Sendikacılar Kendi Derdinde

admin

İşin aslına bakıldığında sendikalar ve meslek kurum temsilcilerinin asli görevi temsil ettikleri kuruluşun haklarını sonuna kadar korumak ve kollamaktır.

    Özet olarak hak ihlallerinin emek sömürüsünün önüne geçmektir.

Kamuda olduğu gibi özel sektörde de, sendikacılar kuruluş yöneticileri bu görev amacıyla seçilirler. Temsil ettikleri kurumun haklarını korumak amacıyla görev üstlenirler.

Son yıllara bir göz atalım.

Yasalarda yapılan değişikliklere gereken duyarlılığı  göstermeyen özel sektör ve sözüm ona kamu sendika temsilcileri ara bir meydanlara çıkıp yanlarına aldıkları beş on kişi ile haklarını alacaklarına inanmak mümkün mü?

Bu ilgisizliği halka mal etmek işin kolaycılığına kaçmak olmuyor mu.? Sendikacıların beğenmedikleri, duyarsız dedikleri  halk bir zamanlar hakkını aramak için gerektiğinde meydanlara çıkan direnen halk değil midir.?

İşin aslına baktığımızda, sendikacılarımız temsil ettikleri kitlenin hakkını arama yerine, kendi saltanatlarının yıkılacağı endişesindeler.

Şöyle bir araştıralım, bugüne kadar sendikacıları gayreti, çabası ile hangi haklar alınabilmiştir.

Bundan böyle sendikacılık” Söke söke alırız “yerine özel sektör veya kamu sektöründe” ne verilirse on razı oluruz, kabulümüzdür”  der duruma geldi. Bir masaya oturup günlerce devam ettiği söylenen göstermelik toplantılar, formaliteden öteye gitmiyor. Kamu çalışanlarını hakkını almak için konfederasyonlarda görevli zatların basına yansıyan hak iddialarının bugüne dek hangisi gerçekleşti.

Ülkemizin en eski işçi  konfederasyonu Türk-İş’in haline bakınız.Daha önceleri kamuda güçlü olan, çalışanlara verilen haklarla varlığını devam ettiren bu köklü konfederasyon bakıyorsunuz bugün ne hale geldi.

Bir Genel Başkanları var,

İşçi mi işveren temsilcisi mi belirsiz. Altındaki yöneticilerin cılız çabaları ise sonuç vermiyor. Bunu o kurumun başına kimler seçti?

Bu konfederasyona bağlı sendikacılar değil mi? Genel kurulda  muhalefetin uyarılarına aldırmayan” Bu işi en güzel sen yaptın, Türk-İş’in durumunu bu hale getirdin  bundan sonra da kaldığın yerden devam et”  onayını verenler şimdi seslerini çıkaramıyor. Seslerini yükseltseler neye yarar.Kamu kuruluşlarını temsil eden memur sendikacılarını temsilcilerinin yakalarındaki rozetlerinin ötesinde ve ara bir mesajları dışında birkaç kişi ile yaptıkları sözde hak arama toplantıları ile nereye varabilirler.

Aslında “Hak verilmez alınır ”sözcükleri geçerliliğini yitirdi. Tüm sendikalar “ne verilirse onunla yetinir” hale geldi.

Bu arada gözden kaçan bir durum var. Bu sendika temsilcilerimizin büyük bölümü de kendi haklarını zedeleneceğinden endişeli. Bazı profesyonel sendikacıların aldıkları maaşlar açıklansa hayrete düşersiniz.Altlarına özel arabalar, tahsis edilen, konforlu yaşam süren bu zatlar zannetmeyiniz ki babalarının hayrına sadece işçilerin haklarını savunmak için o  makamlarda kalıyorlar. Aslında durum hiç öyle değil. İşin özüne  bakarsanız bol paralı ve lüks yaşamlarını son bulacağından endişe ediyorlar. Bundan sonra işleri çok daha  zora giriyor.Bugüne kadar sürdükleri saltanat son bulacağa benziyor,”deniz bitiyor”.Lafla sendikacılık dönemi son buldu.Bunu yasaları kısıtlanmasına bağlamasınlar.

Haklarda kısıtlanma geldiğinde tırsıp seslerini çıkarmayan, kendi haklarını gideceğinden korkan sendika yetkilileri işi bu duruma getirdi” küçük olsun yeter ki bizim olsun” mantığı ile hareket edip,  birbiri ile anlaşamayıp, çalışanları onlarca sendikaya bölünmesine göz yuman konfederasyon temsilcileri şimdi kendi  yaşamları zora girmesinin telaşı içindeler. Siz sendikacıların söyledikleri “çalışanların haklarını kazanmak için gece gündüz didiniyoruz hakkımızın alınmasına razı olmayız” lafları kimseyi aldatmasın.

Esas çabaları,koparılan fırtına, kendi rahatları kaçıyor, parsa küçülüyor esas telaşları bundan.Tüm bu doğrulara karşın ,her güçlüğe rağmen işçilerin haklarını savunma gayreti içinde olan, bu uğurda   gücü oranında çalışan sendika temsilcileri yok mu ? tabi ki var fakat getirilen yasalarla hakları iyice budanmış tabanı erimiş sendikaların seslerini duyurmaları haklarını aramaları çok zor.Zira sendikacılık “hak verilmez alınır” yerine “ne verilirse ona razıyız” haline geldi.

 310 total views,  2 views today

Next Post

Kapıkule'de 5 Milyon Makaron Ele Geçirildi

Edirne’deki Kapıkule Gümrük Sahası’nda iki TIR’da yapılan kontrolde 5 milyon 50 bin adet makaron (filtreli sigara kağıdı) ele geçirildi. Edinilen bilgiye göre, Türk plakalı 2 TIR, 25 Ekim ve 26 Ekim tarihlerindeTürkiye‘ye giriş yapmak üzere Kapıkule Gümrük Sahası’na geldi. TIR’ların dorseyi çevreleyen güvenlik mührünün koparıldıktan sonra tekrar yapıştırıldığını tespit eden […]
EDİRNE AJANS İLETİŞİM
WhatsApp