Sezai Baba türbesi bayramda ziyaretçi akınına uğradı

admin

Bir süre önce restore edilerek hizmete açılan Sezai Baba Türbesi Başkam süresince yerli ve  başka illerden gelen konukların akınına uğradı.

Bostanpazarı mevkiinde bulunan Sezai Baba Türbesi Ramazan Bayramında ziyaretçi akınına uğradı. Sezai Baba hakkında bilgi sahibi olan vatandaşlar türbeye gelerek dua edip dileklerde bulundular. İstanbul’dan Sezai Baba türbesini ziyaret amacıyla Edirne’ye gelen Fatih Mesleki Eğitim Merkezi Müdürü Salih Güneş;eşi ve çocukları ile Lüleburgaz’a bayram ziyareti için geldik.Hasan Sezai Günşeni Dergahı’nı da ziyaret etme gereğini duyduk. O amaçla Edirne’ye geldik. Bu arada bu güzel kentteki tarihi eserleri ziyaret ettik. Daha sonra Sezai Baba Türbesini ziyaret edip dua ettik. Türbe ziyaretinde çok duygulandık. Edirnelileri böyle tarihi eserlere sahip oldukları için kutluyorum. Bu arada Edirne’ye gelip Şükrüpaşa Anıtını ziyaret etmeden olmaz. Oradaki tarihi olayları bir kez daha yaşamak gerekir. Ben herkesi Edirne’ye gelip tarihi yerleri ziyaret etmelerini öneriyorum. Geçmişimize sahip çıkmalıyız. Geçmişine sahip çıkmayanın geleceği de olamaz. Özellikle gençlerimiz tarihi yerleri ziyaret etmeli atalarının kahramanlıklarını hatırlamalı.

Sezai Baba türbesi bayramda ziyaretçi akınına uğradı (2)

 

 

 

 

 

 

 

 

SEZAİ BABA KİMDİR

İslâm Âlimlerinden ve Evliyanın büyüklerindendir.İsmi Hasan Bin Ali,Mahlası Sezai’dir.Tasavvufta Gülşeni yoluna mensub idi. 1669 (H.1080) yılında Gördes’de doğdu.Şehrin bu günkü adı Korent olup,Yunanistan sınırları içinde kalmıştır. 1738 (H.1151) senesinde Edirne’de vefat etti.Kendi ismi ile anılan Dergâhının bahçesinde defnedildi.

Hasan Sezâî,18 yaşına kadar doğum yeri olan Gördes’te kaldı.1687 senesinde Venedikliler o beldeyi istila adince gemi ile Gördes’ten İstanbul’a geldi.Yolculuk esnasında Halvetiye yolunun büyüklerinden biri ile tanışıp sohbetinde bulunduğu Hasan Sezâî genç ve yakışıklı olmakla zahiri güzelliği sahip olduğu gibi edep ve ahlakının fevkalade olması ve çok iyi terbiye edilmesiyle bâtıni güzelliği,kalb ve ruh temizliğine sahib idi.Anlayış ve istidadının pek çok olması, ileride yüksek ilmi mertebelere yükseleceğini gösteriyordu.

İstanbul’dan Edirne’ye geçen Hasan Sezâî bir taraftan oradaki alimlerden zahiri ilimleri tahsis ederken,diğer yandan kendisini tasavvuf yolunda yetiştirip,manevi terbiye verecek bir rehber aradı.

Gemi yolculuğu esnasında tanıştığı zatın,tesiri ve bir rüyada ki işaret üzerine, Aşık Musa Dergahında bulunan Şeyh Muhammed Sırrî efendiye talebe olup bir müddet hizmetinde bulundu. Muhammed Sırrî (K.S.) vefatından sonra onun vekili olup yerine geçen Muhammed Lâlî Fenaî Efendiye beğlandı. Muhammed Lâlî Efendi aslen Katamonu’lu olup Edirne’de Şeyh Şücâ Zaviyesinde talebe yetiştirmekle meşgul idi.Hasan Sezâî ye dergâh’ın vakıflarının icârlarını toplama vazifesi verildi.Bunun için Sezâî’ye câbî Dede efendi de denilmiştir. Hasan Sezâî ondan mezun olup,Gülşeni Veli Dede Dergâhının Şeyhi oldu.

Buradaki vazifesinin altı ay’ı dolunca hocası Muhammed Lâlî’nin halifesi olan Muhammed Hamdi Efendi vefat etti.Bunun üzerine Hasan Sezâî onun yerine geçti. Hasan Sezâî Efendi bir gün talebeleriyle sohbet ederken Kalb gözüyle hocası Muhammed Lâlî Efendinin vefat ettiğini anlayıp,şiddetli üzüntüye kapıldı ve yere düştü.Bu esnada bir diş’i kırıldı ve bu diş’i tahtaya saplandı.Günümüzde de bu diş’i mihrâbın sağ tarafında bulunmakta,ziyaret edenler tarafından görülmektedir.

Hasan Sezâî (K.S.) bir ara İstanbul’a gelmişti.Daha önce Edirne’de iken ismi her tarafta duyulmuş olduğundan İstanbul’a gelince bir çok kimse onu görmek arzusu ile bulunduğu yere akın etti.Fakat o,tevazusunun çokluğundan,gayet sakin idi.Böyle gelip sohbette bulunanlardan bazılarının kalbine,Hasan Sezâî Efendiyi tahmin ettikleri gibi bulamama düşüncesi geldi.O gece bu kimselerin her biri,rüyalarında Resûlullah Efendimiz (S.A.V.)’i ziyaret için Medine-i Münevvere’ye gittiklerini Fakat kapı da Hasan Sezâî Efendi’nin bulunduğunu ve Huzür-u saadete girebilmek için onun yardımı gerektiğini gördüler. Ertesi gün rüyalarını birbirlerine anlattıklarında,hepsi aynı rüyayı gördükleri anlaşıldı.Böylece Hasan Sezâî Hazretlerinin Resûlullah Efendimizin varisi olan büyük alimlerden olduğunu yakînen anladılar.

Hasan Sezâî Hazretleri daha sonra Mısır’a gitti.Kahire’de Gülşeni Degahında vazife yapan İbrahim Çelebi tarafından,Gülşeni tarikatında ikinci Pir olarak kabul edildi.

GEYİK BOYNUZU

Rivayet edilirki; Hasan Sezâî Efendi zamânında, Edirne’de, kötü yola düşmüş bir kadın vardı. Bir zaman bu kadın hâlisane olarak tövbe edip, eski halinden vaz geçti. Sâlih ameller işlemeye başladı. Fakat, uygunsuz kimseler tarafından tedirgin ediliyor, rahat bırakılmıyordu. Bu kadın Hasan Sezâî’ye gelerek yardım istedi. O da, kadına dergâhta kadınlara mahsus kısımda kalabileceğini bildirince bir oda tahsis edilip, kadın orada kalmaya, ibadet ve tâatla meşgûl olmaya başladı.

Bu arada boş durmayan fitneciler, Hasan Sezâî hakkında çirkin iftirâlar yaymaya başladılar. Daha da ileri giderek, bir gece dergâhın kapısına Geyik boynuzu astılar. O ise bu hallere sabrediyor kimseye bir şey demiyordu. Geyik boynuzunu dergâhın içine aldırdı. Edirne vilâyeti günlerce bu dedikodularla çalkalandı. Hasan Sezâî Efendi yine sabrediyor, hiç ses çıkarmıyordu. Bu şayianın yayılmasından az zaman sonra, Edirne’de müthiş bir uyuz hastalığı peydah oldu. Hasan Sezâî hakkında her kim iftra ve dedikodu etmiş ise ve her kim bu dedikoduları dinleyip kabul etmiş ise bu hastalığa yakalandı.Hastalık bu sözlere karışmış olanlara yayılıyor,diğer insanlara bir şey olmuyordu.Hastalığa yakalananların bütün vücutları yara bere içinde kaldı.Hiç biri derdine çare bulamadı.Affı ve merhameti çok olan Hasan Sezâî Hazretleri,onların bu hastalık sebebiyle şiddetli acı ve sıkıntı çekmelerine dayanamadı.Mübarek kalbi tahammül edemeyip,bir gece kılık kıyafetini dğiştirerek çarşıya çıktı.Kahvelerin birine girdi.Hiç kimse onu tanıyamadı.Uyuz olanlara yaklaşarak; “Sizin derdinizin ilacı Hasan Sezâî’dedir.”deyip ayrıldı.

Sezai Baba türbesi bayramda ziyaretçi akınına uğradı (1)

 

 

 

 

 

 

 

 

Ertesi gün dergâhın önü Ana-Baba gününe döndü.Hastalığa tutulan herkes çâre bulmak ümidi ile dergâha koşuyordu.Hasan Sezâî efendi gelenlerden,her birine onların dergâhın kapısına astıkları geyik boynuzundan kazıyıp,toz halinde veriyordu.O tozu yarasına süren herkes,Allahü Teala’nın izni ile şfa buldu. Bu arada herkes hatasını anlayıp,yaptıkları iftira ve dedikodulara pişman oldular,tövbe ettiler.Böylece bir dertten kurtulmuş olmanın verdiği sevinçle,bir sergi açıp üzerine para attılar.Toplanan paralarla dergâhın kapısına bir çeşme yapıldı.

PEKİ ÖYLE OLSUN

Bir gün içkiye mübtela olan bazı gençler,torbalarına içki şişeleri koyarak,kıra içmeye gidiyorlardı.Giderken,Hasan Sezâî’nin dergâhının önünden geçmeleri icabett.Hasan Sezâî Efendi onları görerek; “Evlatlar,nereye gidiyorsunuz.Torbaların içindeki şişelerde ne var?” diye sordu.Gençler,muziplik olsun diye ve hallerini gizlemek için gülerek; “Efendi Baba! Kıra gezmeye gidiyoruz.Şişelerimizde de şerbet var.” dediler.Hasan Sezâî tebessüm edip;”peki öyle olsun.” buyurdu. Gençler ayrılıp gittiler.Kıra vardıklarında sofralarını kurdular.Şişelerindeki içkiyi içmeye başladıklarında hepsi birden çok şaşırdı.Çünkü şişelerin içindeki içkilerin hepsi şerbet olmuştu.Sonra yolda Hasan Sezâî Efendi ile karşılaştıklarını ve konuşmalarını hatırladılar.Bu halin o büyük zatın bir kerameti olduğunu anlayıp,tövbe ettiler,artık bir daha içki içmediler.

HASAN SEZÂÎ HAZRETLERİNİN OĞLUNA YAZDIĞI MEKTUP

Gözümün nuru evladım.Her halinle seni Cenab-ı Hakk’a emanet ettim.Kalp gözün açık olsun.Mahluklara güzel ahlak ile muamele edesin.Bütün amellerin en güzeli,güzel huylu olmaktır.Dili tatlı olanın dostu çok olur buyurulmuştur.Daima insanların ayıbını gizle,kimsenin ayıbını yüzüne vurmadan ve kızgınlıını yenmeye çalış.İhtiyarlara karşı hürmet et.Bir fakir gördüğün zaman gücünün yettiği kadar elinde bulunandan yardımda bulun.Bunlara riayet edersen ömrün uzun olur.Hak Teala her yerde seni aziz eder.Daima affedici ol.Vasiyetlerimi tutarsan dünyada rahat ve muhterem,ahirette mükerrem olur,rızamı kazanırsın.Daima itikadı düzgün salih imselerle birlikte bulun;Dünya fanidir,ne sana kalır,ne de başkasına.Baki kalacak şey Allahü Teala için olan Muhabbettir.

 

 

 

 

 391 total views,  2 views today

Next Post

Havadan sudan konuşmak

            Dostlar aralarında bazen aralarında geçen muhabbetleri özetlerken” havadan sudan konuştuk” diye tanımlarlar. İnsanlarımızın bu türde arasında karşılıklı sohbet ortak anılarını görüşülmeleri kitleler arasındaki sevgi bağlarını güçlendirir. Uzun Ramazan Bayramı tatilinden yararlanarak günlük iş alınımın dışında arkadaşlarımla görüşme imkânım oldu. Onların odaklandıkları günlerinin büyük bölümünü geçirdikleri kahveleri ziyaret ettim. Arkadaşlarımın […]
EDİRNE AJANS İLETİŞİM
WhatsApp