Edirne Barosi  Başkanı Av Özgür Yıldırım  ülkemizde gelişen son olaylarla ilgili olarak yaptığı açıklamada  Demokrasinin olmazsa olmaz şartının ‘çoğulculuk olduğunu belirterek  şunları kaydetti”. Çoğulculuk anlayışının hakim olmadığı ‘çoğunluk’ anlayışının egemen olduğu rejimlerde demokrasiden söz etmek pek mümkün değildir. Çoğunlukçu demokrasi anlayışı ile faşizm arasında bir çok benzerlikler mevcuttur. Çoğunlukçu anlayışta olanların esasen yapmış oldukları ‘demokrasicilik oynamaktan’ başka bir şey değildir. Demokrasinin öncelikle hoşgörü rejimi olduğu unutulmamalıdır. İnsanların futbol takımıtutar gibi bir siyasi partinin sempatizanı olduğu ülkelerde demokrasi kültürünün yerleştiğinden söz edilemez. Demokrasi aynı zamanda bir özeleştiri ve otokontrol rejimidir.

Seçilmişlerin görevi ‘yönetmek’ ve ‘idare etmektir’. Toplumsal konularda kendi başlarına ‘karar almak’ değildir. Toplumun tümünü ilgilendiren hayati konularda ortak akıl ve ortak irade devreye girmelidir. Özellikle yaşam alanları ve özel hayat üzerinde siyasi iktidarın tasarruf etmemesi gerekir. Böylelikle toplumsal çatışma ve kamplaşmaların önüne geçilebilir. Bu da ancak çoğulcu demokrasi kültürünün yerleştiği toplumlarda mümkün olabilmektedir. Çağdaş ve ilerlemiş ülkelerdeki demokrasi anlayışı çoğulcu demokrasidir.

Ülkemizin kıdemli üyelerinden olduğu Avrupa Konseyi’nin demokrasi anlayışı da ‘çoğulcu demokrasidir’

Çoğulcu demokrasi anlayışında muhalefetin de azınlığın da temel hak ve özgürlükleri mutlak ve sınırsız bir güvence altındadır. Aslında güvence altında olan tüm toplumun temel hak ve özgürlükleridir. Demokrasilerde çoğunluk elbette önemlidir. Ama azınlık veya muhalefet oylarını yok sayan bir anlayış da kabul edilemez. Yapılacak seçimlerde azınlıkta veya muhalefette olanların da seçimi kazanıp ileride çoğunluğu oluşturabileceğine inanılmalı ve bu inanç benimsenmelidir.

HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ HERŞEYİN ÜZERİNDE

Çoğunluk, elindeki iktidarı sınırsız bir biçimde kullanamaz. Hukuka aykırı eylemlerde bulunamaz. Siyasal iktidar yargısal denetime tabidir. ‘Hukukun Üstünlüğü’ prensibi her şeyin üzerindedir. Çağdaş demokrasi anlayışı bu temele dayanmaktadır. Yargının siyasallaştığı devletler hukuk devleti olamazlar. Ortada hukuk devleti yoksa demokrasi yoktur, temel hak ve özgürlükler güvence altında değildir, milli egemenlikten de söz edilemez. Çünkü millet, egemenliğini yasama, yürütme ve yargı organları eliyle kullanır.Millet adına egemenlik yetkisini kullanmakla görevlendirilmiş seçilmişlerden oluşan yasama ve yürütme erklerinin temsilcileri hatalı kararlar alabilirler. Bu hataların önüne de yine millet adına yargılama yetkisini kullanan bağımsız yargı geçmekte ve millet adına yargısal denetim yapmaktadır. Yargısal denetimi hazmedemeyen yöneticiler asla ve asla demokrat olamazlar. Demokrasinin olmazsa olmaz bir diğer şartı da yargısal denetime saygı duymaktır. ‘Devlet Adamlığı’ kavramı da bunu gerektirir.

Temel hak ve özgürlüklerin parlamentolarda oybirliğiyle alınacak kararlarla dahi kaldırılamayacağı ve kısıtlanamayacağı bilinmelidir. Bu hukuk devletinin bir gereğidir. Aynı zamanda seçim sistemi yüzünden halkın tamamının parlamentoda yer alamadığı gerçeği de gözardı edilmemeli, parlamantoda temsil edilemeyen siyasi görüşlerin de yönetime katılımı sağlanmalıdır. Av.Özgür YILDIRIM-Edirne Barosu Başkanı