Yaşlılar da gençleri anlamalı

admin

fikri_yalin_kose

 

 

 

 

 

 

Toplumumuzda yaşı ilerlemiş olanlar genellikle gençleri “ Aklı ermez, cahil, tecrübesiz” olarak nitelendirirler.

            Bazı konularda akılları gençler kadar ermese gençler doğru fikirleri savunsalar dahi gençlerin fikirlerini kabullenmezler.

Anne babaların gözünde çocukları hep küçük onların himayesinde  kalması  gerektiği  şeklinde düşünürler akıllarının eremeyeceği düzeye ulaştıklarını bir türlü kabullenmezler.

            Yaşlılar, gençleri gelişen teknoloji ile donanımı sonucu yaşlıların

            Bu konulara akılları yetmediği için teknolojik gelişmeleri de gençlerin gereksiz uğraşısı sınıfına dâhil ederler.

Genç nesil ile yaşlılar arasında böyle çelişkiler her geçen gün daha da artıyor.

Toplumda kuşaklar arasında bu sorunlar bazen aileler arası kavgaya, sürtüşmelere dostlukların zedelenmesine neden olabiliyor.

            Özellikle eski geleneklerine takılıp kalan dünyadaki gelişmeleri yok sayan ileri yaştaki bazı kuşaklar gençlerin yetişme tarzına uğraşılarına mesafeli yaklaşıyor gençlerin tavırlarından endişe duyuyor.

Gençler de dünyada gelişen teknolojinin rüzgârına kapılıp onları günlük yaşantılarının her safhasında kullanarak yaşlılarla aileleriyle aralarındaki kopukluğu daha da derinleşmesine neden oluyor.

            Örneğin son teknoloji ile adeta bilgisayar konumuna gelen cep telefonlara ile gençlerin gün boyu bu aletle meşgul olmaları diğer sorunları ilgisiz kalmaları,  özellikle bizim gençlerimize has bir uğraşı haline geldi ve gittikçe yaygınlaşan bir tutku haline dönüştü.

Bu uğraşının gençler arasında vazgeçilmez uğraşı haline dönüşmesi aslında gençlerin geleceğini de olumsuz etkileyecek, gençlerin ilgilenecekleri konulardan uzaklaşmalarına neden olacak seviyeye gelmesi onaylanacak bir durum değil.

            Gençlerimiz bu konuda büyüklerin eleştirilerini dikkate almaları gerekir.

Yaşlılarımız da bu uyarıyı yaparken kendi yaşamlarından örnek göstererek değil, dünyada gelişen teknolojiyi de dikkate almaları, bu teknolojiden yerinde ve zamanında yararlanılması gerektiğini söylemeli, gençlerimiz de büyüklerin bu yerinde uyarılarını yadırgamamalı.

Kuşaklar arasında böyle gereksiz şeylerden kaynaklanan kopukluk zamanla daha da derinleşerek daha büyük sorunların doğmasına da neden olabilir.

Türk toplumu uzun yılların deneyimi olan geleneklerinden tamamen uzaklaşmamalı.

Bakıyoruz yeni neslin eskilerle giydiği, yediği kültürü dinlediği müzik tamamen farklı ve onlardan kopuk, birçok evde ailelerin fertleri aynı masada yemek yemiyor. Aile bireyleri arasında bir araya gelip dertleşme aile sorunlarını tartışma diye bir durum yok.

Aile bireyle kutlu bayram günlerinde dahi bir araya gelemiyor.

            Gençlerimiz teknoloji rüzgârına kapılıp geleneklerimizi tümüyle dışladıkları takdirde ileride büyük tehlikelerle karşı karşıya kalabilirler.

Türk toplumunu asırlardır ayakta tutan faktörlerden biri gelenek ve

göreneklerimiz aile bağlarımız olmuştur. Bunları yok sayamayız.Yok, saydığımız ve geçmiş yılların adetlerini gereksiz olarak kabul etmemiz durumunda sudan çıkmış balığa döneriz.

SEVERİM

Severim, kokusu olan çiçeği, türküsü olan kuşu.

Severim, yemyeşil yapraklı ağacı yağmur yağdıran bulutu.

Severim, yıldızı ayı olan geceyi pırıl pırıl güneşi olan gündüzü.

Severim, gülücükler saçan çocuğu, severim doğruluk dürüstlükten ayrılmayan insanı.

Severim, makine başında çalışan emekçiyi, severim hakkını sonuna kadar savunan insanı.

Severim, törelere direnip ezilmeyen kadınları. Severim siyasilerin rüşvetini elinin tersiyle iten insanları.

Severim, her türlü zorluğa rağmen, yalan söylemeyen insanı.

Severim, ihbarcılığı, jurnalciliği en büyük günah sayan insanı.

Severim,  pırıl pırıl ruhlu Müslümanları.

Severim, al yazma altında çalışıp yobazların şerrinden uzak duran kadınları.

Severim, arkadaşlığı dostluğu en yüce değer sayan insanları.

Severim Atasının hizmetini,  Cumhuriyetin değerlerini en yüce değer sayan insanları.

Akıllı olan, insan olan, köle ve mürit olmayan insanları en çok severim.

 

 

ÖZLÜ SÖZLER

Kendini olduğundan az göstermek, alçakgönüllülük değil budalalıktır.

  Kendine değerinden az paha biçmek korkaklıktır pısırıklıktır.

                            MONTAİGNE

 

İLK METELİĞİ 2. MAHMUT BASTIRDI

          İlk metelik 1833 tarihinde Osmanlı Sultanı 2. Mahmut’un tahta çıkışının yirmi beşinci yıldönümü onuruna çıkarıldı.

            Ayarı düşük olan bu kara beşliklere “ metelik”  denilmeye başlandı.

            Çeşitli zamanlarda bastırılan 10 ve 5 paralık  “ Yeni Metilikler” bozuk para sıkıntısını karşılayamaz duruma gelince 1910 yılında 40-20-10 ve 5 paralık olmak üzere nikel metelikler bastırıldı.

İLK ATLARIMIZ ÇİFTELER’DE YETİŞTİ

            Türkiye’de ilk at üretim çiftliği ( Hara) 1913 yılında Eskişehir’de Çifteler’de  ( O zamanki adıyla Aziziye’de ) kuruldu.

            Kurtuluş savaşında Yunanlılar burayı da yakıp yıkarak kullanılmaz duruma getirdiği için 1923 yılında yeniden düzenlendi.

            Böylece Türkiye’de ilk at yetiştiriciliği başlamış oldu.  

 

 79 total views,  2 views today

Next Post

Beşir Derneği’nden nezaket ziyaretleri

              Beşir Derneği il temsilcisi Tuğrul İnce ve il yöneticisi Metin Beyazoğlu tarafından Edirne Ticaret Borsası Başkanı Özay Öztürk ve Meclis Başkanı Fedai Canım’a nezaket ziyareti gerçekleştirildi. Tanışma amaçlı yapılan nezaket ziyaretinde derneğin faaliyetleri hakkında bilgi verildi. Canım ve Öztürk‘‘Toplum yararınayapılan milli ve manevi […]
EDİRNE AJANS İLETİŞİM
WhatsApp