkına varılmış olacak ki, satılan kurumlar yeniden canlandırılmak isteniyor. Elden çıkan devlet kurumlarının eski durumuna getirmek bugünden sonra çok güç. Aradan geçen zaman imkânları yok etmiş.

Özelleştirmeye feda edilen kurumlardan biri olan, Et Balık Kurumunun özeleştirilmesi sırasında alkış tutan oldu. Bugün baktığımızda üreticilerimiz bu kurumu dört gözle arar duruma geldi.

Dünyanın diğer ülkelerinde özelleştirmeye çok önem veren Avrupa Devletlerinde dahi kamunun böyle önemli kurumları özel sektör karşısında piyasa dengesini sağlamak amacı ile yaşatıyorlar.

Ne yazık ki bizde bu kapsamdaki devlet kuruluşlarının hemen hemen tamamına yakını elden çıkarıldı.

Şeker fabrikalarının özelleşmesi ile bölge halkımıza önemli bir gelir kaynağı olan pancar üretimi bitme aşamasına geldi.

Şeker ihraç edecek düzeyde olan Türkiye, yanlış politikalar sonucunda üreticiler mağdur edildiği gibi şeker ithal eden ülke haline dönüştük. Özelleştirme nereden bakılırsa bakılsın ülkemize yarar yerine zarar getirdiği özelleştirmeyi savunanlar tarafından dahi kabul edilir duruma geldi.

Telekom hisselerinin satışının ülkemize yarar sağladığını kim savunabilir?

Hesap kitap ortada. Telekom hissesinin az bir bölümüne sahip olan firma kısa sürede borcunu ödeyip karlı duruma geçti. Bu konumda olan özelleşme adına elden çıkarılan kuruluşlarımızın Hangi birini sayalım; limanlar, devleti sanayi tesisleri, elektrik sistemi. Kömür ve maden sahaları, bugün özelleştirilmiş durumda.

Bu kurumlarda çalışanların özlük haklarının korunduğunu, söylememiz mümkün değil.”Babamızın malı gibi satarız” anlayışını sonuçlar verdiği zararlar yeni yeni anlaşılmaya başladı. Giden kurumların yerini doldurmak onların ülke insanımıza sağladığı faydaları geri döndürmek bundan sonra mümkün değil. Ayni satış hastalığı mahalli idarelerde de devam ediyor. Bütçede bir açık mı var. Belediyenin malını sat açık kapansın. Bu nereye kadar sürecek. Bu kaynaklar da bir gün tükenecek.

O zaman açıklar nereden kapanacak. Siz har vurup harman savurursanız, belediyeler imkânlarını farklı kanallara harcarsa Devletimiz de belediyeler de borç batağından kurtulmaz.

Nitekim ülkemizde satıp savmadan kendi imkânlarını tasarruflu kullanarak ayakta kalan kaç belediyemiz var?

Onların dışında büyük bölümü devlet politikası ile benimsenen “sat işini gör” sevdasına kapılmış durumdalar.

Bakalım bunun sonu nereye kadar gidecek. İnsanlarımızın bu ve benzeri insan aklını zorlayan “bu da olur mu?” dedirten uygulamalar karşısında sabırları son noktaya geliyor.

 

Bir halk deyişi vardı, çoğumuz duymuşuzdur. Osmanlı Devleti’nin hüküm sürdüğü dönemlerde, bir mollanın çömezi, kısaca yardakçısı çok küfür edermiş. İki lafından biri ağzından küfür sözcükleri çıkarmış.

Bundan huzursuz olan molla çömezinin küfür etmemesi için, dilinin altına bakla koydurmuş. Bir gün molla yanında çömezi ile sokaktan geçerken kadının biri” molla efendi biraz bekler misin”diye seslenmiş. Bunun üzerine molla beklemeye başlamış uzun süre beklemenin ardından kadın mollaya “teşekkür” etmiş.

Molla, kadına kendisini neden uzun süre beklettiğini soruduğunda kadın “tavuklarımı kuluçkaya yatırdım. Çıkacak civcivlerin sizsin kavuğunuzdaki gibi tepeli olmasını istiyorum, onun için sizi beklettim” cevabını vermiş. Kadının bu sözü üzerine sinirlenen molla yanındaki küfürbaz çömezine “ çıkar ulan dilinin altındaki baklayı istediğin kadar küfür edebilirsin” demiş.

 184 total views,  2 views today

Next Post

Döleneken Gazetemizi Ziyaret etti

EDİRNE AJANS HABER MERKEZİ / 214 24 04 / edirneajans@hotmail.com CHP Belediye Meclis Üyesi ve Edirne Belediye Başkan aday adayı Namık Kemal Döleneken yanında kendisini destekleyen partililerle birlikte gazetemizi ziyaret etti. Belediye Meclis üyesi olması nedeniyle Edirne’nin sorunlarını çok iyi bildiğini bu aşamada basın karşısına çıkmayı doğru bulmadığını kaydeden Döleneken” […]
EDİRNE AJANS İLETİŞİM
WhatsApp