Sarayiçi’nde bunu da gördük

admin

  fikri_yalin_kose          Sarayiçi ismi her zaman Edirne ile anılan, yıllardır devam eden yağlı güreş müsabakalarıyla Türk gücünü dünyaya duyurduğu bir yer olarak bilinir.  Güreşlerin yapıldığı zaman yurdun dört bir yanından binlerce insanı bir araya getiren tarihi bir yerdir. Sarayiçi dendiğinde günümüzde Kırkpınar etkinlikleri akla gelir.

Aslında bu alanın tarihimizde bir başka özelliği de var. Osmanlı Devletinin can çekiştiği sömürge ülkelerin yurdumuzu dört bir yandan kuşattığı dönemin başlangıcı olan Balkan ülkelerinin ittifak yaparak ülkemize saldırdığı Balkan Savaşının en kanlı günleri buralarda geçti.

            Osmanlı Devleti’nden gerekli desteği alamayan Şükrü Paşa elindeki kısıtlı sayıda kuvvetle düşmana uzun süre direndiği Edirne’de insanlarımız çok acı günler geçirdi.

Savaş sırasında işgalci güçler tarafından evlerinden alınarak Sarayiçi alanına kapatılan uzun süre aç susuz kalan Edirnelilerin bazıları bu işkenceye dayanamayıp yaşamını yitirdi, bazıları ise yaşayabilmek için ağaç kabuklarını yedi.

            Büyüklerimizden bu acı günlerin hatıralarını dinleyerek büyüdük. Kırkpınar alanı böyle bir acı olaya da sahne oldu.

Dört bir yanı tarih kokan, bir yanda Balkan Harbi’nde şehit düşenlerin isimlerinin yer aldığı Balkan Şehitliği, diğer yanda Osmanlı Rus Savaşında yakılıp yıkılan saray kalıntıları.

Alanın ortasında göğe yükselen Adalet Kasrı ile insanı duygulandıran bir yerdir. Sarayiçi.

Böyle bir alan şimdi de ülkesinde savaş devam ettiği için yaşadığı toprakları terk ederek ülkemize sığınan Suriyeli mültecilerin Avrupa hayaline kanarak Edirne’ye geldiklerinde sığınacağı alan oldu,alan adeta bir mülteci kampına dönüştü.

            İnsan ister istemez “ bu günlere de mi tanık olacaktık” diye soruyor.   Kırkpınar’ın yapıldığı yer Sarayiçi ta, Ortadoğu’nun bir ucundan kalkıp buraya gelen mültecilerin toplandığı alan olacak.  Daha önceleri bu söylenmiş olsa böyle bir iddiada bulanlara güler geçerdik.

Şimdi bakıyoruz Suriyeli çoluk çocuk genç ihtiyar, özürlü binlerce mülteci Sarayiçi’nde toplanmışlar gelecekleri için ne karar verilecek onun beklentisi içinde.

            Alanda dolaşan Suriyeli sığınmacılar bir yanda pehlivan heykelleri diğer tarafta Kırkpınar başpehlivanlarını görünce meraklı gözlerle “bunlar ne” diye soruyor. Şu dünyanın işine bak. Bir zamanlar Osmanlı Devletine bağlı olan bu toprakların insanları ülkesini istilaya karşı korumak için canlarını feda ettiği Avrupa ülkelerine yıllar sonra gidebilmek için yollara düştüler.

Balkan şehitliğindeki isimlere bakıldığında şu anda topraklarımızın dışında bulunan Arap ülkelerinden gelip Balkan Savaşında şehit düşenlerin isimlerini görüyoruz.

            Şimdi bu ülkenin insanları kendisini yok etmek isteyen ülkelerini sömürüp tüm varlıklarına el koyan ülkelere gidebilmek için canlarını feda ediyorlar.

Bu ibret alınacak bir durum. Bu insanlar neden kendi ırkından ve aynı dili konuştukları ekonomik durumu çok iyi olan komşu Arap ülkelerine gitme yerine dini, dili geleneği göreneği ayrı üstelik daha önceleri kendi ülkelerini sömüren ülkelere gitmek istiyor.

            Bunu çok iyi sorgulamak lazım. Ortadoğu batıklığının insanları ne duruma getirdiğini iyice anlamak gerek.

Ülkeyi bu duruma sokmak isteyenlerin gerçek amacını bu örneklerle daha iyi anlayabiliriz. Bugün Ortadoğu’da insanları huzur içinde yaşayan demokrasinin az çok uygulandığı bir ülke yok. Sadece Türkiye demokrasi konusunda direniyor. Halkın söz sahibi olabildiği uygarca yaşam savaşı veren tek ülke Türkiye.

            Ortadoğu’daki İslam ülkelerinin bu denli geri kalmalarının gerçek sebebini çok iyi düşünmemiz lazım, bunda en önemli faktör nedir.

            Bu kadar zengin topraklarda yaşadıkları halde neden bir türlü gelişemiyorlar.

Sadece ülke yönetimine çöreklenen bir avuç azınlığın hâkimiyetinde eziliyor. Ülkemizin yönetiminde söz sahibi olmak isteyen ve Ortadoğu ülkelerinin yönetimlerinin özlemini çekenler için son yıllarda yaşananlar,  kurmayı arzuladıkları yönetimlerde insanların nasıl idare edildiği konusunda ibret verici olmalı.

            Sarayiçi’nde meydanda bekleşen gelenlere meraklı gözlerle bakan adeta dertlerine çare uman o insanları gördükçe insanın yüreği parçalanıyor. İnsanlık adına utanç duyuyor. İnsanın mültecileri bu duruma getirenlere ve destek olanlara lanet okuyası geliyor.

Hiçbir kimse yerinden yurdundan kopmak istemez. Kısa bir süre evimizden ayrıldığımız zaman dahi bunun ne kadar zor olduğunu görüyoruz.

            Bir de toraklarından tamamen koparılan yakınlarının mezarlarını, evini, yurdunu terk eden  bu mültecilerin yerine kendimizi koyalım, ne acı bir  durum değil mi? Özellikle hiçbir şeyden habersiz sizlere gülümseyen mini yavruların durumu ise içler acısı.

Birçok olaya sahne olan Sayayiçi’nde mültecilerin yürekler acısı durumunu görünce, bir sinema perdesi gibi bunlar gözümün önünden geçti.

            Ortadoğu ülkelerin arasında en uygar en medeni bir ülke olan Suriye halkının bu duruma gelmesini sağlayan olanlara göz yumanlar acaba bu durumdan endişe duymuyorlar mı? Bu konuya çare bulmak için çaba göstermek akıllarına gelmiyor mu?  Bu olanlardan bizim de payımızın olduğunu  düşünmüyorlar mı?…         

 21 total views,  2 views today

Next Post

Silistre’deki Çevirme Restaurant Türklerini ikinci adresi oldu

            Bulgaristan’ın Romanya sınırındaki Silistre kentinde faaliyet gösteren Çevirme Restaurant hijyenik mekanda müşterilerine hizmet sunuyor Çevirmeci kompleksi içinde 650 kişilik düğün salonu da bulunuyor. Genellikle Türk asıllı olanlar bu salonda düğün, derneklerini yapıyor. İşyeri hakkında bilgi veren işyeri sahibi Valentina Mirchanova ve oğlu Mihail Mirchanov; […]
EDİRNE AJANS İLETİŞİM
WhatsApp