POLİTİKAYA HAYIR DİYEN YOK

admin

Günümüzde politika o denli cazip ki, kime politikada bir yer teklif
edilse hayır diyen çıkmıyor.
Bakıyorsun adam hayatın hiçbir alanında başarılı olamamış
çevresinde de saygınlığı yok denecek kadar az,politik alanda kanisine
birleri fırsat vermiş,aklınca böyle çakma güvence ile halka önderliğe
soyunuyor.
Bir bakıyorsunuz; “bir baltaya sap olamamış” kişiler politikacı olunca
toplumda itibar kazanmış saygın kişiler oluvermiş.
Bunu fırsat bilenler daha sonra politikada çıtayı daha da
yükselterek, daha üst makamlara aday olabiliyor.
Bir de ekonomik gücü olup kendisine, “ yürü ya kulum” diyecek
birilerini bulduğu zaman bir bakıyorsunuz toplumda dışlanan kişiler
siyaset sahnesinde as solist olabiliyor.
Bu arada görevini layığı ile yapan siyasette kendi gücü ile kademe
kademe yükselen politikacılarımızı tenzih ediyorum.
Ne yazık ki, birçok alanlarda olduğu gibi politika için de o göreve layık
olanların haklarının yenmediğini söyleyemeyiz. Siyasette
yükselebilmek için, kendi gücünün ötesinde bazı yan desteklerin
olduğu yadsınamaz. Bu durum siyasette başarılı olabilecek sadece
kendi gücüne güvenecek kişilerin yükselmesine de ket vuruyor,
yükselmelerini engelliyor. Politikada Ali Cengiz oyunlarının
döndüğünü gören birçok değerli insanımız bu çirkefliğin içine girmek
istemiyor.
Politikada siyasete atılan kişilerin geçmişte siyasi alanda neleri
yaptığına, hizmetlerine bakan da yok.

Bir futbolcu veya başka alanlarda yükselmek isteyen kademe
kadema yükselir bunun belli bir basamağı vardır. Diğer meslek
dallarında da durum böyledir. Sıradan bir memuru bir anda kademe
yükseltip genel müdür yapmazlar.
Yeni işe giren bir işçiye de ustalık görevi verilmez. Çünkü bu işi
beceremez. Bakıyorsunuz o güne kadar politika ile ilgisi olmayan biri
başka alanda kariyerini ortaya atarak politikaya soyunuyor. Avrupa
ülkelerine baktığımızda politikada yükselme belli bir hizmetle oluyor.
Bu göreve soyunanlar ilkin sıradan üye olarak giriyorlar.
Bu arada parti üyesi olan kişinin partiye karşı yükümlülüklerini
yerine getirip getirmediği sınanmış oluyor. Daha sonraları delegelik
görevi veriliyor. Burada da başarılı olursa daha üst kademelere
yükseliyor. Bizde ise durum hiç de öyle değil. Partisini politikasında
habersiz olan biri bir bakıyorsunuz mantar gibi ortaya çıkıp belli
görevlere gelmiş.
Böyle tesadüfen gelen kadrolardan nasıl siyasi başarı beklenir.
Siyasiler arasında saf değiştirmelerin ana kaynağı bu kadroların
mensup oldukları siyasi partiyi başka amaç için kullandıklarını
gösteriyor.
Bizim ülkemiz kadar siyasi tavrı belirsiz demokrasi ile idare edilen bir
ülke olduğunu sanmıyorum.
O anda esen rüzgâra göre politik tavır belirleniyor. Ne acıdır ki,
bazıları çıkarı nerede ise onun koltuğuna sığınıyor. Yine bazı politik
simsarlar bir süre önce kıyasıya eleştirdiği bir partinin militanı haline
gelmiş. Böyle kaygan bir ortamdan siyasete güvence olur mu?
Bırakınız sıradan vatandaşları yıllarca siyasetin içinde olan kişiler
dahi bir gün nadim olarak, rakibi partinin müridi oluveriyor.

Diyebilirim ki bizim ülkemizde uzmanlık, tecrübe sorunu aranmayan
tek görev her halde politika.
Biri açık kapı görmeye görsün bakıyorsunuz balıklama üzerine
atlıyorlar; “ Ben bu işten anlamam politika benim harcım değil”
diyene rastlamadım. Piyongo bileti misali ;“ ya tutarsa” diye politika
sahnesine atılıyor. Önümüzdeki yıl belediye başkanlığı, belediye
meclis üyeliği ve İl genel meclis üyeliği için seçim yapılacak.
Bakıyorum bereketli bir seçim maşallah aday adayı bolluğu var.
Duyan ben aday adayıyım demiş. Bu kadar talip olan bir göreve
gerçekten o görevi çok daha iyi yapacak olanların talip olması çok zor.
Bu aday adaylarının bazıları, seçilmesine destek oldukları parti
delegelerine veya partide yetkili kişilerin arkasına dayamış durumda.
Böyle bir tablodan ne derece sağlıklı bir yönetim çıkar. Kuşkusuz bir
göreve talip olmak herkesin hakkı. Fakat insan şöyle kendini bir tartar,
o görevin sorumluluğunu yükünü kaldırıp kaldıramayacağına bakar,
ona göre bu göreve talip olur.
İşe göre adam mantığı politikada geçerli olmamalı. O zaman
vekâletimizi vereceğimiz kadrolarda politika yerine başka faktörler
etkili olur. Tam siyasi bilinç almayan, rüzgâra göre yön değiştirebilen
kadrolar yüzünden ülkemizde demokrasi bir türlü rayına oturamıyor.
Onun bunun adamı olarak politika yapılmamalı. Her partili kişilerin
değil partisinin ilkeleri etrafında kenetlenmeli ki o zaman siyasette
kişi egemenliği diye bir şey kalmaz. Bazı politika simsarları;”benim şu
kadar adamım var” diye piyasada dolaşamaz.
22,DH.599 veya 889 plakalı bir araç.( bu aracın plakası ayni saatte
ordu evi önünden geçişte kesin plakası belirlenebilir) saat 09.00
sularında Karakol durağından şehir merkezine seyri sırasında o anda
yaya geçidinden geçmekte olan yayalara ağza alınmayacak küfürlü
sözler kullandı.

Yaya geçitlerinde yayalar öncülük tanınması gerektiği halde
buradan geçen vatandaşlara hararet eden bu zata söylediğinin fazlası
iade edilmesi yeterli değil. Böyle kural tanımaz insanlara yaptırım
uygulanmalı. Şehirde yaşamanın sorumluluğu hatırlatılmalı.

 69 total views,  2 views today

Next Post

ÖZEL BEYKENT ANADOLU VE FEN LİSESİ’NDE OKUMAK İÇİN PEK ÇOK SEBEBİNİZ VAR

Özel Edirne Beykent Anadolu ve Fen Lisesi müdürü Bahattin Erel, idealinde Fen Lisesi’nde okumak varken yanlış tercihlerle Anadolu Liseleri’ni kazanan öğrencilerin Fen Lisesi’nde okuma imkanlarının hala devam ettiğini, değişen ağırlıklı ortaöğretim başarı puanı hesaplamaları sebebiyle Beykent Liselerinde üniversiteye hazırlığın çok daha avantajlı olduğunu söyledi.   Bünyelerinde hem Fen Lisesi hem […]
EDİRNE AJANS İLETİŞİM
WhatsApp