SİYAHLA BEYAZ GİBİ

admin

fikri_yalin_kose Ülkemizde insanlarımız arasında  tarih boyunca iki kutuplu yaşam  devan etmiş. Geçmiş  yıllarda  kurulan Türk Devletleri yine soydaşları ayni soydan olanlar tarafından  yıkmış.

   Tarihte çok daha önceki yıllara gitmeye gerek yok. Osmanlı Devleti zamanında bakıyoruz. Padişah ve çevresinde yaşayanlar her zaman  rahat ve huzur içinde sıkıntısız yaşarken.Ülkesi için savaşan gelir  sağlayan  kırsal kesimde  yaşamını sürdüren halk   yoksulluk,sefalet  içinde yaşamış  ve hiçbir zaman yönetimde sesi duyulmamış,söz sahibi olamamıştır.Saray çevresinden uzakta olan halk  cahil ve yoksul kalmıştır.

Osmanlı Devletinin son yıllarında, gerileme devrinde Avrupa’da demokrasi hareketinin başladığı dönemde halk ile yönetim arasındaki uçurum artarak devam etti.

 Osmanlı halkı yurdunun dört bir yanında devam eden savaşta cephelerde can verirken Padişah ve çevresinde olanlar yine huzur içinde yaşam sürdü. İstanbul ve büyük kentlerde bir eli yağda bir eli balda yaşadılar.

İmparatorluğun yönetiminden hoşnut olmayanlar Avrupa’da gelişen milliyetçi hareketlerden ve ülkenin kötü gidişinden etkilenen kesimlerin İmparatorluğa karşı kutuplaşmaları sonucunda İttihat ve Terakki hareketi doğdu. Bunun karşısında ise mevcut idareyi savunan Hürriyet ve İtilaf hareketi yer aldı. Bu karşıtlık savaş meydanlarına askerler arasına da yansıdı.

  Özellikle Balkan Savaşlarında ülkenin bu bölünmüşlüğünün çok zararını gördük. Yöneticiler arasındaki ikili yapı,birinin  olur dediğine diğerinin olumsuz  yaklaşımı,asla olmaz demesi sonucunda ülke adeta ikili yönetim haline geldi .

Bu bölünmüşlük 600 yıllık imparatorluğun çöküşünü hazırladı. Cumhuriyetin ilk yıllarına da baktığımızda halk arasında ikili görüntü devam etti.

Kurtuluş Savaşı ardından Atatürk ve çevresinde olanlar Cumhuriyet ilkelerini savunurken, bir kesimi padişahlık özlemi içindeydi. Halkın bir kesimi Cumhuriyeti içine sindiremedi, eski yönetimin devamından yana tavır aldı.

Bu durum Atatürk’ü ve arkadaşlarını yeni idarenin oluşmasında çok zor durumda bıraktı Bazı milletvekilleri Meclise önerge vererek. Ülke sınırları dışında doğanlara siyasi kısıtlama getirilmesini savunarak,  Atatürk’ü siyasetten dışlamak istedi.

   Fakat bunda başarılı olamadılar. Cumhuriyetin ilk yıllarında bu bölünmüşlük siyaset sahnesine de yansıdı. Cumhuriyet sistemini ülkede uygulamaya çalıştıkları yıllarda Yurdun dört bir yöresinde Cumhuriyet karşıtı isyanlar çıktı. Ülkeyi yönetenler bir de bunlarla uğraşmak zorunda kaldı.

Bu arada siyasi parti denemeleri oldu. Serbest Fırka kuruldu. Kurulması ile birlikte bu parti taraftarlarının yaptıkları toplantılar rejim karşıtlığına dönüştü. Bunun üzerine bu parti kısa sürede kapatıldı.

   Daha sonraki yıllarda da Ülkede iki kutuplu  yaşam devam etti. Siyasi parti girişimleri her zaman  Cumhuriyet karşıtlığına dönüşüyordu. İkinci Dünya Savaşı,Ülkede  Cumhuriyetin temellerinin atılması ve bu arada yaşanan sıkıntılar.Halkın yöneticilere karşı tepkisine neden oldu.

   Böylece halk arasında kutuplaşma daha da  belirgin hale geldi. Biriken  bu  karşıtlık 1946 yılında Siyasi Partiye dönüştü. Çok partili demokrasiye ilk adım olan Demokrat parti kuruldu. Bu parti kısa sürede halk arasında güçlenerek dört yıl sonra yapılan seçimlerde ülkenin kurucu kadrosundan iktidarı devraldı.

Bu demokrasiye geçiş olarak halk arasında büyük coşku ile karşılandı. Demokrat partinin iktidarının ilerleyen yıllarında yine halk arasında kutuplaşma belirgin hale geldi. Halk Vatan Cephesi ve karşıtları olarak ikiye bölündü.  Bu guruplardan olanların kahveleri ayrıldı. O günleri hatırlayanlar Vatan Cepheleri yüzünden aileler dahi birbirine dargın hale geldi.

Ülke içinde toplu nümayişler başladı. Sonunda Askeri Darbe geldi. 1960 yılında hazırlanan Anayasa ilk yıllarda meslek kuruluşları ve işçiler arasında örgütlenme, sendikalaşma imkânı yarattı. Bunun ardından başlayan halk hareketleri nedeniyle “Biçilen  elbise  bize bol geldi” diyen yöneticiler, Anayasanın orasını burasını kırparak “ Kuşa” çevirdi.

    Ülkemizde  yetmişli yıllar yine  fırtınalı yıllar oldu. Koalisyon dönemleri ile 1980 yılına gelindi. O zaman yapılan askeri darbe ağır aksak işleyen demokrasiyi ayaklar altına aldı.

İnsan hakları iyice tırpanlandı.Örgütlenme hakları geri alındı.Halkı dışlayan bir Anayasa ile  yine fırtınalı yıllar geçirildi.Bundan sonraki yıllar hepimizin içinde olduğu yıllar.Onların da geçen dönemden pek farkı yok.Son yıllarda yaşadıklarımız bunun en belirgin kanıtı…..

 97 total views,  2 views today

Next Post

Günşen Avcılar Derneğini Ziyaret Etti

AK Parti Edirne Belediye Başkan Adayı  Ahmet Günşen  kurum ve kuruluş   ziyaretlerini sürdürüyor. Pazar günü Avcılar Derneğini ziyaret ederek yetkililerle görüşen Günşen kendisinin de  bir avcı olduğunu  söyledi. Günşen konuşmasında daha sonra şunları kaydetti; “ Avcılık bizim toplumumuzun genlerinde olan bir spordur. Bu bir nevi savaşa da hazır olmayı gerektiriyor. […]
EDİRNE AJANS İLETİŞİM
WhatsApp